SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Soygunu kendi bakanları anlatıyor

Bu haber 11 Şubat 2014 - 9:55 'de eklendi ve 3 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

AKP’nin nasıl bir düzen kurduğunu, bu millete neyi hazmettirdiğini, vurgunun, soygunun, yalanın, ihanetin hangi boyutlara ulaştığını anlamak için elde her hangi bir bilgi ve belge olmasa dahi; bizzat hükümetin içinde yer almış bakanların açıklamalarını dinlemek fazlasıyla yeterlidir. Bizzat şahit oldukları, öyle şeyler anlatıyorlar ki, insanın kanı donuyor.

İtiraflar

Sözünü ettiğimiz itiraflar, “ne istedilerse verdik” dedikten sonra, çıkıp paralel yapı masalları anlatarak milletin aklıyla alay etmekle sınırlı değildir. Bu alay etmeler o kadar çok, o kadar sıradan hale geldi ki, ne söyleyeceğimizi şaşırdık ve asıl söylenmesi ve yapılması gerekeni milletin izanına ve vicdanına bırakıyoruz. Bizim sözünü ettiğimiz itiraflar, AKP’nin kurucusu olan, bakanlar kulunda yer alan isimlerin anlattıklarıdır. Mesela 5 yıl sayın başbakanın yardımcısı olarak görev yapan Abdüllatif Şener’in sözleridir. Bugün yaşananlar, ortalığa saçılanlar Şener’i doğrulamakla kalmamış, çok daha ileri boyutların olduğunu belgelemiştir. Yine 5,5 yıl hükümetin içinde yer alan Ertuğrul Günay, üstü kapalı da olsa çok vahim şeyler anlatıyor. İzmir ve İstanbul’da sit alanlarının yağmalanmasıyla ilgili beyanları, demokrasinin işlediği bir başka ülkede, hükümetin istifasına fazlasıyla yeterlidir. Ertuğrul Günay’ın bazı yetkilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına nasıl ve neden devredildiğiyle ilgili anlattıkları; sonradan çark edip sözlerini yutmak zorunda bırakılsa da, yolsuzluk ve rüşvetin ortalığa saçıldığı 17 Aralık’da, “ne yaptıysak başbakanın bilgisi ve onayıyla yaptık, ben istifa edeceksem başbakan da etsin” diyen Erdoğan Bayraktar’ın söylediklerini tamamlamaktadır.

Diğer bakanların durumu

Eminim ki, bu hükümetin içinde yer almış ve daha sonra dışarıda bırakılmış diğer bakanların da şahit oldukları ve söyleyecekleri çok şey vardır. Ancak, onlar şu ana kadar susmayı tercih etmişlerdir. Bunun bir sebebi başbakanın gazabına uğramaksa, diğer sebebi de işin ucunun kendilerine de ulaşmasından duyulan endişe olabilir. Nitekim, seçim döneminde bazı bakanların niçin aday yapılmadıklarıyla ilgili olarak sayın başbakanın “içimizdeki çürükleri ayıkladık” mealindeki açıklamaları karşısında, defalarca hatırlatmamıza rağmen en küçük bir itiraz gelmemişti. Ne olduğunu, ne demek istendiğini şimdi çok daha iyi anlıyoruz. Ben eminim ki, günü ve zamanı gelince onlar da konuşacak, neler yaşadıklarını, neleri görmezden gelmek zorunda kaldıklarını ayrıntılarıyla anlatacaklardır.

Paralel devlet masalları

Bütün bunlar orta yerde duracak, kendi bakanlarınızın kan donduran itirafları televizyonlarda belgesel gibi yayınlanacak, sonra da çıkıp paralel devlet masalları anlatacaksınız ve milletin buna inanmasını bekleyeceksiniz. Bu kadarını ancak AKP zihniyeti yapabilirdi. Eğer bir paralel yapı aranıyorsa, en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde her detayı ortaya koyan kasetlere kulak vermek yeterli olacaktır. AKP’nin ne olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, kime ve neye hizmet ettiğini, bu telaşın altında ne yattığını, asıl paralel yapının nerede ve kimlerden oluştuğunu hala bilmeyen veya anlamayan varsa, Yıldıray Çiçek kardeşimin dünkü “Paralel Başbakan Bilal Erdoğan mı?” başlıklı yazısını bir defa daha okumalarını tavsiye ederim.

Siz vermişsiniz, onlar kullanmış

Sayın Başbakan söylediklerine henüz istifa etmemiş veya görevden alınmamış bakanlarını bile inandıramamış. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, paralel devlet iddiaları için “Devletin yönetim şeması içerisinde, yaşanan olayları da dikkate aldığımızda paralel uygulamalara gidildiği iddiaları var. Bunlar söylenebilir. Bunların da bir paralel devlet şeklinde değerlendirilmesinin çok gerçekçi olmadığını düşünüyorum. Bunların elbette ki kanıt ve belgelerle ortaya çıkması lazım.” Diyor. 17 Aralık’tan sonra 55 gün geçti. Bugüne kadar paralel devlet masallarının altını dolduran, tutarlı, ispatlı, belgeli bir tek şey ortaya konulamadı. Buna karşılık paralel devlet denilenlerle AKP’nin nasıl işbirliği içinde olduğunu bırakın Türkiye’yi bütün dünya biliyor. Sayın başbakanın, “ne istedilerse verdik” sözü zaten her şeyi ortaya koyuyor. Eğer bir paralel yapı varsa, siz vermişsiniz, onlar da değerlendirmişler. Kimi kime şikayet ediyorsunuz. Söyledikleriniz, nasıl bir düzen kurduğunuzun, bu ülkeyi ne hallere getirdiğinizin itirafı olmaktan ileri gitmiyor. Haliyle bir hesap sorulacaksa önce her istenileni teslim edenlerden başlamak gerekiyor.

AKP’ye oy verenler ne düşünüyor?

Bütün bu yaşananlar karşısında benim en çok merak ettiğim şey, AKP’nin içinde bakan, milletvekili, il başkanı veya teşkilat mensubu olan, bu partiden hayırlı ve faydalı bir sonuç bekleyerek oy veren vicdanlı, imanlı, dürüst, samimi insanların bu ortalığa saçılanlar karşısında ne yaptıklarıdır. Büyük bir telaşla yolsuzluk ve rüşvetin üzerinin örtülmeye çalışılması karşısında ne düşündükleridir? Yargıyı ve emniyeti işlemez hale getirerek, basını ya satın alarak veya sansür uygulayarak, interneti AKP kontrolüne sokarak kurulmak istenen düzeni nasıl karşıladıklarıdır? Elbette AKP’nin içinde de dürüst, namuslu, vatansever insanlar vardır. Büyük ihtimalle içleri başka dışları başka şey söylüyordur. Ancak, bunun böyle gitmeyeceğini de biliyor ve görüyorlar. Büyük bölümünün bir vicdan muhasebesi içinde olduğundan eminim. Neyse ki, 30 Mart yaklaşıyor ve millet ülkeyi bu karanlıktan kurtaracaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.