Asikurtlar©

Suç Kimde

Suç Kimde
24 Aralık 2016 - 14:00 'de eklendi ve 4444 kez görüntülendi.

Rus büyükelçisinin katledilmesi ile beraber ortaya çıkan tabloda gayriciddî açıklamaların maksadı hakkında kafa yoranlar kimi zaman medyada doğru soruları sormak suretiyle yetkililerden konuya açıklık getirmesini talep ediyorlar. Yetkililerin yaptığı açıklamalar ise son derece lakayt ve devlet ciddiyetinden uzak olmakla beraber, köşeye sıkışmışlığın verdiği hezeyanları da içeriyor. En çok arkasına sığındıkları söylem; Ey Rusya, neden senin elçin korumasız geziyor?

Bu soruyu birden fazla hükümet üyesinden duyunca rahatsızlığım had safhaya ulaştı. Bu soru, sadece devleti ve milleti aşağılamakla kalmıyor ayrıca pis bir pişkinlik ve itiraflar serisini ortaya koyuyor. Yahu senin ülkende sana bir başka devlet tarafından emanet edilmiş bir diplomat, senin muvazzaf memurunca katlediliyor. Sen karşındaki devleti ve maktülü suçlu çıkarmak adına tedbirsizlikten bahsediyorsun.

Düşünmeden yapıldığına inanmak istediğim bu söylemin vahametine dikkat çekerek yönetenlerin bu tür durumlarda ağızlarını ve hareketli tüm azalarını zaptı rapt altına almalarına katkı sağlamak istiyorum. Zira “Neden korumasız geziyorsun?” sorusunun ilk akla gelen açılımı, bu ülke lanet bir ülke, bu ülke güvensiz bir ülke, bu ülke canların pazarda değerinin olmadığı karanlık bir ülke, bu ülke her an bombaların patlayabileceği kritik bir ülke, bu ülke istihbaratı çökmüş bir ülke, bu ülke şeref ve haysiyet yoksunlarının normalden fazla olduğu bir ülke…

Böyle iğrenç bir ülkede bizler, yani bu ülkeyi yönetenler onlarca koruma ile gezerken, bir sayın büyükelçi, hem de bu ülkeyi iyi tanıyan bir büyükelçi nasıl olur da korumasız dolaşır? Hem de bu ülke için en büyük tehdidi oluşturan gazeteci bir grubun içine tedbirsiz nasıl girer? Devletin burnunun dibinde patlayan bomba bile fütursuzca patlıyorsa sayın büyükelçi nasıl yanına yüz kadar koruma görevlisi almadan elçilik binası dışına çıkar? Nasıl olur da kapısında X-Ray cihazı olmayan bir binaya hem de insanlık için gereksiz fotoğraf sergisi gibi bir programa elini kolunu sallayarak gider?

Mağduru suçlu çıkartma eylemlerinde oldukça mahir olan yönetenlerimiz, aynı refleksi Rus elçisinin katli olayında da göstermeye kalkınca ülkemiz adına en zelil bir durumu deşifre etmiş olmayı bile görmezden gelip, kendilerini aklamanın yollarını arıyorlar. Hatırlayın, ekmek almaya giden bir çocuğun öldüğü olayda, “Orada ne işi vardı? Neden o saatte ekmek almaya gidiyordu? Neden kafasında baret yoktu?” türünden savunma mekanizmalarının havada uçuştuğu günler yaşadık.

Tecavüze uğrayan çocukların tahrik edici olmakla suçlandığı bir yargı anlayışının var olduğunu da unutmayın. Hatırlayın, daha yakın zamanda yaşı küçük mağduru, tecavüzcüsü ile evlendirmeye mahkûm eden bir tasarı tepkiler üzerine son anda geri çekildi.

Pozitif hukukun temel prensiplerinden olan, masumiyet karinesi bu ülkede daima yönetenler lehine işletildi. Yaşanan toplumsal olayların tamamında yönetenlerin sorumsuzluğuna hükmedildi. Yöneten güruhta iseniz doğuştan masumsunuz ve sorumsuzsunuz. Ancak mağdur iseniz, asıl suçlu sizsiniz. Yaşadığınız mağduriyetin temelinde sizin özel yaşamınızdan tutun da arkadaş ve akraba çevrenize kadar her şeyinizle siz sorumlusunuz. Sosyal hukuk devleti ve devlet adına yönetenler daima günahsız. Bu anlayışın sonunda geldiğimiz nokta ise, bu adamların bilgilendirdiği Sayın Cumhurbaşkanı’na katilin ölü olarak ele geçirilmesini açıklarken, ceket ve gömlek giyen bir kişinin üzerinde bomba olma ihtimaline karşı öldürüldüğü savunmasını yaptırdığıdır.

Ülkemizde son 15 yılda uygulanan ekonomi politikalarının vahim sonucu olarak dolar yükseliyor; suçlu, ABD deki seçimler! Ülkemizi yönetenler üretimi cezalandırdığı için bu topraklar pazar haline geliyor ve temel gıda maddelerini bile ithal ediyoruz; suçlu, tarlasını sürmeyen köylü! İhracata gereken devlet desteği verilmiyor ve büyük firmalar iflasın eşiğine gelmiş, işçi çıkartıyor; suçlu, şirketleri kötü yöneten müdürler! Deprem kuşağında olan ülkemizde yapı denetimleri gereği gibi yapılmıyor ve küçük depremlerde büyük kayıplar veriliyor; suçlu, dini hayat yaşamayanlar! Terörle mücadele gereği gibi yapılmadığı için canlarımız her gün toprağa düşüyor; suçlu, muhalefet liderleri!

Elbette bu nevrotik durum sadece yönetenlerde olan bir psikolojik rahatsızlık olmaktan çıkıp, topluma da sirayet etmeye başladı. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında zulme uğrayan askerlerimize toplumun önemli bir bölümü, oh olsun onlar da üniformalı olmasaydı dedi. Şort giydiği için dayak yiyen kız ile ilgili haberler TV kanallarında yayınlanınca, oh olsun o da öyle giyinmesin diyenlerin sayısı hiç de az değildi. Ünlü simaların vefat haberleri yayınlanınca, sanki ölüm farklı zihniyete sahip “kötülere” yaratanın bir cezası imişçesine oh olmuş diyenler, sayılamayacak kadar çoktu.

Gerek toplum fertlerinin gerekse yönetenlerin bir an evvel hak ve adalet kavramlarını sloganlardan ve parti isimlerinden çıkarıp yaşamın her alanında hâkim kılmadıkları, suç ve suçlu kavramlarında ünsiyet ve taraftar arama çabasını bir kenara bırakmadıkları ve korkmadan sorumlu olan kişi ve kurumlara sorumluluğunu hatırlatmadıkları sürece biz ne millet olabilir ne de devletimize sahip olabiliriz.

Şayet anlayışımızı değiştirmez isek bu güzel ülkeyi; eskilerde askeriyede yapılan ve her askerlik yapanın gülerek ve aşağılayarak anılarına konu ettiği, dağın başında tank cezalandırma, sahrada bina cezalandırma gibi garip uygulamaları askerin elinden alıp, Akıncı üssünü suçlu ilan ederek cezalandıran sivillerin rol aldığı siyasi komedyanın tiyatro sahnesine dönüştürmüş oluruz.

ABDULLAH ERGÜN

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER