Asikurtlar©

Sorunlar ve çözümleri

Sorunlar ve çözümleri
05 Ekim 2016 - 20:14 'de eklendi ve 3886 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye terör girdabında kıvranırken, bu kaygan ve kaygı verici süreçte ülke ve millet menfaatlerini her şeyin önünde tutun tek partinin MHP olduğuna akıl ve vicdan sahibi herkes şahittir. MHP’nin bu hassasiyetinin bazı kesimleri rahatsız ettiğini ve haddini çok aşan yorumlar yapıldığını ibretle izliyoruz. Yeni dönemin ilk grup toplantısında konuşan MHP lideri sayın Devlet Bahçeli, ülkenin içinde bulunduğu durumu ortaya koydu ve çok hayati uyarılarda bulundu. Tamamı haber sayfalarımızda yer alan konuşmanın, bazı bölümlerini bir defa da bu köşeden hatırlatmanın faydalı olacağı kanaatindeyim:
MİLLET HİZMET BEKLİYOR
TBMM’nin yeni yasama yılında yüksek bir fazilet örneği, kökü eskiye dayanan kahramanca bir tavır göstermeliyiz.Oyalanacak vaktimiz, kaybedecek değerimiz, israf edecek kaynağımız yoktur.Boşa harcayacağımız, demagoji ve istismarla geçireceğimiz bir saniyemiz kalmamıştır.Türk milleti hizmet beklemektedir.Türkiye’nin zincirlerinden kurtulması için üsteleyen, çabalayan, taviz vermeyen mücadele kararlılığı lazımdır.Artık siyaset ve demokrasi hayatımızda her şey 15 Temmuz sonrasına göre şekil alacak, bitmeyen tehditler, azalmayan tehlikeler ancak bu şekilde göğüslenecektir.İşbirliği kanallarını açık tutmalıyız.Anayasanın tadili veya yeniden yazımı konusunda dürüst, atılgan ve dayanışma içinde bulunmalıyız.Hassasiyet göstermemiz gereken önceliklerimiz vatandır, millettir, kardeşliğimizdir, istiklalimizin akıbetidir.
KİME NE ANLATIYORSUNUZ?
Ülkemiz çok kaygan ve kaygı verici bir süreçtedir.Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, uzun vadeli planlamaların tutmayacağını, tahmin ve akıl yürütmelerin pek bir işe yaramayacağını peşinen söylememiz mümkündür. Düne kadar FETÖ için himmet ve hizmet kuyruğuna girenler sıkıyı görünce birden çark etmişler, telaşla günah çıkartmaya koyulmuşlardır.FETÖ’den ağzı yananların, geçmişini unutturma gayesiyle çırpınanların, yakayı kurtarma niyetinde olanların pişmanlık beyanları neredeyse külliyat boyutuna varmıştır.Oysaki bunların alayı FETÖ’nün düne kadar dizinin dibinde, elinin altında, gözünün içine bakıyorlardı.Söz konusu şahıslar kime ne anlatıyorlar? Kime ne söylüyorlar?Kriptoların hala faaliyette olduğuna dönük yaygın bir kanaat hakimdir.Şikayetlerin mağduriyet edebiyatı görülmesi ise yanlıştır.Henüz hatırlı ve sözü geçen bylock kullanıcılarıyla, kuytularda 1 dolar saklayan suçlularla ilgili bir ifşa, bir izahat yoktur.
BU TAHAMMÜLSÜZLÜK NEDEN?
Biz AKP hükümetine terörizm ve teröristlerle mücadelede hep destek verdik.Verdiğimiz destek Türkiye’yedir.Verdiğimiz destek Türk milletinin beka ve dirliğini muhafazaya yöneliktir.Bundan dolayı bir kısım aklı evveller bizi eleştirmekte, bildik ezberlerini tedavüle sokmaktadır.Güya biz AKP’ye bastonluk yapıyormuşuz.Bu iftiraları atan bre densizler, siz FETÖ’nün kurşun askerliğine talip olurken bir şey olmuyor da, bizim Türkiye’yi müdafaa etmemiz mi gözünüze batıyor?Ne yapacaktık, Türkiye terörizmin kanlı baskınına uğrarken, devleti yönetenlerle, demokrasiyle iktidara gelip yönetimi elinde bulunduranlarla kavga mı edecektik?Bu tahammülsüzlük, bu gayri milli ve yerli olmayan bakışın maksad ve mantığı nedir?Hiç kimse haddini aşmasın, yediğimiz aşı da biliriz, atacağımız taşı da.CHP’nin su kaynattığını ve kayış attığını görüyoruz.Beklentimiz, bari hiç olmazsa, Sayın Erdoğan’ın da Yenikapı ruh ve manevi sözleşmesine bağlı ve sadık kalması, AKP hükümetinin de buna uygun davranış göstermesidir.
HÜKÜMET ELİNİ TAŞIN ALTINA SOKMALI
Musul bir Türkmen kentidir ve Türkmenelinin incisidir.Ve elbette IŞİD caniliğinin elinden söke söke alınmalıdır.Hükümet, Türkmenlerin hak ve menfaatleri için elini taşın altına sokmalıdır.Türkiye sınır emniyetini sağlamak, milli huzur ve istikrarı temin etmek maksadıyla; Cerablus’tan başlayarak batıya ve güneye doğru süren operasyonlar, 5 bin kilometrekare büyüklüğünde terör örgütlerinden tamamen arındırılmış güvenli bir bölgeyle derinleştirilmelidir.Güvenli bölgenin tesisiyle; bir yanda terör sorunu diğer yanda mülteci dramı çözülebilecektir.Güney sınırlarımızı içine alan ve Kobani-Afrin arasında kurulmak istenen terör koridoruna da hiçbir şart altında müsaade edilmemelidir.
TÜRKİYE TÜRBÜLANSTAN ÇIKMIŞ DEĞİL
Ülkemiz olağanüstü şartlara sahip olduğundan yönetim ve idare yapısının da buna müzahir planlanması gayet doğaldır.Bundan gocunmak abesle iştigaldir.Bu itibarla, Olağanüstü Hal uygulamasının uzatılması yararlıdır, yerindedir, haklı ve meşru sebepleri vardır.Meclis’te grubu bulunan dört partinin katılımıyla KHK Komisyonu teşkili de makul ve isabetli bir karardır.Ancak OHAL, adalet çıtasını düşürmemeli, mağduriyetlere neden olmamalıdır.OHAL’in en başta, milletimizin ve ülkemizin güvenliği, beklenmeyen olaylara anında karşılık verilmesi amacıyla devreye alındığı unutulmamalıdır.OHAL, TBMM’nin yetki ve haklarını gasp etmek değildir, bu şekilde de yorumlanmamalıdır.Ucuz ifadelerden, kurnaz ve gizli hesaplardan elbette uzak durulmalıdır.Türkiye türbülanstan çıkmış değildir.15 Temmuz şehitleriyle terörle mücadele şehitleri arasında bir ayrım yapmak yanlıştır, skandaldır, gaflet ötesidir.
CUMHURBAŞKANINA TAVSİYE
Eski defterleri aralayan bir insan eğer müfsid değilse, kesinlikle müflisdir.
Mustafa Kemal Atatürk, 2.Abdülhamid’in yönetimi altında yetişmiş, parlamış, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş ilk Cumhurbaşkanımız ve Türk milletinin yüz akı bir liderdir.Birinin bıraktığı yerden, diğeri devam etmiştir.İki Türk hünkârı olan; Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim arasındaki kapanmayan uçurum ne kadar hamakat ve hezeyansa, Atatürk ile 2.Abdülhamid arasında husumet çıkarmak, birini diğerine tercih etmek o denli zeka özrü, şuur eksikliğidir.Tarihi şahsiyetlerimizi çatıştırmak emin olun düşmanları tebessüm ettirecektir.Biz ne Atatürk’ten vazgeçeriz, ne de 2.Abdülhamid’i ihmal ve inkar ederiz.Biz Lozan Antşması’nı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve hukuki senedi olduğunu kabul eder, hezimet ithamlarını reddederiz.Sorumlu siyasetçiye ve devlet ricaline düşen Türkiye’nin hukuki ve tarihi varlığını tekrar yargılamak isteyen mihraklara koz vermemek, tarihle itişip kalkışmamaktadır.Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanı’nın 29 Eylül 2016 günü, 27.Muhtarlar Toplantısındaki sözlerini yadırgadığımı, 24 Temmuz 2016’daki Lozan Antlaşmasının 93. Yıldönümünde verdiği mesajlarına bağlı kalmasını hem diliyor, hem de tavsiye ediyorum.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER