Asikurtlar©

SORUMLU AKP, ÇARE MHP

SORUMLU AKP, ÇARE MHP
18 Eylül 2015 - 20:10 'de eklendi ve 4027 kez görüntülendi.

Türkiye’yi 13 yıldır yöneten iktidarın haline ve o iktidarın başındaki ismin içler acısı durumuna bir bakın…
Özellikle de hafta sonu yapılan AKP’nin kongresini göz önünde bulundurarak.
AKP’de Genel Başkan olan Ahmet Davutoğlu kendi partisini yönetmekten ve hatta kendi partisinin kadrolarını dahi tayin etmekten aciz bir haldeyken, Türkiye’yi yönetecek iradeyi ortaya koyması hiç mümkün olabilir mi?
Bununla beraber kendi arasında birliği tesis edememiş, en ağır ifadelerle bir birini eleştiren kadrolara sahip olan AKP’nin milletin refahı ve huzurunu temin edebileceğini kim düşünebilir?
Uzun lafın kısası kendi derdine derman olamayan ve açıkça dağılma sürecine girmiş olan AKP’nin Türkiye’ye katabileceği herhangi bir şey kalmamıştır.
Aslına bakarsanız bu durum uzun süredir gözlemleniyordu.
Ancak tek başına iktidarın sunduğu inkanları ranta çevirenlerin gerçek yüzü, milletin tek başına iktidar yetkisini AKP’den almasıyla beraber daha da fazla gün yüzüne çıkmış oldu, bununla da kalmadı somut örneklerini gözler önüne serdi.
Temeli sağlam olmayan, fikri ve ideolojik alt yapısı bulunmayan AKP, şimdi tek adam gölgesine sığınarak siyasi arenada tutunma mücadelesi veriyor ve bu darlaşmış anlayış AKP’yi günden güne eritmeyi sürdürecektir.
1 Kasım’da AKP adına alınacak ağır yenilginin fotoğrafı daha bugünlerden berraklaşmıştır.
Meseleyi toparlayabilmek adına fabrika ayarlarına dönmek tabiri kopuşun, çöküşün ve bitişin önüne geçebilmek adına ortaya atılmış bir söylem olarak göze çarpıyor.
AKP nereye dönerse dönsün, 13 yılda bu milleti iktidar yetkisi aldığı konumdan çok daha aşağı bir seviyeye ulaştırdığı kesindir.
* * *
Neredeyse bitmiş bir terör sorununu MHP’nin de iktidar ortağı olduğu hükümetten devralmış ancak terörü bitirmeyi bırakın hiç olmadığı kadar azdırmayı başarmıştır!
Sözde çözüm süreci laflarıyla başlayan, terörün biteceği vaadi ile sunulan ihanet dönemi, PKK’nın daha çok silahlanmasına, zemin ve güç bulmasına neden olmuştur.
Bu yönde gelen itiraflarsa işin cabasıdır.
Yani göz göre göre PKK’nın güçlenmesine ses çıkarılmamış, bu da millete sözde barış olarak yutturulmaya çalışılmıştır.
Çözümden neyi kast ettiğini anlatamayanlar, bugün milli öfkenin hedefindedir çünkü sorumlu oldukları her halleri ile ortadadır.
Dış politika alanında sözü dinlenen, ağırlığı olan ve bölgesinde mutlaka görüşüne başvurulan bir konumdan, şimdi kimsenin tepkisini dahi umursamadığı bir seviyeye kadar ülkenin konumunu düşürmüştür.
Bunun neticesinde de sınırlarımızın yanı başında yeni coğrafyalar yaratma, yeni sınırlar çizme teşebbüsleri hız kazanmış, güney sınırlarımızın hiçbir yerine devlet otoritesi namına bir şey kalmamış, terör örgütleri cirit atar olmuştur.
Ekonomi alanındaysa yine 57. Hükümetin aldığı tedbirlerin kaymağını yemiş, satmaya alışmış bir zihniyetle devletin önemli kuruluşları satılmış ancak mevcut halde yaşanan kayba yönelik atılması gereken adımlar atılmayarak fatura 77 milyona kesilmek istenmiştir.
13 yılda zenginleşen AKP ve yandaş kesim gerçeği 17-25 Aralık’la kendisini ve nasıl işlediğini dehşetle gözler önüne sermiştir.
Sabıkalar öylesine kabarıktır ki, içte yada dışta her alanda kaybeden, daha doğrusu kaybettirilen bir ülke gerçeği hepimizin karşısında duruyor.
Ekonomiden tutun dış politikaya, güvenlikten alın, hukuk zeminine kadar her alanda büyük bir yozlaşma, bozulma ve gerilemenin de ötesine geçmiş vahim bir tablo ile karşı karşıyayız.
* * *
Bu gidişata dur demek 77 milyonun sorumluluğundadır.
Bugün ülkede yaşayan herkes işlerin kesinlikle iyiye gitmediğinin tam tersine hiç olmadığı kadar kötüye gittiğinin farkındadır.
Kanunları umursamaz, hukuk tanımaz, milletin değerlerini referans almaz, şehide değer atfetmez bir anlayış sadece dünümüzü değil, bugünümüzü ve hatta yarınlarımızı da heba ettirmiştir.
Ayakkabı kutularına haram kazançları dolduranlar, milletin helalini ve geleceğini çalmıştır.
Önümüzde bulunan 1 Kasım’daki önemli kavşak gerçekten hepimiz için varlık yada yokluk tercihinin son durağıdır.
AKP’den hesap sorma zamanı gelmiştir.
7 Haziran’dan bu yana milli iradenin gereği olmasına rağmen AKP’nin koalisyon kurmama tavrına bakarak, tek başına yada ortaklı bir hükümet dahi olsa bile AKP’nin sorunlara çözüm getiremeyeceği, tek derdinin kendisi ve yandaşları olduğu gerçeği hepimizin karşısında duruyor.
Türkiye öncelikle ülke içerisinde huzuru ve güveni tesis edebilecek, terörün belini kırıp, kökünü sökecek ve bu alanda kendisini ispatlamış yeni bir iktidara ihtiyaç duymaktadır.
Ardındansa ekonomi, dış politika ve adalet başta olmak üzere her alanda düzenin yeniden tesis edileceği hızlı bir onarım ve toparlanma dönemine sokulmalıdır.
Bu zamana kadar her sözünde haklı çıkmış olan, 1999-2002 arasına bakarak terörle mücadeledeki başarısı herkesin gözünün önünde olan ve ekonomi başta olmak üzere her alanda güçlü bir politikayla milletin karşısında olan MHP gerçeği karşımızdayken, milli buluşmanın adresi de yine MHP olmalıdır.
O halde hakkın, artık hak sahibine verilmesinin vakti gelmiştir.
Bu sefer kazanan AKP, kaybeden Türkiye olmamalı, kazanan Türkiye, hesap sorulan ise AKP olmalıdır.
MHP’yi iktidara taşımak, ihanete dur demek, toplumsal onarımı sağlamak ve huzurlu bir gelecek tesis etmek için bu tercih milli ve vicdani sorumluluğun 1 Kasım’daki esasıdır.

 

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER