22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
Erdoğan sirk cambazı gibi


MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. E. Semih Yalçın, Trabzon'un Maçka İlçe Kongresi'nde yaptığı açıklamada, "Başbakan, siyasi manevra ve taklalarıyla sirk cambazlarına bile dudak ısırtmaktadır. Maceracı, şiddete ve saldırganlığa meyyal üslubuyla havayı sürekli bulandırmakta, milletin canıyla, geleceğiyle oynamaktadır" dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. E. Semih Yalçın, "Başbakan, siyasi manevra ve taklalarıyla sirk cambazlarına bile dudak ısırtmaktadır; maceracı, şiddete ve saldırganlığa meyyal üslubuyla havayı sürekli bulandırmakta, milletin canıyla, geleceğiyle oynamaktadır. Tayyip Erdoğan, ustalık döneminde nasıl bir Başbakanlık sergileyeceği konusunda kamuoyunun merakını gidermiş, mahir bir " siyaset cambazı " olacağını göstermiştir" dedi

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ ARTIK KRAL ÇIPLAKTIR

Yalçın,Trabzon'un Maçka İlçe Kongresi'nde yaptığı açıklamada "Başbakan Erdoğan son günlerde muhalefetten gelen eleştirilere aklı başında cümleler kurarak cevap vermek yerine demagojiye başvurmaktadır. " İzindeyiz Atam deyip izin yaptılar " gibi ilkokul çocuklarının ettiği şakaları siyaset jargonuna katarak yönelttiği gülünç suçlamalar, Başbakan'ın kültür seviyesini ele vermektedir.

MHP'ye yönelik açıklamalarında " sirk cambazları " gibi aşağılayıcı tabirlere tenezzül ederek muhalefete yüklenmesiyse Başbakan'ın düştüğü çukurun içinden çıkamaz h‰le geldiğini göstermektedir. Görüldüğü gibi artık kral çıplaktır. Hükümet, ekonomiden iç güvenliğe, dış politikadan mill” eğitime kadar her alanda ülkeyi büyük açmazlara sürüklemiştir" dedi.



SUÇLULUK PSİKOLOJİSİ

Yalçın, şunları söyledi: "Muhalefet liderlerini sirk cambazlarına benzeten Başbakan, siyaset cambazlığını iyi becermektedir. Siyaset cambazlarının en önemli özelliği hem halkın desteğini istismar etmeleri, hem de bütün milletin canını tehlikeye atabilmeleridir.

Başbakan, siyasi manevra ve taklalarıyla sirk cambazlarına bile dudak ısırtmaktadır; maceracı, şiddete ve saldırganlığa meyyal üslubuyla havayı sürekli bulandırmakta, milletin canıyla, geleceğiyle oynamaktadır. Tayyip Erdoğan, ustalık döneminde nasıl bir Başbakanlık sergileyeceği konusunda kamuoyunun merakını gidermiş, mahir bir " siyaset cambazı " olacağını göstermiştir.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dersim olayı üzerinden partimize saldırısını da sürdürmektedir. Erdoğan'ın Dersim konusunu bahane ederek MHP'ye hücum etmesinin arkasında, suçluluk psikolojisi yatmaktadır. Başbakan Erdoğan'ın, Dersimle ilgili bölücüleri memnun eden beyan ve icraatlarının suçluluğunu örtbas etmek için ürettiği savunma mekanizması; sahte kabadayılık, yalancı pehlivanlık kokmaktadır.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin de ifade ettiği gibi " AKP ile BDP; Dersim isyanı konusunda aynı düşüncelere, Türkiye'nin akıbetiyle ilgili benzer düşlere, federasyon konusunda birbirine yaklaşık eğilimlere sahiptir. " Başbakan'ın Dersim meselesiyle ilgili kullandığı jargon, Cumhuriyet'ten ve milletten taraf olmadığı gibi, bölücü terör örgütüne medar olacak türdendir.

Türkiye Devleti'nin geçmişiyle ilgili Başbakan Erdoğan'ın öteden beri yaptığı açıklamalar, terör örgütü mensuplarıyla onun meclisteki uzantısı olan BDP'ye bile rahmet okutmaktadır. AKP ve BDP, kamuoyu önünde siyasi kavga ve mücadele görüntüsü verirken, kapalı kapılar ardında ortak ve meşum bir geleceğin tasarımını yaptıkları anlaşılmaktadır.

SİYASİ ARKEOLOJİ ÇALIŞMASI

Başbakan'ın Diyarbakır'daki kazı olayıyla ilgili sözleri de tam bir komedidir. Başbakan Tayyip Erdoğan, MHP'nin İçkale'de çıkarılan kemiklerden rahatsızlık duyduğunu iddia etmektedir. H‰lbuki bundan asıl rahatsız olan AKP'dir. Çünkü 10 yıllık icraatı boyunca AKP hükümeti, faili meçhulleri aydınlatacağım diye yerin üstündekileri bırakmış, toprak altında köstebek ararcasına Türkiye'de kazmadık yer bırakmamıştır.

AKP iktidarının yaptığı deyim yerindeyse tam bir siyasi arkeoloji çalışmasıdır. Böylece AKP, siyasetin terminolojisine " siyaset arkeolojisi "ni getirmiştir. Hakikatte AKP mevcut politikalarıyla kendine mezar hazırlamaktadır. Çünkü günü geldiğinde; aldatmaktan, kandırmaktan usanmadığı millet tarafından siyaset mezarlığına defnedileceğini vehmetmektedir.

MHP, faili meçhullerin bir an önce aydınlanması konusundaki net tavrını her platformda ortaya koymuştur. Ancak meseleyi çözmesi gereken merci muhalefet değil, hükümettir. On yıldır tek başına iktidar olan ve meclis çoğunluğunu elinde bulunduran AKP hükümeti gizli kalmış cinayetleri aydınlatacağına söz vermiştir. Ne yazık ki on yılda gelinen nokta, kazmayla kürekten veya kepçe operatörlüğünden ibarettir. Vaatler tutulmamıştır. Bunun mahcubiyet ve ezikliğiyle olsa gerek, Tayyip Erdoğan Başbakandan çok kenar mahalle bıçkını edasıyla partimize saldırmakta, bizi faili meçhullerin aydınlatılmasını istememekle suçlamaktadır.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin 31 Ocak'ta yaptığı grup konuşmasında vurguladığı hususlardan biri de kazı işinin ciddiyetini yitirdiği ve kara mizaha dönüşmeye başladığı hakikatidir.



MİLLETİMİZİN SÖZ CAMBAZLIĞINA KARNI TOKTUR

Sayın Bahçeli o günkü konuşmasında ayrıca şunları söylemiştir:

" '85Üzerinde ittifak sağlanması gereken husus, eğer ortada bir cinayet varsa bunun ortaya çıkarılması, failleri tespit edilirse de gereğinin yapılmasıdır. Milletimizi meşgul eden bu konunun tüm boyutlarıyla aydınlatılması, gerçekler ne ise üzerine gidilmesi gerekmektedir.

Neresi şüpheli görülüyorsa oranın incelenmesi, kazılması, adli ve tıbbi sürecin tamamlanması elzem hale gelmiştir. DNA testleri başta olmak üzere, her yola başvurulmalıdır. AKP zihniyetinin nasıl olsa 326 kişilik Meclis çoğunluğu elindedir. Bu itibarla bahaneyle geçireceği, savsaklayacağı bir anı bile yoktur. Faili meçhul olarak görülen tüm kuşkuların kararlıkla irdelenmesi ve sonuçlandırılması bir zorunluluktur.

MHP, her zaman gizli kalmış cinayetlerin sorumlularının ve gayri meşru girişimlerin ortaya çıkarılmasından yana olmuştur. Bundan en çok mustarip olan kesimlerin başında, bir zamanlar yüzlerce mensubunu faili meçhul cinayetlerde kaybeden camiamız gelmektedir. Her gün en az bir şehit Ülkücü'nün cenazesinin kaldırıldığı 70'li yıllarda Tayyip Erdoğan'ı yetiştiren camianın mensupları bir elleri yağda, bir elleri balda sefa sürmüşlerdir. Erdoğan o günleri unutmuştur veya hatırlamak istememektedir. Başbakan Erdoğan boş konuşmayı, abesle iştigali sevmektedir. Tabiatıyla laf ebesi siyasetçilerin ağzından hilkat garibesi cümleler doğmaktadır.

Başbakan Tayyip Erdoğan kendisini boşuna yormaktadır. Milletimizin laf ebeliğine, söz cambazlığına karnı toktur. Türk milleti, sahip olduğu feraset sayesinde yalanla gerçeği ayıracak, gözbebeği olan MHP'ye yönelik seviyesiz suçlamaları ciddiye almayacaktır.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

BAŞBUĞ DİYORKİ

Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.
Alpaslan Türkeş -

En Cok OKUNANLAR

Şu anda 34 konuk çevrimiçi