Asikurtlar©

SÖZ DE KARAR DA MİLLETİN

SÖZ DE KARAR DA MİLLETİN
22 Ocak 2017 - 15:00 'de eklendi ve 3801 kez görüntülendi.

 

TBM Meclisindeki oylama turları tamamlandı.
18 maddelik Anayasa değişiklik paketinin Türk Milletinin onayına sunulması 339 oyla kabul edildi.
Meclis’in yoğun çalışma temposunun yanı sıra bazı renkli, bazı da çirkin görüntüler hafızalarda iz bıraktı.
Son aşamada CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyareti de, referandum aşamasında MHP tabanına yönelik bir hamle olarak nitelendirilebilir!
Öyle ya! Sayın Kılıçdaroğlu Anayasa çalışmalarına iştirak edip, katkı koymayarak işi AKP ve MHP’ye bırakırken ne düşündü acaba!
Oysa Sayın Bahçeli, “Bu komisyonda CHP de yer almalıdır” ifadesini kullanmış ve CHP’nin Anayasa’nın ön çalışmalarına katkı koymasının gereğine işaret etmişti.
CHP yan mı çizdi, taktik icabı mı böyle davrandı, elbette dikkate değer bir konu!Ama milletin Anayasa’sının yazılması aşamasında, “Ben yokum” diye katkı koymayıp, meclisteki çalışmalarda tribünlere oynaması da neyin nesi?
Sayın Kılıçdaroğlu, milletten umudunu kesmiş, bulanık suda balık avına çıkmış acemi avcı görüntüsünden bir türlü kurtulamadı.
Öyle sanıyorum ki, CHP’nin başına geliş şeklindeki komplonun psikolojik sıkıntısını da sürekli hissediyor.
18 maddenin 339 oyla meclisten geçmesi üzerine, TBM Meclisine yönelik “İhanet” vari açıklaması; hem TBMM’nin hem de millet iradesinin tecellisine saygı göstermeyeceğinin sinyali oldu.
Oysa demokrasi, halkın doğrudan veya dolaylı olarak kendini yönetmesi değil mi?
Anayasa çalışmaları önce milletin seçtiği temsilcilerin çoğunluklu iradesiyle “Yüce Türk Milletine” sunulmuştur. Sıra milletimizin kendisinin vereceği karardadır.
Öyle ya, Devletimizin, Vatanımızın ve Ülkemizin sahibi millet değil midir?
Yani söz sırası da karar sırası da milletimizdedir. Türk Milleti ne derse o olacaktır…
Bu süreçte Anayasa çalışmalarında meclisteki “Hayır” oyları kadar “Evet” oylarının da aynı kıymette olduğu kabul edilmeli; yeni sürtüşmelere, kamplaşmalara ve ayrışmalara fırsat verilmemelidir.
Bu süreçte MHP’nin tutumunu eleştirerek, tabanda bir ayrışma çıkarıp, MHP’nin güç kaybetmesinden medet uman harici mahfillere bazı hatırlatmalar yapmak icap ediyor:
MHP, 24 Nisan 2004 de Kıbrıs’ta yapılan Annan Planı ile ilgili halk oylamasında HAYIR için en üst seviyede çalıştı; AKP iktidarı ve AB Evet için çalıştı. EVET Türk kesiminde %64.90; Rum kesiminde ise % 24.17 çıktı. Kıbrıs’ta gelinen nokta MHP’yi haklı çıkardı.
Başörtüsü probleminin çözümü için MHP 411’i tamamladı ama AKP iktidarı yan çizdi. Sonuç: MHP yine haklı çıktı.
2007 de Cumhurbaşkanlığı seçimini CHP 367 garabetine düğümledi. Acil erken seçim ve Cumhurbaşkanlığı krizini MHP 20 Ağustos 2007 de Meclis’e girip kendi Cumhurbaşkanı adayını çıkararak çözdü. CHP’nin o garabeti, Cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçilmesini gündeme, referanduma ve sonunda da siyasi hayatımıza getirdi.
AKP tarafından 11 Temmuz 2009 da çıkarılan Çözüm Süreci ile ilgili kanun 15 Temmuz’da “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adıyla Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
MHP, şiddetle itiraz etti, “Bu Türkiye’yi bölme projesidir, buna izin vermeyeceğiz” dedi. Habur, Oslo, Kandil, İmralı, Dolmabahçe Mutabakatı ve dış destekçilerine rağmen MHP sonuna kadar direndi ve haklı çıktı.
Köstebek yuvasına döndürülen, PKK’nın cephaneliği haline getirilen Güneydoğu bölgemizdeki görüntüler MHP’nin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdi.
12 Eylül 2010 referandumunda HAYIR dedi, ne kadar haklı olduğu 15 Temmuz’da görüldü.
Fethullah Gülen ve FETÖ yapılanması ile ilgili olarak hem iktidarı hem de devleti uyardı.. Haklı çıktı.
Arap Baharı adı altında Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’den sonra sıranın Türkiye’ye geleceğine, Model Ülke denen Türkiye’nin Hedef Ülke olacağına yönelik uyarılarında haklı çıktı.
17-25 Aralık sürecinde dozu ve şiddeti yüksek tenkit ve değerlendirmelerini yaparken; operasyonu yapanlarla, yolsuzluğa karışanların eylem ve niyetlerinin analizini en doğru yine MHP yaptı.
7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Başbakanlık koltuğunu MHP liderine bırakabilirim” sözüne, “Bu işler oyuncak mı?” eleştirisiyle cevap verdi. MHP’nin CHP üzerinden HDP ile bir hükümet yapmasını isteyenlerin oyununu bozdu; haklı çıktı!.. Bu aşamada Sayın Bahçeli’nin “Biz ikbalin değil, istikbalin peşindeyiz. Biz millet ve vatan davasının savunucularıyız” şeklindeki cevabı tarihe geçti..
20 Temmuz 2015 den sonra başlayan PKK ve IŞİD’in bombalı saldırıları ve hendekli tuzaklarına karşı “Sıkıyönetim ilanı” teklifine; dönemin başbakanı Davutoğlu “Bu açıklama ile milletimizin demokrasiye olan güvenini sarsmak siyasi sorumsuzluktur.” şeklinde cevap verdi. Zaman Sayın Bahçeli’yi bir kez daha haklı çıkarırken, Sayın Davutoğlu’na, başbakanlığa veda etmek kaderini yaşattı..
MHP, Türkiye’nin iyi idare edildiğini söylemiyor. “Sat kurtul, ver kurtulcu” politikaların, yanlış siyasi tercihlerin, Türkiye’yi bölünmenin eşiğine getirdiğini söylüyor. Bunun müsebbibinin de AKP iktidarı olduğunu her fırsatta vurguluyor. Ama gelinen noktada devletin tepesindeki hukuksuzluğa daha fazla tahammül edilemeyeceğine vurgu yapıyor.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli “Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili olarak bir takım şeyler söyleniyor, ben de ne söylemişsem arkasındayım. Değişen bir tane cümlem yok ama bir de Türkiye gerçeği var.” İfadesiyle aslında her şeyi anlatmış olmuyor mu?
Yani, “Söz konusu vatansa, gerisi teferruat” noktasında olduğumuz hakikati!
Daha dün El-Bab da 5 şehit verdik. Ordumuz sınırlarımızın dışında teröristlere ve onların arkasındaki güçlere karşı vatan mücadelesi veriyor.
Milletimiz, evlatlarını vatana şehit vermekten imtina etmezken, biz 18 maddelik bir Anayasa değişikliğini millet iradesine sunmaktan neden imtina edelim ki?

Mazhar Gündoğ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER