SON DAKİKA

Siyasi Şıh Olur da Siyasi Semah Olmaz mı?

Bu haber 19 Ağustos 2014 - 9:53 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Fikri Atılbaz

AKP’yle birlikte dini anlayışlar da, inanışlarda değişti. Helal haram karıştı, ayetlerle kesin, sabit onlalar yoruma açıldı. İslam dinini, namaza, oruca, örtünmeye bağlayarak şekle indirgediler. Namaz kılan adam yalan söylemez dedikleri adamlar, maşallah tek ayaküstünde yürümenin becerisini çok iyi gerçekleştiriyorlar. Örtünmeyi yeterli bulanlar, ‘bizim komşu bizden kaçar, başını örter kıçını açar’ ifadesini yaşam biçimi olarak onayladılar. Bir insanın başının kapalı olması onlara yetti.

Bu inanç biçimi insanı Kurana bağlayacağına, Kurandan uzaklaştırdı. İnsanlar şekli olarak ibadet etmeye başladılar. İmanın şartı 6 dediler, bunları yerine getiren iyi bir Müslüman’dır tezi ortaya çıktı. Peygamberlere iman ettik dediler; fakat peygamberleri yarıştırmaya kalkıştılar. Kitapları yarıştırdılar. Ahiret gününe inanıyoruz dediler yalanı baş tacı yaptılar. Giyim kuşamla, şekli ibadetlerle insanlar hakkında hüküm verdiler.

Diğer yandan, yalan söylemeye, hak yemeye, yetim hakkı yemeye, beytülmal’a el uzattılar. Adam kayırdılar, kendilerinden olana yol açtılar, ihale mafyacılığına soyundular, arsaları ucuza kapattılar. Çaldılar çırptılar, zimmetlerine para geçirdiler, kalpazanlık yaptılar. Bütün bunları yapanlar, kullandıkları dilden dolayı, namazı orta yerde kıldıkları için alınları secdeye değiyor diyerek alkışlandılar, Müslüman sayıldılar.

Din bir bütünken, Allah bir, Peygamber bir, Kitap bir, aynı dinin insanlarını zaten ayrıştıran mezheplerinin üzerine giderek, mezhepçilik yaparak mezhep anlayışını dinin üzerine çıkardılar. Yanı başımızda mezheplerinden dolayı öldüren savaşın ülkemize girmesinden korkmadılar. Mezhep teröristi, kelle kesici İŞİD’le birlikte hareket ettiler.

Güneşe tapan PKK’lıları, “Muhammed kaybetti, Marks kazandı” diyen bebek katilini Müslüman ilan ettiler. Din üzerinden insanlara sempatik görünmesini sağladılar. Anlayacağınız Yeni Türkiye dediler, Yeni Din, Yeni AKP, Yeni İlişkiler Ağı, derinliği olmayan yaşam biçimi oluşturdular. Menfaatçiliği ilke yaptılar, yalakalık ilke oldu, güç tapıcılığı ilke oldu, onları sureti haktan göstermek için ayetleri çarpıtmak ilke oldu, Yeni Dinin esasları oldu.

Kafasını saran şıh ilan edildi, sakal bırakana hoca dendi, yalanlar, riyalar, çifte standartlar, her seferinde, hep biz bilmedik, onlar bildi. Ve bir bildikleri vardır dendi. Bu anlayış onları bu gelenekten gelen birini siyasi şıh yapmaya yetti. Ortalık karıştı. Yüce Rabbim tatlı suyla, tuzlu suyu birbirine karıştırmamış; ancak Allah’a inanıyoruz diyen bu güruh, O’nun ayetlerine rağmen helalle haramı karıştırdılar.

Evet, biri çıkmış gazetesindeki köşeden 17-25 Aralık yolsuzluklarını eleştiren Hocaları eleştiriyor ve şöyle diyor; “Ortada şu iddialar var, bunlar tarafsız ve adil ilgililer tarafından araştırılmalı, gerçek ortaya çıkarılmalı demek başkadır ve bu meşrudur, ispat edilmemiş ithamları vaki sayarak iftira ve karalama başkadır ve bu meşru değildir.”

Bu satırları yazan kişiye artık “Hoca” diyemiyorum, o nedenle ey Hayrettin Kahraman, hakkında yolsuzluk fezlekeleri olan bir adam hakkındaki bu yeni iddiaları hangi adil ilgililerin araştırılmasına izin verilmektedir. Hakkında iddia olanlar, şayia olanlar, kendilerini yargıdan muaf tutanlar, yargıyı takmayanlar, kendilerine değdiği için olsa gerek anayasayı rafa kaldıranlardır. Söyleyin şimdi yargılanmaktan kaçanlar, kamunun vicdanında nasıl aklanacaklar? Ancak taraftarlarının, sizin ve benzerleriniz tarafımdan aklanmaları için hırsızlık meşru olarak gösterildiğinde, helale haram katıldığında, insanlar Yeni Dine ayak uydurduklarında onlar suçsuz ve günahsız sayılırlar.

Bütün bunlar gerçekleşirken, Van’da polis arabası kurşunlanıyor, İstanbul’da halk otobüsüne kancıklar molof atıyor, Diyarbakır Lice’de katilin birinin heykeli dikiliyor. Bebek katiliyle masaya oturuluyor, bütün bunların adına sözde çözüm deniyor. Diyarbakır’da Kürtçe ezan okunduğu söyleniyor. Ne oluyor, ne bitiyor, Yeni Türkiye dedikleri bu mu?

Siyasi Şıh olarak ilan ettikleri Erdoğan, bu zat bakın 2007 yılında partili Cumhurbaşkanı olur mu, partiyi bırakabilecek misiniz? sorusuna ne cevap vermiş; “Mecbur Başbakan olarak kaldığınız zaman bir siyasi kimliğiniz var. Buradan ayrılıp Çankaya’ya gittiğiniz zaman siyasi kimliğiniz geride kalmıştır. Siz artık devletin başı durumundasınız. Bunu korumak zorundasınız ki milletin birliği ve bütünlüğünü koruyabilirsiniz. Siyasi kimliğinizi nerede saklarsınız? Hafıza kayıtlarında. Nerede gün ışığına çıkar? Seçim sandığında. Vatandaş olarak gidip oyunuzu kullanırsınız. Tabi aleni olarak göstermeden”

Devam ediyor; Demirel Çankaya’ya çıkarken arkama bakmam dedi..

“Aslında olması gereken o. Olması gerekeni söyledi. Ben daha agresifini söylüyorum. Lider öldü, desinler. Yerine gelenin partiyi sahiplenip yerine götürmesi lazım.”

Bunları söyleyen adam şimdi neler yapıyor. Adeta Siyasi Semah yapıyorlar. Ne diyelim oluşturmak istedikleri Yeni Türkiye’nin yaşam biçimi Siyasi Semazen olmak, dönebildiğince dönmek!

Allah ıslah eylesin, hidayete erdirsin! Görmeyenlere, duymayanlara, “Hak olanı hak, batıl olanı batıl” gibi görebilme yetisi versin.

Sağlıcakla kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.