SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

Sorulamayan sorular

Bu haber 06 Ocak 2014 - 11:07 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Ortalığa saçılan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları karşısında AKP’nin ne yapacağı netleşti ve yeni, seri ve sistemli bir aldatma seferberliği başlatıldı. Hesaba göre “cambaza bak” oyunlarıyla hırsızlık unutturulacağı gibi, buradan bir kahramanlık çıkarılıp yalan, talan ve ihanet düzeninin kaldığı yerden devam etmesi sağlanacak. Başbakanın Dolmabahçe’de yanaşma ve besleme takımıyla yaptığı toplantıdan sonra yapılan açıklamalardan çıkardığımız sonuç budur.

Adam gibi medya olsaydı

Toplantının kapalı bölümünde neler olduğunu, hangi soruların sorulup, hangi cevapların alındığını yazıldığı kadarıyla biliyoruz. Ancak başta yapılan açıklamayı bizzat izleme fırsatımız oldu. Benim bir türlü anlayamadığım, her biri kendini bulunmaz bursa kumaşı zannedip küçük dağları yarattıklarını düşünen bu kadar insanın, akıllarıyla alay edilmesini nasıl içlerine sindirdikleridir. Eminim tamamının aklına gelmiştir, “sayın başbakan 2010 referandumu öncesi ne söylüyordunuz, şimdi ne söylüyorsunuz? Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde bütün söylediklerinizi şimdi tersine çeviriyorsunuz” demek. Hani yargıda reform yapmıştınız? Hani herkesin yargıya güvenmesi gerektiğini vurguluyor ve “eğer suçlu değilseniz yargılanmaktan niye korkuyorsunuz?” diyordunuz? Savcı olmuştunuz. Ülke bağırsaklarını temizliyordu. İşin ucu size dokunmasaydı, çete, kumpas, paralel devlet hiç aklınıza gelecek miydi? Hadi diyelim ki, bütün bu söyledikleriniz doğru ve yargıda paralel yapılanma var. İyi de bu düzeni kuran, bütün atamaları yapan bizzat siz değil miydiniz? Milyon dolarları ayakkabı kutularına çeteler mi istifledi? Kendi bakanınız, “bütün kararları başbakanın bilgisi dahilinde aldık. Başbakan da istifa etmelidir” derken ne demek istedi? 4 bakanınızı birden çeteler istediği için mi, haklarındaki iddialardan dolayı mı görevden aldınız? Sizin savunmalarınız ortada yüz milyar liraları bulan büyük bir soygun olduğu gerçeğini değiştirir mi? Eğer orda gazeteciliğin kenarından geçmiş birileri bulunsaydı başbakana sorulacak sorular bunlar olurdu. Bu sorular sorulmadığı gibi, yazılardan anladığımız kadarıyla, “padişahım çok yaşa” naraları atılmış ve kendilerine verilen yeni emirleri alıp dağılmışlar.

Jaguar mı gemi mi büyük?

Her zaman söylüyoruz. Siz eğer kurumların içini boşaltır ve kendinize özel bir düzen kurarsanız, döner gelir bir gün ayağınıza dolanır. Demokrasinin, hukukun, medyanın içi boşaltılmış ve AKP menfaatlerine uygun bir düzen kurulmuştur. Kağıt üzerinde karlı gibi görünen bu düzen AKP’nin sonun getirecektir. Eğer bu ülkede adam gibi bir medya olsaydı, bundan en çok faydalanan AKP olurdu. Medya denetim görevini hakkıyla yerine getirirdi, AKP’de yalan, talan ve ihaneti bu kadar ileri götüremezdi. Haneden düzeni kurulmasını her şeyden ve herkesten önce medya engellerdi. Bunun yakın tarihte bizzat şahit olduğumuz örnekleri var. Rahmetli Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde kızı Zeynep Özal’a bir jaguar hediye edilmişti. Günlerce, haftalarca manşetlerden inmedi. Sonunda jaguar iade edildi ve milletten özür dilendi. Başbakan Erdoğan’ın oğlu benzer bir yöntemle gemi sahibi oldu. Kimse doğru dürüst haber bile yapamadı. Defalarca, “jaguar mı büyük, gemi mi büyük? Niye kimsenin sesi çıkmıyor?” diye yazdık. Sonra o gemicik bir filoya dönüştü. Açılan bu yol bütün bakan çocukları için emsal teşkil etti. Kimi mısır işleri, kimi yumurta düzenleri kurdu. Henüz 12 yaşında büyük ve yüksek gelirli şirket sahibi olanlarına rastladık ve bunu da görmezden, duymazdan geldik. Bütün bunların sonunda geldiğimiz nokta ortadadır ve dünya çapında bir yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile karşı karşıyayız. Oysa medya görevini yapsaydı ve Zeynep Özal titizliği Bilal Erdoğan’a da gösterilseydi, bundan en faydalı çıkan AKP olurdu ve kim bilir belki de bugün bu durumlara düşmezdi.

Acı sonuç

AKP, devleti, yargıyı, medyayı, üniversiteleri, sivil toplum örgütlerini, spor federasyonlarına varıncaya kadar ele geçirerek dikensiz gül bahçesi oluşturduğunu ve kurduğu yalan, talan ve ihanet düzeninin sorunsuz sürdüreceğini zannetmiştir. Sonuç nedir? Bugün başbakan maçlara gidemiyor. PKK’nın eli kanlı katilleri ve işbirlikçileri kitabına uydurulup sokağa salınırken, ömrünü terörle mücadelede tüketmiş Engin Alan gibi bir kahramanın hapiste olmasını bu milletin içine sindirdiğini mi zannediyorsunuz? Bunu da mı çeteler yaptı? 29 yaşında birinin bütün yolsuzluk ve rüşvet iddialarının göbeğinde yer alması normal bir durum mudur? Onun işbirliği yaptığı ve hatta kimilerine göre patronu durumundaki Babek Zencani’nin İran’da gözaltına alınmasını da Türkiye’deki paralel devlet veya çeteler mi sağladı?

Her savunma bir itiraf

Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Yapılan savunmalar yetersizliğin ve çaresizliğin itirafı olmaktan ileri gidemiyor. Türk milleti artık her şeyin farkındadır ve aklıyla alay edilmesine daha fazla izin vermeyecektir. Geri sayım başlamıştır ve MHP lideri sayın Devlet Bahçeli’nin dediği gibi 30 Mart seçimleri helalin haramla, temizliğin kokuşmuşlukla, dürüstlüğün, kul hakkını gözetmenin ve Allah korkusunun yolsuzlukla, hırsızlıkla, vurgunculukla ve yağmacılıkla mücadelesi halinde geçecektir

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.