SON DAKİKA

Siyasi Derviş Portesi Prof. Dr. Mevlüt Karakaya

Bu haber 08 Nisan 2014 - 10:04 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

YILDIRAY ÇİÇEK

29 Mart akşamı saat 17.45 civarında çalışma odamda A. Baran Dural’ın nezaket örneği göstererek imzalayıp şahsıma gönderdiği “Milliyetçiliğin Yakın Tarihi” isimli kitabını okuyordum. 30 Mart 2014 yerel seçim yasaklarının başlamasına da son 15 dk kalmıştı. Tam bu sırada dışarıdan bir müzik sesi geldi. Pencereden dışarıya baktığımda “Başkan Mevlüt Karakaya yakışıyor Ankara’ya” sözleri eşliğinde çalan seçim müziğinde ” Milliyetçi Hareket Partisi Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Prof.Dr. Mevlüt Karakaya Ankara halkını selamlıyor” diye geçen MHP seçim otobüsünü gördüm. Seçim otobüsünü pencereden dikkatle izledim. Seçim yasaklarının başlamasına 15 dakika kalmasına rağmen seçim otobüsü bir o sokağa, bir bu sokağa giriyor. Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya turlayıp halkı selamlamaya devam ediyordu. Ne yalan söyleyim bu manzara karşısında hüzünlendim, duygulandım. Hatta o an yaşadığım bu duyguyu İsmail Özdemir kardeşimi telefonla arayarak paylaştım. Kimi satılıklar kendini MHP ve Ülkücü kimliği ile AKP’nin adayı İ.Melih Gökçek’e, kimi satılıklar da CHP’nin adayı Mansur Yavaş’a pazarlarken, AKP ve CHP adayı için oy isteme çabası verirken, MHP’nin adayı aylar öncesinden çıktığı mücadele yolunda seçim yasaklarının başlamasına dakikalar kala hala MHP’nin zaferi için mücadelesini sürdürüyordu. Mevlüt Hoca’nın bu son ana kadar olan gayretini, bu mücadelesini, bu fedakarlığını görünce Türkmen/ Alevi yörelerinden güzel bir hikaye aklıma geldi.

Abdal Musa’nın dergahında bir aşçı var. Bu aşçı, iftar vakti odun bulamıyor. Dağa çıksa odun bulmaya, geç kalacak. Çaresiz kalıyor. Birazdan Abdal Musa gelecek, yemek yok. Paniğe giriyor bu derviş. Çok da samimi bir insan. Derviş, ocağın altına odun yerine ayaklarını koyuyor. Abdal Musa da geliyor ve bunu görüyor. Hemen yanaşıyor ve onun ayaklarını ateşten çekiyor. “Dervişliğin bu kadarı budalalık” diyor. Fazla fedakarlık yani…

Mevlüt Hoca da MHP’nin başarısı, üç hilalin zaferi için adeta derviş misali ayaklarını ateşe uzatmıştır. Aylar öncesinden çıktığı yolda Ankara’da adım atılmadık yer bırakmamış, o ilçeden o ilçeye, o toplantıdan o toplantıya koşturmuştur. Arkasındaki en büyük maddi ve manevi destek MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli olmuştur. Mevlüt Hoca bu destek ve kendi yanında yer alan bir avuç inanmış dava adamıyla siyasi dervişlik yapmıştır. Prof.Dr. Mevlüt Karakaya’ya ait Seçim İrtibat Bürosu’nun yolunu bilmeyen çok etkili-yetkili MHP’lilerin (!) varlığı da bu siyasi dervişin yalnızlığı olmuştur.

Oy sonuçları ne olursa olsun Ankara’da asıl kazanan bu siyasi dervişin dürüstlüğü, çalışkanlığı ve vizyonu olmuştur. MHP ve Ülkücü kimliğini kullanarak Ankara’da AKP ve CHP’ye çalışanlar, asıl kaybedenlerdir. MHP ve Ülkücü Hareket’in hafızası, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde AKP ve CHP’ye çalışanları asla unutmamalıdır.

Sözümüz normal bir seçmen olan vatandaşa değildir. O istediği partiye ve adaya oyunu verir. Özgür iradesi ve demokratik hakkıdır. Asıl meselemiz “MHP ve Ülkücü kimliğini” kullanarak, kendini menfaatler için AKP ve CHP’ye pazarlayanlar olmalıdır. Melih Gökçek toplantı yapıyor yanında bozkurt yapıp, üç hilal sallıyorlar. Mansur Yavaş’ın hakkını YSK önünde zafer işareti yapanların yanında Bozkurt yaparak savunanlar var… Şu rezalete bakar mısınız?

Melih Gökçek’in Mansur Yavaş’tan, Mansur Yavaş’ın Melih Gökçek’ten farkı nedir?

Türkiye’de “MHP CHP’leşti” diye iftira atan ilk kişi Melih Gökçek, son kişi Mansur Yavaş olmuştur.

PKK açılımının önünü açtığı bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından söylenmiş olan 12 Eylül 2010 referandumunu çılgınlar gibi savunan İ.Melih Gökçek olmuş, Mansur Yavaş ise referandum konusunda her manada haklı çıkmış MHP’ye mektup yazarak referandumda AKP’nin çizgisinde durarak ‘Evet’i savunan, MHP’yi eleştiren kişi olmuştur.

Melih Gökçek’in Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Engin Alan’ı kastederek “Bir ülkenin başbakanı anma törenine gider de bir Korgeneral ayağa kalkmaz mı? Kalkması gerekir. Kalkmadığı takdirde bedelini öder. Bedelini de ödedi. Çanakkale’de anma törenlere gidiyoruz bu beyefendi ayağa kalkmadı. Ondan sonra gereği yapıldı o ayrı mesele. Ama şimdi bakın gideceği yeri o da buldu” niye ceza aldığını ifade ederken, Mansur Yavaş da MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye mektup yazarak Engin Alan için “Cuntacı oluşumlarda yer aldığı iddiasıyla hakkında davaların devam ettiği isimlerin ön plana çıkarılması kamuoyunda ciddi kuşkular uyandırmıştır” diyebilmiştir.

Melih Gökçek, bundan önceki seçimlerde “MHP Barajı aşamayacak” diye ekran ekran gezerken, Mansur Yavaş da 2011 seçimleri öncesi “MHP Barajlarda boğulabilir” diye AKP’nin gazetelerini gezerek açıklamalarda bulunmuştur.

Mansur Yavaş’ı MHP’den ayıran zaten 2011 seçimleri öncesi AKP çizgisini savunmasıydı. O halde tekrar soruyorum Melih Gökçek’in Mansur Yavaş’tan, Mansur Yavaş’ın Melih Gökçek’ten farkı nedir?

Tek farkları 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde birinin AKP’den, diğerinin CHP’den MHP’nin karşısında rakip aday olmalarıdır.

Mansur Yavaş’ın 2011 seçimlerinden önce MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye yazdığı mektup ve AKP gazetelerinde MHP aleyhine vermiş olduğu söyleşilerden sonra MHP ile yolları ayrılmıştı. MHP ile yolları ayrıldıktan sonra MHP hakkında söylediği sözler muhataplarının hafızasındadır.

Yaklaşık 2 yıl önce karşılaştığı bir ortamda MHP’nin Ankara Büyükşehir Adayı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya’nın “Mansur bey ne yapmayı düşünüyorsunuz bundan sonra, MHP’den adaylık düşünüyor musunuz?” sorusuna “Bundan sonra MHP’ye viagra olmam” şeklinde cevap verdiğini, oturduğu cafelerde sohbet ettiği başka kişilere de “Bundan sonra MHP’den aday olursam , bir talebim olursa ….….” diye başlayan ağır küfürleri savurduğunu tekrar hatırlattığımızda kim ne diyebilecektir?

“Bazı başka partilerdeki makamlar yüzünden hiçbir zaman ben davasını partisini satacak adam değilim.” sözünü milyonların huzurunda söylediği halde, yaklaşık 1,5 yıl önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile anlaşıp “Maneviyatsız” dediği CHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmuş ve şimdi seçimleri kaybetmiştir.

Hele sonradan dönemin MÇP (MHP) Genel Merkez yöneticilerinden öğrendiğim BBP, MÇP’den ayrıldığında Beypazarı’nda MÇP ve Bizim Ocak teşkilatlarını kitleyip, binaların anahtarlarını kendinde tuttuğu için yanında giden ve “Teşkilatlar niye kapalı?” diye soran yetkililere ” Daha henüz karar vermedim MÇP’yi mi devam ettireceğim yoksa BBP’yi mi açacağız” sözü de fikir zikzakları için önemli örnek olmuştur. Bir adam 7’sinde ne ise 77’sinde de aynıdır diye boşa demiyorlar. Baştacı yapsan da,her manada sahip çıksan da değişmiyorlar.

Siyasi omurgasızlık Melih Gökçek’i de, Mansur Yavaş’ı da alanı içine almıştır. Bu iki isim için siyasi menfaatler söz konusu olunca giremeyeceği kılık yoktur. Oradayken buralı, buradayken oralı olarak hep siyasi hayatlarını sürdürmüşlerdir.

AKP VE CHP’YE OY VERİP MHP’Yİ SORGULAYAN ZAVALLILAR

AKP’ye oy veriyorsan AKP’li, CHP’ye oy veriyorsan CHP’li, MHP’ye oy veriyorsan MHP’lisindir. Siz hiç “Biz AKP’liyiz yada CHP’liyiz” diye toplantılar düzenleyip , “Oyumuzu MHP’ye vereceğiz” programlar düzenleyen, MHP adayının yanında AKP ve CHP bayrağı sallayanlar gördünüz mü? Görmeniz mümkün değildir. Ama “Biz MHP’liyiz, Ülkücüyüz” diye Bozkurt yapıp, Üç Hilaller sallayarak AKP ve CHP adayları yanında pozlar verenleri görüyoruz. Bu durumu başkası nasıl görür bilmiyorum, benim nazarımda fikir soytarılığından başka bir şey değildir. Yeni parti kimliğinle git kime destek veriyorsan ver, kim ne diyebilir sana? Özellikle Ankara’da bu duruma son seçimlerde çok şahit olduk.

MHP ve Ülkücü kimliğini kullanarak, AKP’nin ve CHP’nin adayına oy isteyen, yazı yazan, röportajlar yapan, haber yapan adamlar şimdi utanmadan MHP’nin aldığı oy oranını sorguluyorlar.

30 Mart 2014 yerel seçimlerinde oyunu 2 milyonun üzerinde artıran tek parti MHP olduğu halde, CHP ve AKP’ye oy vermiş, oy verme çağrısında bulunmuş adamlar, bu seçimlerde Türkiye’nin her yerini ilçe ilçe gezip mücadele veren MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye saldırma alçaklığını gösteriyorlar.

Kendi suçlarının altında ezilmek bir yana bir de ukalalılık yapıyorlar. MHP adına üzerine düşen hizmeti yap, mücadeleni ver, ondan sonra MHP’de gördüğün eksik ve yanlış varsa çık samimi bir şekilde istediğin eleştiriyi yap… CHP ve AKP’ye oy toplamak için, her türlü tezgahta yerini alıp, nasıl oluyor da MHP’nin oyunu sorgulayabiliyorsun?

Kazansın yahut kazanmasın MHP’nin adayı belli mi, oy pusulasındaki yeri belli mi, MHP ve Ülkücü kimliği taşıyıp başka partinin adaylarıyla kol kola yürümek, başka partilere oy verip MHP’nin oyunu sorgulamak nasıl bir ahlaksızlıktır?

MHP’nin adayının dürüstlüğü, vizyonu, adamlığı mı size yük geldi de, savunduğu fikir nedir, çizgisi nedir, ölçüsü nedir belli olmayan adamların peşinden gittiniz? Niye karakterinizi gittiğiniz yerde bırakmayıp, MHP’nin oy oranı üzerinden yeni kahpelikler yaratma peşindesiniz? Oy verdiğin CHP adına, oy verdiğin AKP adına yorumların, tahlillerin varsa onu yaz, biz onu okuyalım; konuş, biz onu dinleyelim…

Gerçek MHP’li ve Ülkücü için MHP %1 olsa da bu oy oranı namustur, şereftir bunu ne zaman anlayacaksınız? Artık susun da menfaat için kılıktan kılığa giren karakteriniz ayaklar altında dolaşmaktan kurtulsun…

Ama tarih sizi elinizdeki hançerle fotoğrafladı ve bunu asla unutmayacaktır.

Kazansın yahut kaybetsin fedakarlıklarla MHP’nin başarısı için çaba gösteren her adayı,her kişiyi de tarih şerefle anacaktır..

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.