Asikurtlar©

SİZ YOLUNUZA BİZ YOLUMUZA

SİZ YOLUNUZA BİZ YOLUMUZA
07 Mayıs 2016 - 20:27 'de eklendi ve 4355 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye, Avrupa Birliği yolunda önemli ve geri dönüşü olmayan bir kavşağı geçmek üzereyken Direksiyonu eline alan Erdoğan, ”Biz yolumuza, siz yolunuza” diyerek rotayı Ortadoğu bataklığına kırdı.

Şaşırdınız mı?

Erdoğan’ın (kendinden menkul) başkanlık dahil kafasında her ne varsa zaten Avrupa Birliği ile uyuşmuyordu. Fakat başkanlığa (daha doğrusu Erdoğan emirliğine) giden süreçte AB üyelik sürecinin devam ediyor olması referans açısından çok önemliydi.
Önemliydi zira, Erdoğan zaten Türkiye’nin Avrupa Birliğine üye olabileceğine hiç inanmıyordu, inanmadığı içinde Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyor görünmekte bir sakınca görmüyordu. Üstelik de hakkındaki ”diktatörleşme eğiliminde” olduğu iddialarını boşa çıkarmak için bundan daha iyi bir referans bulamazdı.
Böylece kendisini diktatör olmakla suçlayanlara ”Diktatörlük peşinde olan biri Avrupa Birliği Üyeliğini destekler mi” sorusunu sordurabilecekti.

AB sürecini destekliyor görüntüsü vermek için azami özen gösteren Erdoğan şimdiye kadar bunda başarılı oldu. Öyle ki; demokrasi ve hukuk devleti açısından derin kaygılar taşıyan bir çok aydın sırf AB sürecini devam ettiriyor diye Erdoğan ile ilgili kaygılarında ”Galiba ben abartıyorum” diyerek kendinden şüphe duyar oldu. Fakat Avrupa Birliği Komisyonu, Schengen ülkelerine yapılacak seyahatlerde Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılması yönünde tavsiye kararı alarak bu konudaki ciddiyetini ortaya koyunca, Erdoğan için vakit kaybetmeden bertaraf edilmesi gereken ciddi bir tehdit ortaya çıkmış oldu.

İşte, AKP yi ”Ahmet Davutoğlu’nun aday olmayacağı” 22 Mayıstaki kongreye götüren süreci doğru anlamak istiyorsak evvela Erdoğan’ın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusundaki yaklaşımını doğru anlamamız gerekir. Tabi bundan ‘’Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde’’ işlerin Erdoğan’ı kıskandırırcasına yolunda gittiği sonucunu çıkarmamak gerekir. Elbette ülkemiz ‘’Schengen ülkelerine vizesiz dolaşım kapısının açılmış olmasından’’ çok daha önemli konuları var. Zaten Schengen ülkelerine vizesiz dolaşım hakkının, ödeyeceğimiz bedel karşısında bir kazanım olduğunu söylemek de mümkün değil. Fakat Erdoğan için AB konusunda atılan adımların ülkemiz açısından bir kazanım olup olmadığının da bir önemi yoktur. Erdoğan açısından önemli olan; Türkiye, AB ye yaklaştıkça ‘’At koşturabileceği’’ alanın daralıyor olması ve yargılanabilirliği ihtimalinin artacak olması.

Ahmet Davutoğlu’nun karnesine gelince; veda konuşmasında “geçmiş tecrübeleri bilenler bugün bu noktada elde ettiğimiz başarıyı da herhalde görürler” diyerek kendisini başarılı ilan etse de 64. Hükümetin karnesi kelimenin tam anlamıyla berbat hatta berbattan da öte REZALET!
466 şehit yüzlerce sivil kayıp, 2500 den fazla yaralı, yıkılmış kentler, terörün tüm yurda yayılması, önemli partnerlerimizden biri olan Rusya ile çıkartılan yersiz kriz, kontrol bile edilemeyen milyonlarca mülteci, göz yumulması neticesi ülkemize musallat edilen işıd, vatan toprağının hergün bombalanması, Başta Kilis halkı olmak üzere birçok şehrimizde yaşayan insanlarımızın başka şehirlere göçmek zorunda kalarak adeta mülteci durumuna düşmesi, vatan toprağının işıd işgaline terk edilmesi ve faili meçhuller. 3. Köprü, 3. Havaalanı, körfez geçişi gibi yatırımların tamamının yüksek imtiyazlarla yap işlet devret sistemiyle yapılmasına rağmen iç ve dış borçtaki enaz üç katı artışı söylemiyorum bile.

Sözün özü neresinden bakarsanız bakın, Davutoğlu ile ilgili bu gelişmeler sadece Erdoğan’ın planına hizmet ediyor. Sadece AB ile ilgili çark ediş de değil. Yukarıda sayılanların tamamının esas sorumlusu olduğu halde yaptığı bu hamle ile bir taraftan bütün günahı Davutoğlu’na yükleyerek başkanlık yolunda ak-pak olurken diğer taraftan da AB ile Türkiye’nin (kendi siyasi istikbali için tehlikeli gördüğü) yakınlaşmasına dur demiş oldu.
Şahap özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER