Asikurtlar©

Siyasi Melankoli

Siyasi Melankoli
02 Haziran 2016 - 10:07 'de eklendi ve 4261 kez görüntülendi.

 

 

 

Sürücüler için türetilmiş “arabanı sev, ama ona asla âşık olma” şeklinde bir cümle vardır. Yine de on sürücüden dokuzu arabasına âşıktır.
Bugünlerde “liderini sev, ama ona asla âşık olma” şekline gündeme mal edilebilecek olan bu cümle, ideolojik istikrarlarını “tutkuyla bağlanma” konusundaki kabiliyetlerine borçlu olan Ülkücüler için derin anlamlar içeriyor.
Bir nesneye, bir varlığa veya bir faniye aşkla bağlanmanın mahzurları, bunların değiştirilebilir olmasından kaynaklanır.

Yani otomobiliniz kazada pert olabilir, kalıcı bir arıza yapabilir veya onu satmak zorunda kalabilirsiniz.
Her ne kadar otomobiller gibi alınıp satılabilir metalar olmasalar da liderler de fanidir, değişebilirler, ölebilirler, kongre kaybedebilirler veya başka sebeplerle siyasetten çekilebilirler.
Aynı şekilde kendisine bağlandığınız ve lider olması için yollara düştüğünüz bir başka faninin de benzer sebeplerle elinizden uçup gitmesi mümkündür.
Bu yüzden, teşkilat disiplini müstesna olmak üzere “kişilere bağlanma” konusunda ifrattan kaçınmak, eğitimli toplumların en büyük alamet-i farikasıdır.

İlkel toplumlardan günümüze “liderlere olan bağlılık” duygusu da evrimleşmiş, tımarlanmış ve terbiye edilmiştir.
Tarihte, öldüğü zaman eşi, atı ve bütün maiyetiyle birlikte gömülen liderler görülmüştür.
Günümüzde ise fikirler, ülküler ve bunları taşıyan kurumlara olan bağlılıkla, kurumları yöneten liderlere olan bağlılık arasında rasyonel bir denge kurulmuştur.
Dünyada, demokrasi kültürü geliştikçe bu dengenin kurumlar ve ülküler lehine değiştiğine dair canlı örnekler vardır.
Rejimleri güvenceye almak için liderlere olan sadakatin öne çıkarılması, kapalı rejimlere mahsus bir 20 yüzyıl alışkanlığıdır.

Dünyanın liderine en sadık ve disiplinli toplumlarından biri olan Japonların ABD tarafından 1945’te atom bombasıyla teslim alınması, ABD’yi karşısına alan rejimleri, böyle bir tedbir almayasevk etmiş olmalıdır.
Aynı yıllarda Müttefik orduları komutanı General Patton, o ünlü sözünü bu tür olaylara bakarak söylemiştir:
“Baskı arttıkça ahlak azalır!..”
Bu söz her ne kadar şahıslar için söylenmiş olsa da devletleri ve rejimleri dekapsamaktadır.

Çünkü ABD’nin üçüncü dünya ülkeleri üzerindeki baskısının artması toplumların ahlakını azaltmış, rejimlerin demokrasi kalitesini bozmuş, bugün bile Kuzey Kore’de örneği görülen garipliklere zemin hazırlamıştır.
Bugün bu konuya girmemin sebebi, Ülkücü camiadaki çok adaylı olağanüstü kongre sürecinde yaşanan tartışmaların, tarafları bir fraksiyonlaşmaya doğru savurmasıdır.

Bu geçici ayrışmada fikir farklılıkları etkili olmadığına göre ortada bir lidere bağlılık veya “kendi adayına âşık olma” problemi vardır.
İletişim çağında, sanal propaganda ortamlarına malzeme yetiştirme arzusuyla daha da alevlenen ve bir kara sevdaya”melankoli”ye dönüşen bu aşkın en tehlikeli tarafı, Ülkücü Harekete lider yapılmaya çalışılan şahısların “masum, hatadan beri, kusursuz ve sicili tertemiz” kabul edilmesidir.

Biz, bunun böyle olması ve MHP liderliğine tertemiz, umut veren, parlak başarılara imza atmış talipler bulunmasından memnuniyet duyarız.
Kimse hakkında kesin ve belgeli bilgi sahibi olmadan da kanaat sahibi olmayız. Bugüne kadar genel başkan adayları hakkında, taraftarlarını, Ülküdaşlarımızı üzebilecek beyanlardan kaçınmamızın sebebi de budur.

Ancak bir de Ülkücü gazetecilik, habercilik, yorum ve analiz sorumluluğumuz vardır.
Ülküdaşlarının duygularına değer verme konusunda bizim kadar hassas olmadıklarından emin olduğumuz pek çok yerli ve yabancı kalemin, referansı bizzat Başbuğ Alparslan Türkeş olan ve camiaya 19 yıl boyunca tertemiz bir liderlik örneği sunan Sayın Devlet Bahçeli’yle ilgili hangi dedikoduları ürettiğine hepimiz şahidiz.
Koca koca adamlar, 10. Kurultay öncesinde kurumsal yazı ve beyanlarla çürütülen boş bir iddianın peşinden yıllarca giderken, aslında kendisini sağlam referanslarlatakdim etme sorumluluğu taşıyan mevcut adayların her türlü şüphe ve kaygıdan uzak tutulması, ancak “aşk” veya “nefret” gibi keskin duygularla izah edilebilecek bir “siyasi melankoli”göstergesidir.
Ben,bir süredir MHP’nin başka mahfillerin iktidar oyununda bir manivela olarak kullanılacağı yönünde derin kaygılar duyuyorum.
Şimdilik hiçbir aday hakkında itham edici bir tavır içine girmiyorum. Zaten adaylardan bazılarını, soyuyla, sopuyla,
Ülkücü mazisi ve sağlam referanslarıyla yakinen tanıyorum.
Diğerleri hakkında basında çıkan şaibeli haberleri de bir “Tarihçi” gibi elemeye ve “Gazeteci” gibi araştırmaya devam ediyorum.

Sonuçları, tabii ki bana yakışır bir üslupla Ülküdaşlarıma sunacağım.
Şimdilik bütün Ülküdaşlarımı: “destekledikleri faniye âşık olmamaları” konusunda uyarıyorum.
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER