Asikurtlar©

Sonra Ağlamanın Göze Yararı Olmaz!

Sonra Ağlamanın Göze Yararı Olmaz!
31 Ekim 2015 - 9:01 'de eklendi ve 4049 kez görüntülendi.

Küresel güç yarışı “bukalemun” gibi değişerek farklı boyutlarda devam ediyor…
Eski yöntemler tarihe karıştı……
“Sağ-sol” filan yok!…
Paktlar arası restleşme yok…
Tıpkı Suriye’deki örnek gibi, ABD ve Rus uçakları aynı semalarda……
Askeri tehdit ikinci plana düştü…
Simdi siber yöntemler, planlı operasyonlar yapılıyor…

***
Önce Terörist örgütler kaba karışıklık çıkarıyor.
Baronların ise son noktayı koyan güç haline geldiği görülüyor…
Irak, Mısır, Libya deneme tahtasıydı.
Şimdi sırada Suriye var…

***
Coğrafi ve demografik yapının değişimi 2. Aşamayı getiriyor.
Yeni işgal düzeninde toprak işgali yok.
Bağımlı modüler yönetimler toprağa bekçi yapılıyor.
Ekonomik kaynaklar işgal edilmiş oluyor.
Böylece mevcut nüfus “köle”, bağımlı yönetimler ise nöbetçi durumuna düşürülüyor…

***
Bunca kapsamlı operasyon nasıl yapılıyor?

***
Eskiden ülkeler askeri tehditlerle hizaya getirme yöntemi geçerliydi…
Siyasi akımların kışkırtılması ile iktidarlara gözdağı verilirdi.
Ülkeler İçten bölünerek yönetilirdi…
İşgal edilip yönetilmeye kalkılırdı…
Şimdi bu eski yöntemler olsa da “ekonomik tehdit” daha ön plana çıkmaktadır.
Ülkelerin fiziki işgali yerine, stratejik varlıkları ele geçirilmektedir….
Küresel odaklar ülkelerin fiziki işgalinden çok “ekonomik işgalini” daha geçerli bir yöntem olarak görmektedir.
Sıcak paranın zalim kıskacı şimdi daha vahim trajediler yaratıyor.
Dünyada kaynakların azalması bu tehdidi “azgın bir boğaya” dönüştürdü.

***
Şimdi hedefte Türkiye var……
Kurların yükselmesi, borsaların düşürülmesi ile kaynaklar azaltılıyor.
Bu tehdit ülkemizin ekonomisine bulaştırılmaya çalışılıyor.
Üreten ekonomiden tüketen toplum modeline hızlı bir geçiş var.
AKP iktidarı palyatif politikalar ile “üreten ekonomiyi” zayıflatmıştır…
İthalat had safhadadır…
İnsanlar uzun borçlanma ile geleceğini harcayan makinelere dönüştürüldü.
Kısacası millet fakirleştirerek borçlu yaşamaya zorlandı.
Millet gücünün üzerinde “borçlu yaşamaya” teşvik edildi.
Kredililer “çölde serap” gibi sunulmakta.
“Kredili hayat oh ne rahat” diyoruz ama…….
Sonu hüsranla biten hikâyeler ortadadır…

***
Eeee sonrası?
İşte, orası karanlık…
Zaten mesele de burada…
İşsizlik, aşsızlık derken krediler iflas edebilir.
Kriz ve dalgalanma kaçınılmaz hale gelebilir.
Sıcak para tek tuşla kaçabilir…
Bu ekonomik karmaşa güvenliğimizi de tehdit edebilir… …

***
Sonra ne mi olur?…
Keşfedilmemiş yeni yöntemler denenir…
Yeniden borçlandıralım, yapılandıralım filan……
Onlar krizi sever, ondan beslenir.
Bu “Türbülanslar” küresel baronları, karanlık fonları daha güçlü hale getirir…
Küresel baronların emrindeki 2 trilyon dolar civarındaki meçhul fonlar şimdilik 50 milyar civarında bir riski ülke ekonomimizin üzerinde sıcak tehdit olarak tutmaktadır.
Dolayısıyla direnç noktaları zayıflamaktadır…

***
Önümüzde iki yol var.
Birincisi zalim planlara dur diyecek bir proje ve iktidar seçmek…
İkincisi nohut, bulgur, kömür eksenli yanlışa devam etmek…
Seçimlerden sonra kriz şikâyetleri daha da belirginleşebilir…
Sızlanmalar artabilir…
Sesler belki yükselecek……
Sonra ağlamanın göze yararı olmayacaktır…
Bu yüzden 1 Kasımda önümüze konan sandıkta iradeye sahip çıkmak her zamandan daha önemlidir…
13 yılda ülkenin getirildiği durum ortadadır.
Terör azmış, şehitler yürek yakan hale gelmiştir.
Ekonomi içler acısı ve esnaf siftahsızdır…
Ne diyelim?
Çare sandıktır……
Sen bilirsin Türkiye…

Mustafa Ertekin

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER