SON DAKİKA

Siyasetin bittiği yer

Bu haber 24 Şubat 2014 - 10:03 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

ORHAN KARATAŞ

Mahalli seçimler için geri sayım devam ederken, malum sonlarını iyice hisseden AKP yöneticilerinin çaresizliğini, tutarsızlığını, çırpınışını ibretle izliyoruz. Daha önce defalarca AKP’nin iktidarda kalmak için feda edemeyeceği hiçbir şeyin, hiçbir değerin olmadığını yazmıştık. Mahalli seçim çalışmaları s ırasında bu tespitimizin ne kadar haklı olduğunu ve işin nerelere kadar götürüldüğünü bir defa daha gördük.

Ya biri sorarsa?

Başbakanın konuşmasındaki çelişkilere artık alıştık. Bayrak edebiyatı yaptığı sırada ülkenin bir yerlerinde PKK paçavraları dalgalanıyordu. Bizim hala kabul edemediğimiz şey milletin aklının bu kadar hafife alınmasıdır. “Başka bayrak dalgalandırmayız” nutukları atılırken bir vatandaşın, “sayın Başbakan Diyarbakır’da dalgalanan ne?” diye sorabileceğini hiç akıllarına getirmiyorlar mı, yoksa aldıkları ‘böyle bir soru soranın nasılsa ağzı burnu kırılıp bir kanara bırakılır’ tedbirine mi güveniyorlar? Sayın başbakanın telaşla söylediği her cümlesi, hatta her kelimesi havada kalıyor. Bugüne kadar yaptıklarıyla, söyledikleriyle çelişiyor.

Biz 11 yıldır esir alınmıştık itirafı

Şu cümleye bakar mısınız: Paralel yapı MHP’yi esir almışmış. Bunları milletin gözünün içine baka baka söylüyor. Bu ülkede yaşayan ve zerre kadar akıl ve vicdan sahibi olan herkes kimin kimi esir aldığını da, bu ülkede nasıl bir yalan, talan ve ihanet düzeni kurulduğunu da çok iyi bilir. “Paralel yapı MHP’yi esir aldı” demek, “11 yıldır biz paralel yapının esiriydik” itirafıdır. Nitekim, “ne istedilerse verdik. Ne kadar da safmışız” diyerek, 11 yıldır iradenizi teslim ettiğinizi kendiniz beyan ettiniz. Siz önce kendi itiraflarınızla kimlere esir olduğunuzun, neleri feda ettiğinizin, hangi teslimatları yaptığınızın hesabını bu millete verin. Zira, MHP’yi esir alacak bir gücün yeryüzüne henüz gelmediğini bu millet çok iyi bilir. Bu sicille, paralel yapının MHP’yi esir aldığını söylemek yel değirmenlerine saldırmaktan farksızdır ki, bu sizin adınıza üzülecek, siyaset adına acınacak bir durumdur.

Bunu söyleyen cevaba hazır olur

Hadi bunları, “AKP’dir yapar” diyerek bir kenara bıraktık. Tehditle, polis zoruyla, işten çıkarma, kömür ve makarnayı kesme şantajıyla metazori topladığınız kalabalıklara bunları da hazmettirdiğinizi varsayalım. Ancak Sivas da iş çok daha ileri götürüldü. Duyduklarımıza inanamadık. Sayın Bahçeli, aile nedir, çoluk çocuk nedir bilmezmiş. Televizyonların canlı yayınında kendi sesinden bu sözleri duymasak, asla inanmazdık. Aile üzerinden, çoluk çocuk üzerinden, zürriyet üzerinden siyaset yapmaya başlarsanız, burada durup bir defa daha düşünmek gerekir. Bu beyan siyasetin, insafın, vicdanın bittiği yerdir. Bir çaresizlik tezahürüdür. Bunları söyleyen, milletin aklıyla alay etmenin zirvesine çıkmanın yanında, verilecek cevabı da peşinen kabullenmiş demektir.

Ahlakımız müsaade etmez

Ülkücü olmanın temel şartlarından biri de edep ve adabı bilmek ve ahlaklı olmaktır. Bu söze verilecek o kadar çok cevap var ki. Ancak, hak ettiği cevabı vermeye ne edebimiz, ne adabımız, ne de ahlakımız müsaade etmez. Aksi halde öyle bir cevap verilir ki, bırakın başbakanı, AKP bütün bakanlarıyla, teşkilatlarıyla, işbirlikçileriyle bir araya gelse ve seçime kadar düşünse yine altından kalkamaz. Eminim ki, başbakanı duyan insaf ve vicdan sahibi her vatandaş aynı şeyi düşünmüş, aynı sonucu çıkarmıştır. Siyasetin bu hallere getirilmesinden utanmış ve en hafif şekliyle yutkunmuştur.

Zekatı bile yeter

Daha ilerisini bir kenara bırakıyoruz. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’ın “Başbakan’a hatırlatmak isterim ki; Sayın Genel Başkanımızın insan sevgisinin zekâtı, başta şahsınız olmak üzere zihniyetinizdekilerin tamamına yeter de artar bile. Anlaşılan odur ki yolsuzluk bataklığına saplanan mahdumunuzu feda edemiyor ve bu saikle Sayın Genel Başkanımıza çamur atıyorsunuz.” Sözüne dürüst ve samimi bir şekilde verilebilecek bir cevap var mıdır?

Millet evlatlarının kıymeti yok

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın, “Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı olayları sırasında gençlerin öldürülmelerinden en ufak üzüntü duymamıştır. Onun için varsa yoksa kendi çocukları, kendi evlatlarıdır. Onlar emniyette olduğu sürece, vatandaşın çocukları yerlerde sürünmüş, sokaklarda dövülerek katledilmiş, kurşunlara hedef olmuş, hiç önemli değildir. Millet evlatlarının taşıdığı canın, Başbakan nazarında hiçbir kıymeti yoktur. Partisine muhalefet eden herkes terörist, kendisiyle işbirliği yapan herkes terörist de olsa demokrasi kahramanıdır.” Tespitine katılmamak mümkün müdür?

Bana kalmayan kimseye kalmasın

Bu ülkede AKP’ye rağmen hala huzur varsa, hala birlik bütünlükten söz edilebiliyorsa, bu tamamen sayın Bahçeli sayesindedir. Çoluk, çocuğa, aileye verdiği değerin, ülke ve millet sevgisinin sonucudur. Sayın başbakan Sivas’ta bundan sonrası için de bir fikir vermiştir. Anlaşılan yaptırdığı kamuoyu yoklamalarında AKP’nin erdiğini ve malum sona hızla yaklaştığını gördükçe daha da hırçınlaşacaktır. Bu hırçınlığın, “bana kalmayan kimseye kalmasın” noktasına kadar gideceği ve her şeyin göze alınacağı anlaşılıyor. Nitekim, seçim meydanlarında bunlar yaşanırken meclisten geçirilen kanunlarla da, sorgulanamaz, yargılanamaz, muhalefet edilemez bir AKP düzeni oluşturulmaktadır.

Ne yaparlarsa yapsınlar, AKP döneminin sonuna gelinmiştir. Bu yalan, talan ve ihanet düzeni daha fazla devam edemez. Son çırpınışlar fayda etmeyeceği gibi, bugün kendilerini kurtarmak için söyledikleri sözler, çıkardıkları kanunlar, yarın kendi önlerine dikilecektir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.