Asikurtlar©

Söylenmeyen ne kaldı?

Söylenmeyen ne kaldı?
23 Şubat 2016 - 11:51 'de eklendi ve 3998 kez görüntülendi.

Türkiye’nin en büyük sorunu, yanlışlarıyla, teslimiyetleriyle, beceriksizlikleriyle, güdük zihniyetleriyle ve özel hesaplarıyla ülkeyi ne hale getirdiklerini bizzat itiraf edenlerin, hiçbir şey olmamış gibi kaldıkları yerden devam etmeleridir.
Duruma göre vaziyet almadaki ustalıkları ile ortama uyum sağlamakta zorlanmıyorlar, ama eloğlunun hazmetme kapasitesi bizimki kadar geniş değil. Karşılarında nasıl bir tutarsızlık ve çelişki abidesi olduğunu herkes görüyor. Bu tutarsızlık ve çelişkileri menfaatlerine yontmak mümkünse, bunu yapıyorlar, aksi halde uzak duruyorlar. İşten yakın müttefikimiz ve stratejik ortağımız ABD’nun durumu, işte menfaat ortağımız AB’nin tutumu. Rusya’yı, İran’ı, Irak merkezi hükümetini ve diğerlerini hiç saymıyorum. Bu duruma nasıl geldiğimizi, en azından akıl sahibi olanların vicdanlarına bırakıyorum. Ama gerçek ortadadır. Türkiye yalnız, çaresiz, bitkin ve çok daha acı olanı her türlü tehdit ve tehlikeye açık durumda.

NE SÖYLEDİLER, NE YAPTILAR?
Siyaset adamından, özellikle de iktidar sahiplerinden beklenen şey, çok konuşmak, çok övünmek, çok gezmek değil; tutarlı olmak, kararlı olmak, dünya ve ülke gerçeklerine göre hareket edip sonuç almaktır. AKP hükümeti de elbette sonuç alıyor, ancak o sonuçların hiçbirisi Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin menfaatine olmuyor. Sonra da çıkıp, “bizim anlımızda enayi mi yazıyor?” demek zorunda kalıyorlar. Etrafımızın kuşatıldığını, ateş çemberine alındığımızı, Cumhuriyet tarihinin en zor günlerini yaşayıp, çok acılar çektiğimizi anlatıyorlar. Ne söyleyip ne yaptıklarının ve bunların bize neye mal olduğunun sayısız örnekleri vardır. Bir kısmını burada dile getirmeye çalışıyoruz. İleride tamamı yazılacak ve ciltler dolusu kitaplar ortaya çıkacaktır.

EY AMERİKA!…
Sadece çok güncel bir örnek verelim. Malum sayın Cumhurbaşkanımız, ABD’nin PYD aşkı karşısında zaman zaman, “Ey Amerika!..” sözleriyle başlayan çıkışlar yapıyor, sonra da, “siz bizimle beraber misiniz, yoksa bu terör örgütü YPG-PYD ile mi berabersiniz?” diye soruyor. Çok daha önemlisi, Ankara’daki kahpe saldırıyı YPG bağlantılı bir alçağın yaptığı açıklandı. Peki, ABD’nin tavrında bir değişiklik oldu mu? Hiçbir değişiklik olmadığı gibi, “PYD bağlantısı tespit edemedik” gibi aklımızla alay eden açıklamalar yaptılar. Bu vahim duruma rağmen, ABD’ye karşı daha etkili ve kararlı bir politika izlendiğini, kendi kozlarımızın değerlendirildiğini, duyan veya gören olmadı. Zaten dış politikadaki çöküş böyle ortaya çıktı. Yapamayacaklarını söylediler, söylediklerini yapamadılar. Haliyle söylenenin hiçbir ağırlığı ve ciddiyeti kalmadı. Onun için ihanet bu kadar ileri giderken, saygınlık, itibar ve menfaat yerlerde sürünüyor.

ÇARK ETTİLER, AMA İNANAN OLMADI
Bu dışarıda böyle de, içeride farklı mı? Hayır. Söyledikleriyle yaptıkları hiçbir zaman birbirini tutmadı. Çark edip, geri adım atmak da bekleneni vermedi. Doğru söyleyeni, haklı olanı da duymazdan gelmekle kalmadılar, bir de karalamaya ve yalanlamaya çalıştılar. MHP lideri sayın Devlet Bahçeli’nin başta terör ve ihanet olmak üzere ülkenin bugün yaşadığı bütün sorunlarla ilgili söylediklerinin ve tespitlerinin ne kadar haklı ve doğru olduğuna bütün dünya şahittir. Bir AKP’yi yönetenlerin söylediklerine ve yaptıklarına bakın, dönün bir de sayın Bahçeli’nin aynı konularda kayda geçmiş sözlerini hatırlayın, aradaki farkı çok net göreceksiniz.

KANDİL’E TÜRK BAYRAĞINI DİKİN
Sıfırlanmış terörü azdırıp ülkenin başına bela ederlerken, bu duruma karşı ne yapılması gerektiğini çok net şekilde sayın Bahçeli söylüyor ve “Kandil’e Türk bayrağını dikin” diyordu. Kandil’e bayrak dikemediler, ama askeri birliklerin önünden Türk bayrağını indirtmeyi başardılar. Sayın Bahçeli, Kuzey Irak’daki bataklığa dikkat çekip, Barzani peşmergesine haddinin bildirilmesini defalarca istedi. Onlar bu bölücübaşını şeref misafiri yapıp, kurultaylarında ağırladılar. Şimdi de çıkmış, “Kuzey Irak’daki hataya düşmeyeceğiz” nutukları atıyorlar. Sayın Bahçeli, adına çözüm denilen sürecin ihanet olduğunu, terörü azdırmaktan ve ülkenin bölünmesini hızlandırmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını, teröriste güvenip masaya oturulmasının sonunun kötü olacağını ısrarla söyledi. Oluşan fiili duruma dikkat çekti, teröristlerin devlete meydan okuduğu tespitlerini yaptı. Bugün kendileri, çözüm sürecinin teröristlere ve hainlere yaradığını itiraf ediyorlar.

HDP YOK HÜKMÜNDE
Hangi birini hatırlatalım? Sayın Bahçeli, PKK ile arasına mesafe koymayan ve terör örgütünün siyasi uzantısı olan parti için, “HDP bizim için yok hükmündedir. Sol tarafımızı fulü görüyoruz” dedi. Hepsi birden HDP savunuculuğuna soyunup, miller iradesi bezirganlığı yaptılar. Şimdi, HDP’yi muhatap almadıklarını ve almayacaklarını söyleyip, yok sayıyorlar. Sayın Bahçeli, PKK’nın azdırılıp ülkenin başına bela edilmesinden sonra, gelen şehit cenazelerinin durdurulması ve bu kalleşliğin son bulması için acilen sıkıyönetim ilan edilmesi tavsiyesi yapıldı. Yanaşma ve beslemeleriyle birlikte, buna karşı çıktı, demokrasi masalları anlattılar. Son 4 ayda 300’den fazla şehit verdik. Bir çok ilçede aylardır sokağa çıkma yasağı var. Ve bu kadar can kaybından, bu kadar gözyaşından sonra geldikleri yer, örtülü bir sıkıyönetim ilan etmek oldu.

MHP HEP HAKLI ÇIKTI
Söylenecek her şey söylenmiş, MHP sorumlu, duyarlı, kararlı, ülke ve millet menfaatlerini her şeyin önünde tutan bir siyasi parti olarak üzerine düşeni yapmıştır. Tarih her zaman olduğu gibi, yine MHP’yi haklı çıkarmıştır ve daha da çıkaracaktır. MHP dün vardı, bugün de var ve bu devlet var oldukça her zaman da var olacaktır. Ancak, toplama menfaat ortaklığından ileri gidemeyenler geldikleri gibi gitmekle kalmayacak, bir de bütün bu vahametin, bu acıların ve bu kayıpların hesabını her iki cihanda vermek zorunda kalacaklardır.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER