Asikurtlar©

Siyasette Eleştiri ve Samimiyet

Siyasette Eleştiri ve Samimiyet
08 Haziran 2016 - 9:52 'de eklendi ve 4124 kez görüntülendi.

 

 

Siyasette eleştiri, sinir uçlarından beyne giden bir sinyaldir. Tıpkı baş ağrısı gibi… Baş ağrısını tabii ki sevmeyiz ama ağrılar olmasaydı oksijen yetmezliği, zehirlenme, iç kanama gibi arızaları öğrenemeden göçüp gitmemiz işten bile değildi.

İnsandaki muhakeme, uyarı, eleştiri ve çözüm kabiliyeti olmasaydı bugün belki de hala bir geyiğin kafasın ezebilmek için mağaramızın yanı başındaki sivri bir kayanın tepesinde elimizde büyükçe bir taşla bekliyor olacaktık!
İnsanlık, eleştiri ve yapıcı çözüm önerileri sayesinde mağara hayatından medeniyete intikal etmiş ve kendisine bir sürü yeni ve karmaşık işler çıkarmıştır. Böylece eleştirinin ve çözüm önerilerinin önemi de artmıştır.
Dünyanın eşsiz manzaralarını temaşa ederken gözler; tabiatın eşsiz tınılarını meşk ederken kulaklar; türlü ıtriyatı teneffüs ederken burnumuz, lezzete âşık dilimiz ve sevgi üreten tenimiz…

Biz bu makbul sinirleri çok severiz. Ancak beş duyu sinirleri bize ne kadar lazımsa ağrı ve sızıyı beyne ileten uyarı sinirleri de o kadar lazımdır.
Ağrılar iyidir de o kahrolası, zonklamalı sinirler kötü müdür? Ağrıyı beyne ileten ve insanı çözüme doğru ayağa kaldıran sinirler olmasaydı hastanın akıbeti ağrısız sızısız bir ölüm olmayacak mıydı?
Öyleyse ağrıları yok sayamayız, sinir uçlarını ve beyni uyaran hiç bir azayı, sancısızlığı korumak adına gözden çıkaramayız.

“Acı çekiyorum o halde varım” diyen derviş, acaba, acı veren duyuların hayata tutunmaya olan katkısını hesaplamış mıydı?
Her gelişmeci kurumda olduğu gibi siyasi partilerde de eleştiri, bedeni kuvvetli ve diri tutan doğal bir ihtiyaçtır. Ancak eleştiriyi iltihaplı sinir uçlarıyla yapamazsınız.

Önce vücut sağlığını, sinirlerin doğru sinyaller verip vermediğini test etmeniz gerekir. Bu nörolojik testin ölçüsü ise “samimiyet ve sadakat”tir.
Beyne sadık olmayan ve düzgün çalışmayan sinir uçlarından gelen sinyaller, fantom ağrısı gibi, ameliyatla kesilmiş azalardan gelen ampute sinyallere benzerler.

Bazen de sahte gebelik gibi doğum sancıları çekersiniz; ancak bu doğumda nur topu gibi bir yavru yerine elinize geçen genellikle kocaman bir yağlı urdur.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin geleceği ile ilgili siyasi kaygı taşıyan, çeşitli eleştiriler yapan bütün grupları, sağlık, samimiyet ve sadakat testinden geçirmek gerekir.

Merkezin dışında kalan her MHP’li merkezde kalmayı, teşkilata bağlılığı, lidere sadakati adeta suçmuş gibi lanse ederek kendisini yukarıdaki nörolojik sağlık muayenesinden uzak tutmaya çalışıyor.
Kurumsal bir yapının disiplini altında görev yapmayı şahsiyetsizlik gibi algılayan bazı akl-ı evveller, MHP gibi bir siyasi partide, sürekli eleştiren ve hayatından memnun olmayan partililerin nasıl görev yapabileceklerini hiç hesaba katmıyorlar.

Bir tür dâhili Mümtazer’lik eğilimi bu. Teşkilatına sadık ve disiplinli Ülkücüyü beğenmeyerek, kariyer basamaklarında sanal bir ilerleme ve entelektüel statü kazanma formülü…
Savaşçı Türk’e ait bir özellik değil bu. Anadolu bulaşığı bir Kybele genopatisi… Altı ay boş gezen çiftçinin, yemeğin yağına, tuzuna, soğanına laf ederek 7/24 görev yapan “karıyı” terbiye etme, hatta çocuklar üzerinde otorite kurma alışkanlığı…
Huysuzluk ederek otorite olma stratejisi…

Bu siyasi maçoluğa göre eleştirince “adam” hatta “herif” oluyorsunuz. Eleştirmeyenler ise “çocuklarla kadınları” ifade ediyorlar!
Her insan, kendi terazisinin hassasiyeti ölçüsünde tartar, kendi eleğinin gözenekleri ile eleştirir. Pancar kantarıyla altın tartamayacağınız gibi çay süzgeciyle de kum eleyemezsiniz.

Millet olarak vur deyince öldürmeye meyyal olduğumuz için eleştiri kalburunun gözeneklerini öylesine geniş tutarız ki; herkes aşağı düşer ve ortada elle tutulacak hiç kimse kalmaz.
Oysa ilahi eleğin gözenekleri, öylesine merhametle örülmüştür ve gözenekler o kadar küçüktür ki; orada bütün kullar, hatalarıyla birlikte kalburüstüdür.
Hakkaniyetli, bir eleştirici olmak için Hakk’a doğru yürümek ve “büyümek” gerekiyor.
Çünkü insan büyüdükçe, muhakeme eleğinin gözenekleri küçülüyor ve hiç kimseyi, hele hele bir Ülküdaşınızı asla eleyemiyorsunuz.

Oysa eleştiri basitleştikçe, hesap küçüldükçe, eleğinizin gözenekleri genişliyor, bütün dünyayı eliyor ve yapayalnız kalıyorsunuz.
İdealizm güzeldir; ancak “hiçbir şeyi beğenmemek” olarak özetleyebileceğimiz bu yapay müşkülpesentliğin Ülkücülükle bir ilgisi yoktur.
Eleştiri, bir tür sancıdır ve önemli bir ihtiyaçtır. Sinir uçları sağlam olduğu takdirde sancılar hayati değer taşır ve bağışıklık sisteminin en önemli uyarı mekanizmasıdır.
Ancak devşirilmiş, vücuttan koparılmış, yeri değişmiş sinirlerle yapılan uyarıların yanıltıcı olduğu ve bünyedeki rahatsızlığı artırmaktan başka bir işe yaramadığı da unutulmamalıdır.
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER