Asikurtlar©

Sözde(!) 1915 Ermeni soykırımı tanıyanların unut(a)madıkları Türk tarihi ve Türkler!

Sözde(!) 1915 Ermeni soykırımı tanıyanların unut(a)madıkları Türk tarihi ve Türkler!
05 Haziran 2016 - 10:11 'de eklendi ve 4155 kez görüntülendi.

 

 

 

Biz Türkler dünya tarihine adımızı altın harfler ile yazmış Aziz ve Muzaffer olan büyük Türk milletiyiz. Dünyaya ve insanlığa adaleti ve hürriyeti sağlayacak yegane millet büyük Türk milletidir. Türklerin düşmanı hiç bitmemiş, elde ettiğimiz tarihi Zafer’ler asla unutulmamıştır.

Roma İmparatorluğunu bozguna uğratan, Papa 1. Leo’yu diz çöktürüp yalvartan ve Bizansı dizgine getiren Avrupa Hun İmparatoru Başbuğ Atilla unutulmamıştır.

İlk Türk Devletini kuran atamız Oğuz Kağan unutulmamış, Türk adının geçtiği ilk Türk devleti olan Göktürk Devleti yıkıldıktan sonra Çin zulmüne boyun eğmeyerek 40 çerisi ile Çin sarayını basan Kürşad hafızalardan silinmemiştir.

1071 tarihinde Malazgirt’e girerek Anadolu’yu Türkleştiren ve İslamlaştıran Selçuklu Devleti hükümdarı Sultan Alparslan hafızalarda tazeliğini korumaktadır.

17 Ocak 1922 tarihinde Osmanlı İmparatorluğunu kuran Osman Gazi,
29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul’u feth ederek orta çağı kapatıp yeni çağı açan ve Bizansı tarihi bozguna uğratarak Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in (SAV) övgüsüne Mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han unutulmamıştır.

Osmanlı İmparatorluğunu 6.557.000kilometrekare olarak devralıp 14.893.000 kilometrekareye kadar ulaştıran ve üç kıtaya hükmederek altın çağını yaşatan Kanuni Sultan Süleyman Han unutulmamıştır.

Theodore Herzl Haziran 1896’da İstanbul’a gelmiş, görüşme talebine olumsuz yanıt verildiği için yakın adamı olan Polonyalı Philip Newlinsky vasıtasıyla Sultan II. Abdülhamid Han’a aynen şu teklifi yapar: “Filistin’in Yahudi göçlerine açılması ve buranın muhtar bir Yahudi idaresine sahip olmasına karşılık, Osmanlı’nın Avrupa devletlerine olan borçlarının ödenmesi ve Avrupa basınında padişah lehine propaganda yapılmasıdır.”

Sultan II. Abdülhamid Han ise Theodore Herzl’in Philip Newlinsky vasıtasıyla kendisine yapılan küstah teklife öfkelenmiş ve aynen şu cevabı vermiştir: “Eğer Herzl, senin, arkadaşın ise ona nasihat et, bu mevzuda bir adım daha atmasın. Ben bir karış toprak bile olsa satmam. Zira bu vatan bana ait değil, milletime aittir. Benim milletim bu topraklan savaşta kanlarını dökerek kazanmışlar, onu kanları ile verimli kılmışlardır. Bu toprak bizden sökülüp alınmadan evvel, biz onu tekrar kanlarımız ile sularız. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne’de şehit düşmüşlerdir. Onlardan bir tanesi dahi dönmemek üzere muharebe meydanlarında canlarını vermişlerdir.”

Dolayısı ile Yahudilerin Osmanlı İmparatorluğunun egemenliği altında olan Filistin’de toprak satın alarak yerleşmelerine ve o yıllarda kurulmak istenen İsrail devletine izin vermeyen Sultan ikinci Abdülhamid Han unutulmamıştır.

Tarih boyunca Haçlı orduları hiç durmamış, Müslümanlığın savunucusu olan Türklere karşı kirli ve hain emelleri için savaşmaya devam etmişlerdir. Ancak her defasında bozguna uğramaktan kurtulamayan Haçlı ordusunun küresel güçleri, Türklerin inanç, azim ve kararlılığı bozulmamıştır.

Küresel güçler bu defa güç birliği yaparak Türkleri Anadolu’dan ve İstanbul’dan silmek, İslamiyeti yok etmek amacı ile boş durmamıştır.

Tarih, 19 Şubat 1915. Yer, Çanakkale!

Birleşik Krallık, Avustralya, Yeni Zelanda, ve Fransa’dan oluşan İtilaf Devletleri Çanakkale boğazını kontrolüne alıp İstanbul’u almak istemiştir. Osmanlı İmparatorluğu inanç, azim ve kararlılıkla verdiği mücadele ile itilaf devletlerini bozguna uğratmıştır.

Tarihler bu sefer 18 Mart 1915’i gösteriyordu. Yer, yine Çanakkale. Sonuç, İtilaf Devletleri bozguna uğratan Osmanlı İmparatorluğu yeni bir Zafer elde etmiştir. Bu sebeple Çanakkale savaşında komutanlarımız Enver Paşa, Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa, Fevzi (Çakmak) Paşa, Esat (Bülkat) Paşa, Cevat (Çobanlı) Paşa ve Vehip (Kaçı) Paşa unutulmamıştır.

Keza İtilaf devletleri olan Birleşik Krallık, Fransa, Yunanistan, Ermenistan, ABD ve İtalya yine boş durmamış, ülkemiz olan Türk topraklarının dört bir yanını işgal etmişlerdir. Bu sefer yedi düvel birleşmiş Türklere ve Türklüğe karşı yeni bir savaş başlatmışlardı.

İtilaf devletlerinin Türk topraklarını işgal etmesinden dolayı Gazi Mustafa Kemal Atatürk harekete geçerek 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkar ve Kurtuluş savaşını fiilen başlatır.

İnanç, azim ve milli şuur ile verilen Milli mücadele sonucunda İtilaf devletleri Türk topraklarından püskürtülür. İtilaf devletlerini bozguna uğratan Türk ordusu, artık yeni ufuklara doğru yol almış ve tarihi bir Zafer daha elde etmiştir.

Tarih, 29 Ekim 1923. Türkiye Cumhiyeti Devleti resmi olarak ilan edilir!

”Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, büyük Türk milletine kendini yönetme yetkisini, kendilerini temsil eden Milletvekilleri aracılığı ile kullanılır. Dolayısı ile seçme ve seçilme hakkı tanır. Artık büyük Türk milleti kendi iradesini rahatlıkla ortaya koyma hakkına sahiptir.

Nitekim ”Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1923 tarihinde Türk Devletinin yeni yönetim biçimi Cumhuriyet olarak belirler ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti resmi olarak başta büyük Türk milleti olmak üzere tüm dünya’ya ilan edilir. Bu sebeple Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıda unutulmamıştır.

Tabi ki biz Türkler şanlı Türk tarihimizi ve ecdadımızı asla unutmadık ancak, unut(a)mayan birde Haçlı ordularının İtilaf Devletleridir. Yani Tarihte biz Türklere karşı savaş açan yedi düvel!

Dün bozguna uğramaktan kaçamayan küresel güçler, bugün farklı yöntemler ile Türkleri yıldırmayı hedeflemektedir. Neyle? Sözde(!) ermeni soykırım palavrası ile!

Olaya bu açıdan bakarsak herşey daha net anlaşılacaktır.

Yazıma son verirken, yarın Onbir ayın Sultanı olan mübarek Ramazan ayına gireceğiz. Mübarek Ramazan ayı Türk dünyasına ve İslam alemine hayırlar getirmesi, tutacağımız oruçların kabul olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.

Rıfat PAÇA

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER