SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

Sözde Kürdistan Başbakan Eliyle Kurduruluyor

Bu haber 14 Haziran 2014 - 12:52 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı – Gaziantep Milletvekili Sayın Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın “Başbakan Erdoğan ve Yardımcısı Bülent Arınç’ın MHP hakkındaki yakışıksız sözlerine” cevaben yaptığı yazılı basın açıklaması.

Başbakan Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın dün partimiz ve Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli hakkında sarf ettiği sözler, iktidarın kabaran suç listesini bastırma telaşının göstergesidir.

AKP iktidarı, iş başına geldiği günden bu yana sürekli olarak İmralı canisinin asılması meselesini istismar etmiştir. AKP, iktidara geldiği günden beri “Apo’yu asamadınız.” yavelerini tekrarlamaktan usanmamıştır. Bölücü başının neden asılmadığı ve bunun sorumlusunun da MHP olmadığı kamuoyu nezdinde çok iyi bilinmektedir. Buna rağmen, “Çamur at, izi kalır.” misali, MHP sürekli olarak bölücü başının asılmaması hususunda suçlanmakta, böylece halkın hafızasına partimizin bundan mesul olduğu düşüncesi nakşedilmek istenmektedir.

Bu iktidar, yıllardan beri sorun ve badire üretme makinesi gibi çalışmaktadır. 12 yılı aşkın müddet zarfında sosyal barış temelinden sarsılmıştır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik had safhaya varmıştır. Fakir AKP iktidarında daha fakir, Başbakan’ın evlatları ise inanılmaz derecede zengin olmuştur. Adaletsizlik terazisi, iktidar yanlılarına sürekli çıkar, haram lokma ve dünyalık tartmaktadır.

İktidar iştihasıyla beslenen, muhafazakâr ve dindar süsü verilmiş sermaye trilyonlara hükmederken, Türkiye’nin çoğunluğunu teşkil eden dar gelirli kesim, vahşi kapitalizmin çarkında boğulmaktadır.

Tayyip Erdoğan hükûmeti Türk dış politikasını sorunlar yumağı hâline getirmiştir. Erdoğan ile hempası Ahmet Davutoğlu’nun ürettikleri “belediye tipi diplomasi” ve takip ettikleri bölge politikaları yüzünden bulunduğumuz coğrafya “terörist örgütler çöplüğü”ne döndürülmüştür. Önceki bütün hükûmetleri suçlayarak “30 yılda terörü bitiremediler. Biz barışı getirdik, analar ağlamamaya başladı.” diyenler, şimdiden okul çağına gelmemiş evlatlarımızın bile geleceğini ipotek altına alan bir terörizm bataklığı yeşertmişlerdir. Hemen asker müdahale etmeli diyen Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye ‘senin dünyadan haberin yok’ diyen başbakana sesleniyoruz:

ü Lice’de bayrak indirilirken demi 100 rehine vardı da ses çıkarmadın?

ü Musul konsolosluğumuzun basılmasından yasal koruma altına aldığın MİT müsteşarının neden haberi yoktu?

ü Eğer haber alındıysa neyin karşılığında vatandaşlarımızı desteklediğiniz terör örgütüne rehin verdiniz?

ü Sayın Başbakan farkında mısınız? Uyguladığınız bu politikalarla “sözde Kürdistan”ı sizin ve iktidarınızın eliyle kurduruyorlar.

Asıl Sayın Başbakan ve şürekâsının dünyadan haberi yok. Gerek Suriye’de gerekse Irak’ta insanları tavuk kesercesine doğrayarak öldürebilen gözü dönmüş katiller güruhu, bu bataklıkta AKP iktidarı sayesinde neşvünema bulmaktadır.

Özellikle Suriye’de sırf Esad’a düşmanlık etmek ve uluslararası camiaya büyük lider cakası satmak için bizzat Erdoğan’ın emriyle tehlikeli şekilde Sünnicilik yapan El Kaide türevi El Nusra ve IŞİD gibi örgütler desteklenmiştir. Kısacası bölgede 12 yıl öncesine kadar sadece PKK terörüne şahit olan Türk insanı, adını bile duymadığı sayısız terörist örgütün varlığından haberdar olmuştur. Türkiye doğusundan ve güneyinden bir terör çemberi ile giderek kuşatılmaya başlamıştır. Tayyip Erdoğan’ın güdümündeki MİT’in bölgedeki örgütlerle iş birliği yaptığına dair iddialar ortalıkta dolaşmaktadır. Üstelik adı geçen terör örgütü elemanları zaman zaman Türkiye’ye giriş yapıp ellerini kollarını sallaya sallaya kent ve kasabalarımızda, kırsalımızda dolaşabilmekte; kanlı eylemler düzenleyebilmektedir.

IŞİD’in Musul Konsolosluğumuza girip çalışanlarını rehin alabilmesi, Türkiye’nin AKP iktidarı eliyle düşürüldüğü uçurumun fotoğrafıdır. Yarın bu beş paralık silahlı katiller güruhunun Türkiye’de tutuklu bulunan militanlarının salıverilmesi için konsolosluk çalışanlarını pazarlık konusu yapması sürpriz olmayacaktır. Devlet işlerinin böylesine ayağa düşürüldüğü bir dönem hiç olmamıştır. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde Türkiye bu kadar itibarsız ve caydırıcılıktan böylesine yoksun duruma düşmemiştir.

AKP hükûmeti barışı bahane ederek aynen PKK ile masaya oturduğu gibi yarın bu IŞİD’le de çekinmeden pazarlık edecek, bundan da kendine çözüm üretme ve kahramanlık payesi çıkarmaya çalışacaktır. Çünkü bunların devlet yönetimi ehliyeti, tecrübesi ve birikimi yoktur. Bunların uluslararası hukuktan da haberi yoktur. AKP kurmayları, Türkiye’nin uluslararası alandaki çıkarlarını gözetmek yerine Erdoğan’ın geleceğini düşünmektedir. AKP’de bütün strateji, Başbakan Erdoğan’ın Ağustos ayında cumhurbaşkanı seçilmesine endekslenmiştir. Tayyip Erdoğan öyle bir haletiruhiyeye sahiptir ki cumhurbaşkanı seçilebilmek için şeytanla bile iş birliğine gitmekten imtina etmeyecektir. Tayyip Erdoğan, son çarenin savaş olduğunu gördüğü takdirde gözünü kırpmadan Türkiye’yi Orta Doğu bataklığına sürükleyecektir.

Türkiye’nin Musul’da, Kerkük’te hayati çıkarları vardır. Bu bölge Türkiye’nin hinterlandıdır ve Irak topraklarında yaşayan Türkmenlerin hayat hakları devletimizin fiilî garantisi altındadır. Ayrıca onların varlığı ve dirliği Türkiye’nin bütünlüğüyle doğrudan alakalıdır. Irak Türkmenlerini yok etmeyi hedefleyen her türlü hamle, doğrudan Türkiye’yi tehdit anlamına gelmektedir. Ancak bu hükûmetin, Irak Türklüğünün geleceğini garanti altına alacak ve Türkiye’nin bölgedeki caydırıcılığını gösterecek vaatten ve oyalamadan başka somut bir tedbir aldığı görülmemektedir. Öteden beri silahlı terör örgütlerine hak ettikleri dersi verecek siyasi iradeyi göstermek ve onlarla savaşmak yerine sıvışmayı tercih eden AKP hükûmetinden, Irak Türkmenlerinin geleceği konusunda kamuoyunu rahatlatacak bir girişimde bulunabilmesini beklemiyoruz.

Türk bayrağına yapılan menfur saldırıya gelince… Bayrak, Türk milletinin egemenlik sembolüdür. Ona el uzatılması, onun gönderden indirilmek istenmesi Türk egemenliğinin reddi anlamına gelmektedir. Bu itibarla Türk devleti, bayrağa uzanan hain elleri kırmadığı, ihanet bataklığı kurutulmayıp suskun kalındığı takdirde ihanet şebekeleri daha da büyüyecek, devleti tamamen ele geçirmeyi deneyecektir.

Her ne hikmetse AKP iktidarında bir bayrak düşmanlığı alıp yürümüştür. Bu meselenin temellerine inilmelidir. AKP iktidarını kuran zihniyet, 12 Eylül Askerî Darbesi’nden bir süre önce Konya’da “Kudüs’ü Kurtarma Mitingi”nde İstiklal Marşı’na saygısızlık eden kuşağın devamıdır. O tarihte Konya’da İstiklal Marşı okunurken ayağa kalkmayanlar, bugün iş başındadır. O bakımdan milletimizin kutsallarının başında gelen Türk bayrağına son yıllarda sık sık yapılan saldırıları sıradanlaştırılma çabalarının arkasında, iktidar kurmaylarının pek de yabancı olmadığı o dönemin siyasi ve ideolojik eğilimlerinin izleri vardır.

Özetle; bayrak başta olmak üzere Türklüğün değerleriyle kutsallarına karşı Başbakan Erdoğanların ve Bülent Arınçların duydukları hazımsızlık, yetiştikleri ideolojik ortamın eseridir. Bununla beraber AKP’nin başı ve yandaşları, millî değerlerimize karşı açıkça sergileyemedikleri reddiyeyi, PKK eliyle topluma ve kamuoyuna yansıtmaktadır. Bu hakikat, AKP iktidarında neden sürekli olarak Türk bayrağına saldırıldığını ve Türk milliyetçiliğinin niçin ayaklar altına alınmak istendiğini açıklamaktadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.