SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Kahpeliğin Böylesi!

KÖŞE YAZILARI

Şok İddia

Bu haber 02 Kasım 2012 - 8:45 'de eklendi ve 36 kez görüntülendi.

Hafta sonu MHP’nin Türk Dünyasıyla bütünleşeceği ve ana sloganını “Türk Milleti Sensiz Asla” olarak belirlediği büyük kongresi var. Bugün kongreye yönelik son yazılarımdan birini yazacağım.Bu süreçte yazdığım yazıların Ülkücü irade bünyesinde yeterince anlaşıldığı kanısındayım. Çünkü her şeyi çok açık ve net yazdığım inancındayım. MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yönelik kara propagandayı yöneten ve MHP dışı güçlerle dirsek temasına geçerek MHP’de “Değişim” gerçekleştirmek isteyen bazı adaylara yönelik yoğunlaşarak yazılar yazdım. Bu yazılarım onları ve taraftarlarını çok rahatsız etti. Bugün yine birilerini rahatsız edecek bir yazı kaleme alacağım.

Bugün sizi 1993 yılına götürerek MHP kongresi öncesi günümüze ışık tutan gelişmeleri değerlendireceğim. Bu değerlendirmeler bazılarının maskesini düşüreceği gibi,merhum Başbuğ Türkeş üzerinden istismar alanı oluşturmaya çalışanlara da büyük ders olacaktır.

MHP’nin 1993 yılında gerçekleşen kongresinde yaşananlardan sonra DYP’nin kapısından dönmüş bir Koray Aydın portresi anlatacağım. “Bir gün bile MHP dışında olmadım” diyen MHP Genel Başkan adayı Koray Aydın’ın MHP’den ayrılıp 1993 yılında DYP’ye milletvekili olarak katılacakken, nasıl ikna edilip MHP kaldığını anlatacağım. Daha doğrusu bunu anlatan o dönem MHP Genel Sekreter Yardımcılığı ve Kayseri milletvekilliği yapan Sayın Mustafa Dağcı’dır.

Elimde 29.01.1993 yılına ait Milliyet Gazetesinden Şamil Tayyar’ın hazırladığı habere ait “TÜRKEŞ’İN YENİLGİSİ” başlıklı bir gazete küpürü var. O haberde Koray Aydın’ın da bu kongrede bir liste çıkararak kongrenin atmosferini yükselttiğine işaret ediliyor. 1993 yılında gerçekleşen kongrede Başbuğ Türkeş karşısında liste çıkaran ve bu liste çıkarma hadisesinde kayınbiraderi ile birlikte Ülkü Ocaklarının fiziki saldırısına maruz kalan Koray Aydın’ın bu süreçten sonra MHP’den kopma noktasına gelişini Mustafa Dağcı şöyle anlatıyor: O kongrede yaşananlardan sonra Koray Aydın’ın DYP’lilerle bir diyaloga girdiğini, Devlet Bakanı ve DYP Trabzon milletvekili Mehmet Ali Yılmaz’dan öğrendim. Hatta Mehmet Ali Yılmaz bana “MHP milletvekilleri olarak bir kişi eksileceksiniz” dedi. Koray Aydın’ın MHP’den ayrılacağı bilgisini alan Başbuğumuz beni görevlendirerek “Evladım bu süreçte Koray’ın MHP’den ayrılması partimize zarar verir, git ikna et” demesi üzerine, gidip onu ikna eden, MHP’de kalmasını sağlayan benim…Koray Aydın kongrede üzerinin çizilmesini ve kongrede yaşananları hazmedemediğinden böyle bir tutum içine girmişti.

Bu anlatılanlara göre Koray Aydın’ın “Bir gün bile MHP dışında olmadım” sözü aslında “Bir gün bile MHP dışında olamadım” şeklinde olmalıdır. O kongrede yaşananları, o kongreye katılan birçok kişi ve yetkili görmüştür. Kongre sonrası gelişmelere de o dönemin tüm yöneticileri şahittir. Meraklısı sorup ,araştırabilir !

Bazı okuyucular ve Ülküdaşlarımız “Niye hep bu bilgiler kongre süreçlerinde ortaya çıkıyor?” diye haklı olarak sorabilirler.Kongre süreçleri doğal olarak eleştirilerin yoğun olduğu dönemlerdir.Aday olan nasıl Genel Başkana karşı eleştiri getirerek ,makama oturmak yahut ele geçirmek istiyorsa,kendisine karşı çıkanlar o kişinin sözleri ve davranışları üzerinden eleştiri getirmesi gayet doğaldır.Kimse vahiy yoluyla aday olmadığı için eleştirilmez değildir. İftira, yalan olmadığı sürece demokratik zeminin verdiği haklar üzerinden herkes herkese eleştiri getirebilir.Yok getirilmez diyorsanız MHP’nin başında bir Lider varken ,onun karşısına Genel Başkan adayı olarak çıkmakta neyin nesi oluyor o zaman?

Sürekli merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i referans yapan ve ” Benim mensup olduğum fikrî harekette referans noktalarımdan biri Alparslan Türkeş’tir. Fikir babamız olarak onu referans alırım.” şeklindeki sözler eşliğinde Başbuğumuzla birlikte olan fotoğraflarını paylaşan Koray Aydın’a “1993 yılında Süleyman Demirel’i fikir babanız olarak görmek için mi DYP’ye katılacaksınız?” diye sormak hakkımız olur. Koray Aydın’ın taraftarları “DYP’den gelen şunu milletvekili yaptınız,bunu milletvekili yaptınız” diye köşe yazıları yazıyorlar,sosyal paylaşım sitelerinde yorumlar paylaşıyorlar. Belki 1993 yılında Koray Aydın ikna edilmezse,yıllar sonra o da DYP’den MHP’ye katılıp milletvekili olacaktı. O yüzden yazı yazarken mantıklı olmak ve heyecana kapılmamak lazımdır. Geçmişe bakmak ve geleceği ona göre değerlendirmek lazımdır.

Siyasette bu gibi haller doğaldır. 1995 yılında merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Anap’tan MHP’ye katılan iki önemli ismi MHP Genel Başkan yardımcısı yapmıştır.DYP’den gelen birisi geçtiğimiz dönemlerde MHP Genel Sekreterliği yapmıştır.MHP’de Genel Sekreterlik yapmış birisi gidip DSP’den Belediye Başkan Adayı olmuştur. Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in oğlu da Türk milliyetçiliğine alerjili olan AKP’de milletvekilliği yapmaktadır. O yüzden diyorum ki, MHP’de Genel Sekreterlik yapmış olmak , yapılan yanlışları ortadan kaldırmaya ve eleştiri getirmeye zırh değildir asla…

Başbuğ Türkeş’e karşı 1993 yılında bu girişimde olan Koray Aydın MHP’de Genel Sekreterlik yaptı diye eleştiriden muaf mı oluyor?

“Ben yaptım, ben ettim” duygusundan ve egosundan başka bir görüntü vermeyen Sayın Koray Aydın aşırı bir narsist profil çizmektedir. Televizyon konuşmalarında ve gazete röportajlarında hep bu profilini makyajlamaktadır. Merhum Başbuğ Türkeş döneminde de, MHP Lideri Devlet Bahçeli döneminde de hep bu duygularla hareket etmiştir. 2009 yılında olağan kongrede aday olmak yerine, yerel seçimlere ve olağan kongreye aylar kala delegelerden imza toplayıp olağanüstü kongre talebiyle MHP’yi mahkemeye verip, olağanüstü kongre talebini Kayyum denetiminde yaptırmaya kalkması hep bu egonun eseridir. 1993 yılında yaşananlara rağmen Başbuğ Türkeş nasıl sahip çıkıp onu MHP’de etkili göreve getirdiyse, yaptığı onca şeye rağmen MHP Lideri Devlet Bahçeli’de Koray Aydın’ı affedip MHP’den 1.sıra milletvekili yapmıştır. Büyüklüğü gösteren kim, bu büyüklük karşında küçülen kim oluyor şimdi?

Mesele asla Genel Başkan adayı olup olmamasıyla ilgili değildir.Vefa, ölçü anlayışının hangi noktada olduğunu Ülkücü Hareketin tüm mensuplarının görmesiyle ilgilidir. Makam için yarın MHP’yi yine mahkemeye vermeyeceğinin yada başka bir partiye geçme girişiminde bulunmayacağının garantisi yoktur. 1993 ve 2009 yılında yaptıkları Koray Aydın’ın siyaset anlayışının nasıl olduğuna aslında en iyi delildir. MHP’ye yaptığı toplu iğne ucu kadar hizmetler varsa onları saygıyla karşılıyoruz ama MHP’ye 3 Kasım 2002 seçimleri başta olmak üzere birçok seçimde hukuken aklanıp, vicdanen aklanmadığı konularda verdiği zararında telafisi yoktur. Koray Aydın kendisine her şeye rağmen sahip çıkan insanlara bastıramadığı egolarından dolayı hep nankörlük etmiş bir kişidir.

Koray Aydın geçen gün Yeniçağ Gazetesi’nde yayınlanan röportajında ana başlık olarak “Ahde Vefa etmeyen siyasetçi oportünisttir.” diyordu. Bu sözü Koray Aydın’ın yaptıklarına bakarak söylemesinin mümkün olmadığını bildiğim için, “acaba onun adına bu söyleşiyi birileri mi hazırlıyor?” diye kendi kendime sormuştum.

Geçen günlerde CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu “Tarafsız Bölge” programına katılan Koray Aydın programa katılan bir gazetecinin sorusu üzerine bu şüphelerimi haklı çıkaran bir açıklama yaptı. Gazeteci “Koray bey ,Yeniçağ Gazetesi’nden Arslan Tekin ile yaptığınız söyleşi de ‘MHP’de değişim gerçekleşmezse MHP barajı bile aşamaz’ demişsiniz bu konuyu değerlendir misiniz?” şeklinde soru sormuş Koray Aydın’da Yeniçağ’da yayınlanan söyleşi de “Demek ki eksiğimiz var. Milliyetçi Hareket Partisi sorguyu sağlıklı yapamadı. Bunun sonuçlarını tespit edip bu kongrede gideremezse önümüzdeki dönemde barajı bile aşamaz.” cümleleri olmasına rağmen “Bu yalan, iftira böyle bir söyleşim yok” demiştir. Şimdi “Değişimin” ana karargahı gibi çalışan Yeniçağ Gazetesi’nde Koray Aydın adına yayınlanan söyleşi, Koray Aydın’dan habersiz mi yayınlanmaktadır?

Yeniçağ Gazetesi’nden Arslan Tekin’den konu açılmışken, 1993 yılında yaşananları anlatmışken, Arslan Tekin’in 1997 yılında çıkarmış olduğu “Milliyetçi Hareket’te Devlet Bahçeli Dönemi” isimli kitabında Koray Aydın’ın MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Başbuğ Türkeş’e bağlılığını, sadakatini anlattığı şu cümleler aklıma geldi: Devlet Beyin temayüz eden kişiliği, lidere olan sadakatidir. Hayatı boyunca partide görev yaptığı dönemde, lideri hiç üzmemiştir. Lidere sıkıntı olmamıştır. Rahatsız edildiği, üzerinde oyun oynandığı dönemde olmuştur.O dönemde dahi bu tavırlarında bir değişiklik olmamıştır. Size bir örnek vereyim: En son seçimlerde Adana’da üçüncü sıradan aday gösterilmiştir.

Çoğu arkadaşımız o zaman Genel Başkanın arkasından aday olması gereken kişinin Devlet Bey olduğunu,onun üzerinden aday gösterilen Salih Gökçe o dönem büyük tepki almıştı ve onun altında gösterilmesine Ankara’da bütün arkadaşlar itiraz etmişlerdi. Bu durumda bile Devlet Bey, liderin arzuladığı bir listeye isyan edilemeyeceğini, sekizinci sırada bile olabileceğini, ama bir Ülkücüye düşen görevin, yeri ve şartları ne olursa olsun,o şartlara isyan etmemiş ,gereğini yapmak zorunda olduğunu söylemiş. Adana’ya gitmiş ve karış karış gezerek seçim çalışmasını yapmıştır.O dönemde isyan eden, listelerde yerlerini beğenmeyip çekilen çok insan vardı.”

Koray Aydın MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin davaya ve lidere bağlılığını böyle anlatıyor ve makam-mevki için bu davaya zerre zarar vermediğini ifade ediyor.

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.