SON DAKİKA

ATATÜRK OLMASAYDI…

KÖŞE YAZILARI

Son Uyarı

Bu haber 08 Ağustos 2014 - 10:47 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

İSMAİL ÖZDEMİR

10 Ağustos Pazar günü yapılacak seçimler sadece Cumhurbaşkanı’nı tayin etmekle kalmayacak, aynı zamanda ülkemizin geleceği noktasında da önemli bir başlangıcın hükmü niteliğini taşıyacak.

Çünkü Cumhurbaşkanlığı makamı devletin en tepe noktasıdır.

Burada bulunan şahsın duruşu ve yapısı, doğrudan ülkenin geleceği ile ilgili meselelerin belirleyici etkisi konusunda öncü faktörü olacaktır.

Dolayısıyla Pazar günü seçilecek olan Cumhurbaşkanı şahsında Türkiye geleceğe nasıl kucak açacak, işte buna Türk Milleti karar verecek.

Bu nedenle karar verirken herkesin son derece iyi düşünmesi gerekir.

Zira karşımızda bulunan şartlar hepimizi “önce ülkem ve milletim” anlayışıyla hareket etmemiz gerektiğini gösteriyor.

Özellikle Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu coğrafyada yaşanan olağan üstü, sıkıntılı gelişmeler beraberinde düşünüldüğünde, 10 Ağustos’ta sandık başına gidecek olan milletimiz, son derece tarihi bir sorumluluk taşıdığı ortadadır.

* * *

Dıştan içe doğru ülkemizin haline bakıldığında; sadece güney sınırlarımız da değil, Kuzey’de Ukrayna, Doğu’da Azerbaycan-Ermenistan hatlarında da gerilimin tırmandığını görüyoruz.

Bu gerilimlerin merkezinde bulunan ülkemizin ise devletler ve diğer aktörler tarafından dikkate alınmadığına da şahitlik ediyoruz. Tarihi ve kültürel bağlarımızın olduğu coğrafyalarda yaşanılanların, tesirsiz kaldığımız neticelerinin mutlaka bizleri de etkileyeceği yediden yetmişe herkesin ortak görüşüdür.

Ekonomide ise büyük bir buhranın kapısında beklediğimizi bizzat iktidarın ekonomi ile ilgili görevlendirdiği isimler söylüyor. Bu yıl içerisinde “acil” olarak 220 milyon dolarlık bir kaynak bulunamazsa ülkenin çok büyük sıkıntılar yaşacağı, bizzat resmi temsilciler vasıtasıyla ilan edildi.

Ülke içerisindeki kutuplaşma ve ayrışmanın hat safhaya ulaştığına dair yapılan yorumlarla birlikte, yine bu alanda yürütülen bilimsel çalışmalar da arttı. Bunların hepsinin işaret ettiği konu milletin “bir arada yaşama düşüncesinin” sarsılmaya başladığı yönündedir. Daha genel bir ifade ile siyasi kutuplaşma üzerinden AKP iktidarının yürüttüğü politikalar, toplumu etnik ve mezhep temelli ayrışma noktasında oldukça fazla etkilemiştir.

* * *

Şimdi herkes elini vicdanına koysun ve bu sıraladığımız, ülkemizi tehdit eden gelişmelerin sebeplerinin neden kaynaklandığını düşünsün.

12 yıldır milletten aldığı tek başına iktidar olma yetkisini elinde bulunduran şimdinin Aday Erdoğan’ı bunca yaşanılanların baş sebebi değilmidir?

Bunca sorun birike birike artık içerisinden çıkılmaz bir hal almak üzeredir.

Allah milletimizi korusun ama görünen köy kılavuz istemediğinden üzülerek söylemek zorundayız ki, bu vaziyette gidersek ülke büyük bir kaos, kargaşa, ekonomik kriz ve bunlardan çok daha öte bir iç çatışmanın içerisinde sürüklenecektir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, geride bıraktığımız gün Cumhurbaşkanı Seçim çalışmaları için gittiği Kırşehir’de halka hitap ederken söylediği “Recep Tayyip Erdoğan’ın hatalarının bedelini neden siz ödeyesiniz” çağrısı son derece önemlidir.

Bu durum, içerisinde bulunduğumuz koşullar ve olumsuzluklar göz önünde bulundurularak mutlaka üzerinde kafa yorması gereken bir konudur.

* * *

Cumhura baş olmaya Türk tarihini inkar etmeyen, Türklüğü yok saymayan, devletin ve milletin menfaatini her değerden üstün tutan bir isim layık görülmeli ve bu doğrultuda karar verilmelidir.

Milletin malına göz dikmeyen, yolsuzlukla anılmayan, bölücülüğe mevzi kazandırmayan, toplumun ayrışmasından medet ummayan, devletin kurumları arasındaki çatışmadan beslenmeyen, bölgesel gelişmeleri doğru okuyan bir isim Cumhurbaşkanı olarak seçilmelidir.

Kazanması gerekenin Türkiye olduğu, ben değil biz anlayışıyla hareket edilmesi gerektiği kesinlikle unutulmamalıdır.

Pazar günü oy verirken, Türk Milleti’ni temsil noktasında şaibesi bulunmayan, binlerce yıllık Türk tarihinin kutsal emanetlerini layıkıyla taşıyacak olan, milletin birliği ve dirliği konusunda kararlı ve açık görüşlü olan, toplumsal ayrışmayı ve kutuplaşmayı ortadan kaldırmaya istekli olan, Türk Milleti’nin refahını kendi menfi çıkarlarının üzerinde tutan ve bunu açık açık milletle paylaşan, ‘aziz vatanın bir karış toprağını dahi kimseyle paylaşmayız’ diyen Ekmeleddin İhsanoğlu tercih edilmelidir.

Son uyarımızı acizane olarak bu köşeden sizlerle paylaşıyorum.

Aksi bir sonuç Türkiye’ye çok büyük acılar yaşatacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.