SON DAKİKA

Sözde barış ikliminin arka planına dair bazı düşünceler

Bu haber 21 Ocak 2013 - 16:44 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

Doç.Dr.Ruhi ERSOY

ÖCALAN’ın ölüm oruçlarını başlatması akabinde sonlandırmak için devreye girmesiyle başlayan sözde barış iklimi, Oslo ve akabinde İmralı müzakereleriyle devam eden teröristlerin muhatap alınarak onlara meşruiyet verilmesi şeklinde yüce Türk Milleti’nin gözü önünde devam ediyor. İlk önce şeref tartışmalarıyla referandum sürecinde inkar edilen bu görüşmelerle eş zamanlı olarak, “BDP’nin dokunulmazlığı kaldırılmalı”, “Öcalan’ı idam etsek ne olur”, şeklinde milliyetçi söylemlerle Başbakan şahin kesildiği dönem de bile görüşmelerin devam ettiği ortaya çıktı.

Türk Milleti ile dalga geçercesine yürütülen bu müzakerelerin arkasındaki fikri ve felsefi temellerinin ne olduğuna baktığımızda, bu sürecin akıl hocalarının kaynaklarına biz de gözattık. Deridanın post modern süreçte yapı söküm kuramından. Amın malof’un ölümcül kimliklerine kadar zamanın ruhuyla ilgili süreci biz de takip ediyoruz. Türk Milliyetçilerinin ve Liderleri Devlet Bahçeli’nin söylediklerini reaksiyon hareketi olarak görenler, büyük yanılgı içindeler; zira MHP kadroları onların okuduklarını tersten okuyacak bilgi, beceri, donanım ve yabancı dillere vakıftırlar. Bakın sizinle ABD basınından bir makale paylaşayım

Denise Natali, bu şahıs ABD Savunma Bakanlığının desteklediği National Defense Üniversitesinde önemli bir pozisyondadır. Irak ve onlara göre Kürt meselesi uzmanıdır. Natali, Türkiye’deki süreç önemli ama hükümet bu müzakereyle ve mevcut vaatlerle bugünkü PKK’yı tatmin edemez sadece örgüte zaman kazandırmış olur diyerek gerekçelerini detaylı bir biçimde yazısında izah etmiş (al-mnitor.com/pulse/original).

Öte yandan Başbakan’a yürütülen süreç konusunda danışmanlık yapanların başucu kitabı olan “Adrian Guelke’nin Terrorizm ve Global Disorder (Terörizm ve Global Düzensizlik) kitabında şöyle der; devletler şiddetin sebepleri hakkında müzakereye girmeyi kabul ederler. Bunun için de eski teröristler insanileştirilirler. Pekala bu nasıl mümkün olacak onlara göre. Bu konuda Tony Blair’in IRA ve el-Kaide kıyaslaması, bu duruma en tipik örnektir. İngiliz toplumunda hiçbir makul insanın kabul edemeyeceği bir durumda olan el-Kaideye göre IRA müzakere edilecek bir duruma gelmiştir

Burada şunu hemen belirmek gerek ki, bir kısım oryantalist kafalı aydının somut referans gösterdiği İngiltere ve İRA tecrübesinin birebir Türkiye’ye uygulanması mümkün değil; zira, sosyal ve siyasal gerçekliklere uygulanacak standart bir reçeteden söz etmek mümkün değildir. Afrika’da yaşayan bir aslanı Anadolu’ya getirip yaşatmaya çalışmak mümkün olmadığı gibi, o aslanın gölgesinde yaşayacağı kahve ağacını da burada yetiştirmeye çalışmak boşunadır.

Hükümet sözcülerinin ifadeleri ve olan olaylar, Türkiye’ye İngiltere benzeri bir reçetenin hazırlandığını göstermektedir. Paris cinayetleriyle başlayan süreç, acaba iyi ve sempatik masum PKK’ya karşı, kötü bir PKK inşa etme süreci mi, yoksa Allah korusun Türkiye’yi daha büyük bir felakete sürükleyip PKK taleplerine ikna etme süreci mi olacak, bunu da Yüce Türk Milleti takip edecektir. 3 Kadın PKK lının öldürülmesinin örgüt içi infaz olduğu haberlerini de dikkate alırsak söz de iyi ve kötü PKK nın temelleri pariste atıldı diyebiliriz. Fransanın da ilk günden beri bu gerçeği bildiği halde örgütün Diyarbakır gösterisine kadar bu gerçeği açıklamaması tertibin küresel saç ayaklarını da habervermektedir.

Aman ha sözde barış iklimi bozulmasın cümleleriyle Diyarbakır’da üç terörist cenazesiyle devlete adeta meydan okundu. Sözüm ona PKK propagandasına alet olmasın adı altında bu meydan okuyuş, Türk Milleti’nden saklandı. Sayıları birgünde onları bulan şehitler, hiçbir zaman toplu olarak Ankara’ya getirilip törenle memleketlerine yollanmadı. Devlet eliyle şehit cenazeleri bir an önce defnedilip törenler provokasyonlara sebep olmasın diye şehide hizmetin hazzı bile yaşatılmadığı uygulamalar, hala devam ederken, Diyarbakır PKK’lıların cenazelerini üç masum Anadolu kızının kadınlar tarafından kaldırılan cenazeleri olarak mezarlık sahneleri göz önüne getiriliyor. Ülke böyle bir süreçten geçerken olayların arka planlarına da vakıf olan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “ey milletim bu süreç hayra delalet değil, kendimize gelelim”, mahiyetinde yapmış olduğu konuşmayı hafifletme girişimlerini dikkate almak gerekmektedir.

Bu sihirli barış kutusundan ne çıkacağı belli değildir. Ancak unutulmamalıdır ki; şapkadan çıkacak olan tavşana Türk milletinin ne kadar tahammül edeceği de belli değildir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.