SON DAKİKA

GAZOZ KAPAĞI!

KÖŞE YAZILARI

SÖYLEM İLE NİYETLERİ ÇOK FARKLI…

Bu haber 15 Şubat 2018 - 21:28 'de eklendi ve 3.809 kez görüntülendi.

Türkiye’de yayın yapan ABD menşeli FOX Tv kanalında canlı yayınına katılan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu gündeme ilişkin açıklamalar yaptı…

Bu açıklamalardan birisi, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, “Afrin operasyonu siyasete alet edilmesin” açıklamasına destek vermesi, bir diğeri daha önce söylemiş olduğu “Afrin’de şehir merkezine girilmesin” konusunda tekrarlayıcı açıklamalarda bulunması, bir diğeri ise “Buradan ilk kez açıklıyorum” diyerek “IŞİD’e Türkiye’nin 70 ilinden militan gitti” iddiada bulunmasıdır…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “IŞİD’e/DEAŞ’a Türkiye’nin 70 ilinden militan gitti” açıklamasından başlar isek, Türkiye’den yasal olmayan yollarla “IŞİD’e/DEAŞ’a Türkiye’den katılanların olduğu doğrudur. Bununla ilgili bazı yazılı ve görsel haber kanallarında aile dramlarının yaşandığına dair haberleri izledik/okuduk…

Hatta IŞİD/DEAŞ ilk meydana çıktığı an, siyah bez parçasının üzerinde yazan “Ayet”e bakıp, “IŞİD/DEAŞ’ın İslam için savaştığını” sanan birçok kişinin aldandığı gibi, uzaktan da olsa tanıdığım kişilerden de IŞİD’i övenlerin ve hatta katılmak isteyenlerin olduğunu bizzat biliyorum…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “IŞİD’e/DEAŞ’a Türkiye’nin 70 ilinden militan gitti” açıklamasında bahsettiği gibi gayrimeşru yolla IŞİD’e katılanlar varsa -ki vardır- bunun sorumlusu devlet sorumlu tutulamaz…

IŞİD’in içerindeki militan yapısına bakınca, Avrupa devletlerinden katılan birçok militanın olduğunu belgelerle ortadadır…

Ki, IŞİD/DEAŞ terör örgütünün Eski ABD Başkanı Obama’nın talimatı ile kurulduğu da kesinken…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “IŞİD’e/DEAŞ’a Türkiye’nin 70 ilinden militan gitti” açıklaması, “PKK terör örgütü değilmiş” gibi davranıp, sadece IŞİD/DEAŞ terör örgütünden bahsedip, sadece ona odaklanan ve PKK terör örgütüne maddi (silah, mühimmat, araç, para desteği) ve manevi destek veren işgalci ABD’ye ve ABD’nin Ortadoğu politikasına hizmet etmekten başka bir şey değildir…

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, “Afrin operasyonu siyasete alet edilmesin” açıklamasına, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “İlker Başbuğ’un dedikleri doğrudur. Ne dedi? Orduyu siyasallaştırmayın.” sözleriyle destek verse de, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haklı eleştirileri sonrası yeni bir açıklama yapan Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “Zeytin Dalı Harekâtına ilişkin görüşlerim, düşüncelerim ve desteğim ortada iken, şahsıma yöneltilen değerlendirmeleri, yersiz ithamları ve üslubu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Siyaset, elbette ülkenin güvenlik konularını, beka sorunlarını konuşmalı, değerlendirmelidir. Bunun aksi düşünülemez. Önemli olan, bir harekâtın ortasında ülkenin bütün unsurlarıyla bir bütünlük göstermesidir. Benim de her zaman altını çizmek istediğim husus budur.” diyerek, önce yarım /anlamsız kalan açıklamasını bir nevi netleştirse de, asıl söylemesi gerekenleri yine söylememiş, “Önemli olan, bir harekâtın ortasında ülkenin bütün unsurlarıyla bir bütünlük göstermesidir.” cümlesi ile günü kurtarmaya çalışmıştır…

Lakin “Önemli olan, bir harekâtın ortasında ülkenin bütün unsurlarıyla bir bütünlük göstermesidir.” cümlesi -bana göre hemen aşağıda okuyacağınız paragrafta okuyacağınız nedenden dolayı olmasa da- muğlak/üstü örtülü kalmıştır…

Çünkü Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ‘AKP ve MHP’nin yaptığı doğrudur. Afrin Harekatını siyasete alet edenler özellikle, CHP ve İP’lilerdir’ diyememiştir…

Çünkü dillerinin ucuyla bir yandan Afrin Operasyonuna destek verdiklerini açıklayıp, diğer yandan “Afrin’e girmeyelim. Şehitler gelir. Afrin Operasyonlarını parti grup konuşmalarında, açılışlarda, İl, İlçe kongrelerinde konuşmayın. Önce sizlerin evlatlarınız Afrin’e gitsin.” diyen ve/veya buna benzer açıklamalar yapmaya devam eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İP Genel Başkanı Meral Akşener’dir…

Az veya çok herkesin/partinin destekçisi vardır…

Fakat milli konularda Yüce Türk Millet kimin, ne mal olduğunu görmekte ve bilmektedir…

Niyetlerini okumaktadır…

Özellikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Zeytin Dalı Harekatı siyasete alet edilmemeliymiş. Sayın İlker Başbuğ’a sormak lazımdır. Afrin’i siyasete malzeme edenler kimdir ya da kimlerdir? İşbirlikçi emellere laf etmeyenler neyden gocunmuşlardır? Maksadı nedir? Siyaset beka mücadelesini konuşmayacak da neyi konuşacaktır? Nesli tükenen balinaları mı anlatalım? Serengeti Parkı’ndaki safarileri mi izleyelim? Varoluş yokoluş mücadelesini siyaset dert etmeyecekse, söyleyin bana neyin dert edecektir?” ders veren soru cümleleri, kimlerin, neyin özlemini duyduklarını, yapılmak istenenleri ortaya koymuştur…

Ne ilginçtir ki; Afrin Operasyonu ile ilgili AKP hükümetinden, TBMM’de Milletvekillerine bilgi verilmesini isteyenler, Afrin Operasyonu ile ilgili meydanlarda millete bilgi verilmesinden rahatsız oluyor ve bunun adına da “Afrin Operasyonu siyasete alet etmek”  oluyor…

Bunlar o kadar hassaslar(!) ki; bunların Afrin Operasyonu konusunda bildiğini, milletin bilmesine hiç gerek yok(tur)…

Çünkü bunlar -devlet savaş halinde iken bile- devletin yanında durdukları an -onlara göre- siyaset yapmanın bir anlamı kalmayacaktır…

Çünkü onların siyaseti; siyasi rekabetleri, kişiler; “Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli düşmanlığı” üzerine kurulmuştur…

Ki, Türk-İslam ülküsünün son ordusu;  Devletimiz son zamanların en büyük sesiz kuşatmalarından birine karşı savaşırken, bunların “iktidar olma hayalleri”; hırsı gözlerini kör etmiş, gönülleri taş kesilmiştir…

Ki, onların siyasi amaç veya çıkarları, ülkenin çıkarlarından, milli menfaatlerden daha üstündür…

Çünkü onlar için “İktidara Muhalefet Olmak”, yapılan yüzde yüz doğru bile olsa eleştirmekten ibarettir…

İşte bu noktada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Afrin operasyonun haklı ve doğru bir karar” olduğunu söyleyip, destek verip, diğer yandan da “Afrin operasyonu sınırlı tutulsun. Afrin şehir merkezine girilmesin” açıklaması, ‘PKK terör örgütü ile mücadele edilsin, Kandil’e kadar gidilsin, fakat PKK’nın yıllardır yuvası olduğu Kandil’e girilmesin’ demekle eş değerdir…

Bir diğeri de kendi ispat edecek ya…

“Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ile dost mu? Düşman mı? Söyle” diye soruyor…

Hillary Clinton, ABD Dışişleri Bakanı iken, Hillary Clinton’la aynı toplantı masasında buluşanların şimdi, “Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ile dost mu? Düşman mı?” diye sormaları da manidardır…

*

Öncelikle bu konuda kendi fikrimi beyan edeyim:

ABD’den asla dost olmayacağı gibi, Türk, İslam dininden vazgeçmediği sürece, Türk’e –şimdi çıkarları için “müttefik gibi” görünseler bile- hiçbir devlet dost olmaz…

Ki, “dost” gibi görünüp, sırtımızdan vuran devletleri tarih yazmaktadır…

Mustafa Kemal Atatürk, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” derken tarihin yazdığı gerçekleri ifade etmiştir…

Lakin devletimiz, dost olmayacak devletlere karşı gerekli tedbirleri alırken, diplomatik teması da kurmalıdır…

..ve bundan dolayı da, hiçbir devlet yetkilisi suçlanmamalıdır…

Çoğu zaman düşmanı kendinden uzak tutmak, onun neler planladığını göz ardı etmeye/farkına varamamaya neden olur…

*

“Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ile dost mu? Düşman mı? Söyle” sorusunu soranlar, ‘ABD ile Türkiye birbirine girsin. Diplomatik diyalog kesilsin. Afrin’de Türkiye ile ABD askeri arasında silahlar konuşsun’ istiyorlar…

Türkiye şimdiye kadar ortaya koyduğu her davasında haklı iken, ‘Öyle bir kriz çıksın ki, bütün dünya Türkiye’ye karşı tavır aslın ve Türkiye Afrin’den biran önce çıksın’ da, bunu “başarısızlık” olarak siyaset malzemesi yapalım istiyorlar…

2012 yılında Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken; AK Parti Genel Merkezi’nde genişletilmiş grup toplantısında, “Bugün CHP Azerbaycan’a Kırım’a göğsünü gere gere gidemez. Ama biz Saraybosna’ya da Kahire’ye de Tunus’a da Gazze’ye de Bakü’ye de göğsümüzü gere gere gideriz. En kısa zamanda Şam’a gideceğiz. Emevi Camisi’nde namaz kılıp, Suriyeli kardeşlerimizle kucaklaşacağız” beyanında bulunmasına rağmen, bunu yerine getirememesini, 2012’de bu yana ve halen  “Hani Şam’da Cuma namazı kılacaktın?” diyerek siyaset malzeme olarak kullandıkları ve/veya kullanmaya devam ettikleri gibi…

Kısacası: “Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ile dost mu? Düşman mı? Söyle” sorusun altındaki gaye, ABD ile Türkiye’nin Afrin’de karşı karşıya gelmesini; kriz çıkmasını amaçlamak ve bunun sonucunda meydana gelebilecek bir olumsuzluğu siyaset malzemesi olarak kullanılmaktır…

Herkesçe net görünen bir şey var:

Türk milleti, her zaman olduğu gibi ordusunun yanındadır…

Türk milleti, her zaman olduğu gibi devletinin yanındadır…

..ve net görünen bir şey daha var:

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, siyaseti bir yana bırakıp, vatan ve milletin menfaati için bir araya gelmesi; gerek FETÖ ile mücadele de, gerek PKK ile mücadele de ve en son Afrin Zeytin Dalı Harekatı’ndaki kararlılıkları, milletimiz nazarında kıymet çok büyüktür…

Ki, işte bu iki siyasetçiye milletin kıymet verişi, diğer siyasetçileri rahatsız etmektedir…

Hani Afrin’de savaşan askerlerimiz için sırtında odun taşıyan, yiyeceğini paylaşan, kazak, çorap ören, çeyizliğindeki göz nuru el işlerini “askerlerimiz üşümesin” diye çeyizinden çıkarıp askerlerimize gönderen milletimiz olmasa; milletimiz Afrin operasyonuna birazcık karşı olsa, rahatsızlık duyanlar, söylemek isteyip de, söyleyemediklerini açıkça söyleyecekler de, milletimizin “Vatan mevzubahis ise, gerisi teferruattır” sağduyusu buna engel oluyor…

Cengiz KORKMAZ

Cengiz Korkmazcengiz@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.