SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Sizin “Çözümleriniz” İhanet Bizim Sadakatimiz “Çözümsüzlük”

Bu haber 18 Ocak 2013 - 19:28 'de eklendi ve 29 kez görüntülendi.

Yıldıray Çiçek
2009 yılında başlatılan sözde “Kürt Açılımı” özde “PKK Açılımı” yüzünden AKP birçok konuda çuvallamıştı. Yine o tarihlerde herşeyi seferber etmişler ve “PKK Açılımını” hayata geçirmeye çalışmışlardı. Ama MHP’nin Türk milleti adına gösterdiği direnç yüzünden, AKP geri adım atmak durumunda kalmış, söylemlerinde MHP’nin kavramlarını kullanmaya başlamıştı. Öyle nutuklar atıyorlardı ki, sanki “PKK Açılımını” başlatan kendileri değil gibi… Kendi kaldırdığı idam yasasını tekrar getirip “APO’yu asmaktan”, PKK’lılarla kucaklaşan BDP’lilerin dokunulmazlıklarını kaldırmaktan bahsediyorlardı.

Ama küresel misyon yüklendikleri için “PKK Açılımını” hayata geçirme noktasında kaldıkları yerden tekrar seferberlik başlattılar. Topluma Apo’yu asmayı tartıştırırken, asıl “Apo’yu İmralı’dan nasıl çıkarırız?” arayışı içindeymişler! Apo istemeden ona televizyon hediye edecek kadar da büyük bir şevk içinde PKK açılımını başlattılar.

AKP’nin organize ettiği tüm televizyon ve gazetelerde “barış çığlıkları” atılmakta ve bugüne kadar tüm uyarılarında haklı çıkmış MHP adeta linç edilmeye çalışılmaktadır. Çözüm yaklaşmış ama MHP bunun önünde tek engelmiş… Tek merkezden yönetildikleri belli olan tüm yazar ve yorumcular sürekli bu propagandayı yapmaktadır. Herkes çözüm istiyor ama bir tek MHP çözümsüzlükten yana! MHP’nin “Türk milletini böldürmeyeceğim” duruşunu çözümsüzlük olarak görüyorlar.

MHP’nin “Türk devleti ile terör örgütü PKK’yı eşitlemeyin” duruşunu çözümsüzlük olarak görüyorlar.

MHP’nin “Türk milletini parçalamak için bu kadar acı yaşatmış olan PKK’lılara masum insanlar ve kahraman muamelesi yapmayın” duruşunu çözümsüzlük olarak görüyorlar.

MHP’nin “Şehitlerimize, gazilerimize ihanet etmeyin” duruşunu çözümsüzlük olarak görüyorlar.

“Bunun karşısında sizin çözümünüz nedir?” diye soruyoruz; içi boş çözüm ve barış naraları atıyorlar. Bunlar, 2009 yılında yine aynı nutuklarla PKK’ya her türlü tavizi verdikleri halde terörün daha çok arttığını göremeyecek kadar da ahmaktırlar. İmralı’daki alçağa her tür ilginin gösterildiği şu günlerde bile, PKK’lı alçakların asker ve polis şehit ettiğini vicdanlarını karartan ihanetleri yüzünden göremiyorlar. Çünkü şu günlerde AKP’liler, CHP’liler, BDP’liler Fransa’da öldürülen 3 Kadın PKK’lıya ağıtlar yaktığı için gündemimiz onlarla şekilleniyor. Asker, polis şehit olmuş kimin umurunda… Gazete ve televizyonlarda haber değeri bile olmuyor.

Televizyon kanalları ve gazetelerin içeriği, PKK söylemlerinden ve propagandalarından geçilmez olmuştur. PKK “Barış melekleri” diye övülüyor, MHP “çözüm yolunda engel” propagandalarına muhatap ediliyor. Milli hassasiyeti olan kişi ve kurumların tamamı “Çözümden anladığınız nedir?” diye sorduğu halde hala AKP/PKK ittifakı bunun cevabını verebilmiş değildir. “PKK/APO Açılımına” karşı büyük milli bir direniş veren MHP’nin beklediği cevap da zaten budur. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin 2009 yılından bugüne “Kürt Açılımı” konusunda hangi tespitleri ve uyarıları yaptıysa hepsinde haklı çıkması, zaten cevap vermesi gerekenin MHP değil, AKP/PKK ittifakını kuranlar olduğunu artık herkesin görmesi gerekmektedir.

MHP’yi çözümsüzlüğün adresi olarak gösterenlere geçtiğimiz hafta “(AB)(D)ULLAH ÖCALAN’I NASIL İKNA EDECEKSİNİZ?” başlıklı yazı ile buradan bir soru yöneltmiştik. “Çözüm ve Barış” nutuklarından geçilmiyor ama bunun cevabını verecek bir cesuru AKP’den henüz göremedik. Geçtiğimiz günlerde Vatan Gazetesi yazarı Can Ataklı’da “Apo ne istiyor, açıklayın artık!” başlıklı yazısıyla bunu sorgulayan ve anlamlı tespitler yaptı:

“Ama hepinize sormak istiyorum; bu kadar çok laf dinliyorsunuz, çok derin analizler, yorumlar duyuyorsunuz, peki çözümün ne olduğunu, çözüm olarak size ne anlattıklarını anlıyor musunuz?

Apo ile resmi pazarlıklar yapılıyor. Kimileri çok umutlu ve mutlu. Peki ne konuşuluyor, Apo ne istiyor biliyor musunuz? Hayır hiçbirimiz bilmiyoruz. Ama milyonlarca insan adeta efsunlanmış gibi “çözüm” bekliyor.

Her yerde soruyorum; “Ne olursa çözüm olmuş olacak?” diye.

Henüz kimse cevap vermedi çünkü veremiyor. Nedeni basit; bunların hiçbirinin aklında çözüm önerisi yok. Varsa bile onu söyleyecek cesaretleri yok. Sorunumuz bu.

Bir de üstüne bu soruları sorduğumuzda alay etmeye, küçümsemeye kalkıyorlar. “Efendim umutlanalım ama önemli olan adım atmaktır yoksa kısa sürede zaten çözüm olmaz.” Sahtekârlığın, iki yüzlülüğün dik âlâsıdır bu.

Oysa söyleyin, “şunlar olmalı” deyin. Hayır bu yapılmıyor, yerine güya derin tarihsel ve bilimsel analiz yapılıyormuş gibi Türkiye, Türkler kötüleniyor. İşin kökenine iniliyormuş süsü verilerek beyinler yıkanıyor. Hep yuvarlak laflar, “analar ağlamasın istiyoruz, silahlar sussun diyoruz, barışın sağlanmasını amaçlıyoruz.” İyi de…

Bunlar için ne yapılacak?

Ne olursa analar ağlamayacak?

Ne yapılırsa silahlar susacak?

Artık bu soruların cevabının verilmesinin zamanı gelmedi mi?”

Can Ataklı’nın bu çağrısı da cevapsız kalacaktır. Aslında biz AKP/PKK ittifakının çözümden neyi amaçladığını çok iyi biliyoruz. Bu ihanet yolunun tek amacı Türkiye’yi bölmek ve PKK’yı ülke yönetiminde otorite sahibi yapmaktır. ABD, İsrail, AB, Barzani, Talabani, PKK ve AKP ortak projesinin hedefi budur. Bir diğer ana amacı, AKP/PKK’nın Türkiye’de uygulamaya çalıştığı kurulmaya çalışılan Büyük Kürdistan hedefine Irak, İran ve Suriye’den alınacak toprak parçasına Türkiye’den de pay verebilmektir.

Varlık sebebi elinde silah olması olan PKK ile barış yapılabileceğine inanan ve insanları buna inandırmaya çalışan hem hain, hem de ahmaktır.

Türk milliyetçileri bu hain ve ahmak cephe karşısında Türk milletine olan sadakati ve aklıyla mücadelesini sürdürmeye devam edecektir. Türkiye’yi böldürmeyeceğiz. Bunun adını isterseniz kocaman harflerle “ÇÖZÜMSÜZLÜK” olarak yazın…

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.