Asikurtlar©

Yeniçağ Gerçeği ” Sözde Ülkücü , Feto’nun Gülü “

Yeniçağ Gerçeği ” Sözde Ülkücü , Feto’nun Gülü “
17 Nisan 2016 - 10:00 'de eklendi ve 4738 kez görüntülendi.

Yeniçağ Gazetesinin MHP Üzerinde bitmeyen oyunlarından biri daha ” ÜLKÜCÜLERE HAKARET YARIŞINA GİRİŞTİLER”

Celal Adan:

“Milliyetçi Hareket Partisi proje partisi değildir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin kökü dışarıda değildir, Türk milletinin bağrında, vicdanında ve irfanındadır. Partimiz, nesebi gayri sahih birtakım sözde siyasi karakterlerin küçük akıllarına oyuncak olmayacak kadar büyüktür.”

Celal Adan:

“Türkiye’deki bütün Ülkücülerin ailesi benim ailemdir. Benim sözüm hayatında hiç ülkücü olmamış dışardan müdahale eden şerefsizleredir.”

YENİÇAĞ GAZETESİNİN İNTERNET SAYFASI RESMİ ?

fitnecag

Konumuza Gelelim .. 2009 Yılında MHP OY VERMEYİN KAMPANYASI yapan YENİÇAĞ gazetesine sormak lazım

Ömrünüz MHP gemisini nasıl batırızla geçmiş ? Her nedense FETHULLAH GÜLEN eleştiren gazetenizin yazarların yazılarını kaldırmak nedir ?

Sosyal Medya’da yandaşlarınız YENİÇAĞ GAZETESİNİ  ÜLKÜCÜ GAZETE olarak lanse ettiği için soruyoruz ?

SÖZE GELİNCE ÜLKÜCÜ GAZETE MİSİNİZ YOKSA FETHULAH GÜLEN’İ ELEŞTİREN YAZILARI KALDIRANLAR OLARAK FETHULLAHÇILARIN GÜLÜ MÜSÜNÜZ ?

****************

Hanefi Avcı’nın kitabı Fethullah Gülen’in adıyla anılan örgütlenmenin ne boyutlara vardığını açıkça ortaya koyuyor. Ancak, yinelemek gerekir ki, Fethullah Gülen, deyim yerindeyse, yalnızca bir “marka”dır. Belki de Gülen, kökleri çok derinlere giden bu örgütlenmede sözcülük görevini üstlenmiş bulunmaktadır. Çünkü bir kere ne yetişme biçimi, ne eğitimi, ne de kişiliği onun bu örgütlenmenin gerçek lideri olmasına olanak sağlamamaktadır. Öte yandan, ABD’nin onu bağrına basmış ve koruma sağlamış olması da, örgütün bu devlet ile yapısal ilişkisini hiç kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde kanıtlamaktadır.

5 Ağustos 2010 günü cemaat kollarının nerelere kadar uzandığının bir örneğine ben de yaşayarak tanık oldum. Hanefi Avcı’nın açıklamalara bir katkı olacağını düşündüğüm için bu olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

18 Ocak 2009 tarihinden beri Yeniçağ gazetesinde yazmaktaydım. Gazetenin bir-iki yazarının görüşlerine katılmasam da genel olarak yayın çizgisini olumlu bulmaktaydım. Kaldı ki, kendi görüş ve düşüncelerimi özgürce yazabiliyordum. Bu arada birkaç yazı dizim de gazetede yayınlandı. Bu açıdan genel yayın yönetmeni Hayri Köklü ve icra kurulu başkanı Ahmet Yabuloğlu’na teşekkür borçluyum. Ne var ki, bu özgürlük, Fethullah Gülen hakkında yazdığım bir yazıya kadar sürdü.

Yeniçağ’ı okuyanlar bilir: Referandum dolayısıyla gazetede etkin bir HAYIR kampanyası sürüyor. Her gün sürmanşetten neden hayır oyu kullanılması gerektiği çarpıcı örneklerle belirtiliyor. Doğrusu, kampanyanın başarılı olduğu söylenmelidir. Anımsanacağı üzere, bu arada Fethullah Gülen, ta Amerika’dan işe karışarak, referandumda EVET oyu verilmesi gerektiğini açıkladı, hatta olanak olsa “mezardakiler” de EVET demelidirler dedi. Onun gazetenin yayın çizgisine açıkça aykırı bu sözleri üzerine ben de onun bu davranışını eleştiren bir yazı kaleme olarak gazeteye gönderdim. Ancak, gazeteden aranarak bu kişi hakkında herhangi bir yazının yayınlanamayacağı bildirilerek başka bir yazı göndermem istendi. Kendisiyle görüştüğüm Hayri Köklü de, ne yazık ki durumun böyle olduğunu, bunun kendisini aştığını söyledi. Yazının yayınlanmaması durumunda gazeteden ayrılacağımı bildirince de, Ahmet Yabuloğlu’nun izinde olduğunu, onun belki bir çözüm bulabileceğini, dönmesini beklememi, şimdilik beni yıllık iznimi kullanmış olarak göstermelerini kabul etmemi rica etti. Kabul ettim. Ne yazık ki Yabuloğlu da elinden bir şey gelemeyeceğini, Fethullah Gülen’in adının bile gazetede yayınlanmasının olanaksız olduğunu bildirdi. Böylece Yeniçağ da benim için bitmiş oldu.

Bu süreçte kendileriyle konuştuğum gazetenin kimi yazarları da, aynı sıkıntıyı kendilerinin de yaşadıklarını, hatta bu yüzden gazeteden ayrılmak isteyenler bile olduğunu söylediler. Hatta, gazetenin önde gelen bir yazarı, cumhurbaşkanının ve başbakanın bile eleştirildiği bir gazetede bu kişi hakkında iki sözcük bile yazılamamasının nedenini bir türlü anlayamadığını bildirdi.

Gerçekten de, “en milliyetçi” gazete olan Yeniçağ’da yaşanan bu sansür düşündürücüdür. Söz konusu olan, “Dünyanın dümeni Amerika’nın elindedir” diyen ve Amerika’ya biat edilmesi gerektiğini söyleyen bu zatın, Yeniçağ üzerindeki sansüre varan egemenliğidir.

Yeniçağ gibi bir gazetede bile bu durum söz konusu olduğuna göre, Türkiye’nin nasıl kopkoyu bir karanlığa sürüklenmekte olduğunu varın siz düşünün!

Çetin Yetkin / 23.08.2010

 

 

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER