SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Sınır ötesi tezkere ve Anlamsız tartışmalar

Bu haber 09 Ekim 2012 - 14:01 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

Geçtiğimiz haftayı Sınır ötesi tezkere tartışmalarıyla geçirdik. Anlaşılmaz bir yaygara koparıldığını düşünüyorum bu konuda. Kopartılan bu yaygaranın anlamsızlığının ötesinde; bu tezkerenin, bu güne kadar geciktirilmesinin dahi AB ve ABD “Oluruna dayalı” dış politikamızdan kaynaklanan bir zaaf olduğu kanaatindeyim. Özellikle son 6 aydır Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ve o gelişmelerin ülkemize yansıyan etkileri göz önünde bulundurulduğunda, bu zaaf daha da net görülebilmektedir.

Bu tezkere, elbette Suriye’ye yönelik bir seferberlik ilanı olarak kabul edilmemelidir. Sadece ve sadece; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sınır güvenliğine yönelik en küçük bir ihlâlin dahi, anında karşılık bulacağının beyanı mahiyetinde, Türk Silahlı Kuvvetlerine verilmiş bir yetkidir. Suriye’de yaşanan gelişmeler ve AKP Hükümetinin geliştirdiği ve izlediği yanlış politikalar neticesinde neredeyse savaş hali durumuna geldiğimiz bu günkü şartlarda, Silahlı Kuvvetlerimizin böyle bir yetkiye sahip olmaması, herhalde normal bir durum değildir.

Hükümet önerisi olarak gelen tezkerenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi esnasında yaşanan tartışmalar, konunun ehemmiyetinden çok uzak, şova ve iç politikada prim yapmaya yönelik ucuz tartışmalardı bana göre. BDP’ nin bu tezkereye karşı çıkması ve “Hayır” demesi kadar doğal bir şey olamazdı ve olmadı da. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tavrına şaşırdığımı söylemeliyim. Tamam, iktidarın dış politikadaki uygulamalarını yanlış bulabilir, bunlara karşı çıkabilirsiniz. Söz konusu tezkerenin biçim ve muhtevasını da eleştirebilirsiniz. Ancak, özellikle son gelinen noktada yani sınıra yakın bölgelerimizde güvenliğin ortadan kalktığı, Suriye’den atılan top mermileriyle insanlarımızın hayatlarını kaybettiği bir ortamda, bu yetkilendirmeye karşı çıkmanın, en basit ifadesiyle “İş olsun” diye yapılan bir muhalefet olduğunu düşünüyor, arkasında başka gerekçeler aramak, en azından BDP nin gerekçelerine benzer gerekçeler aramak istemiyorum.

Konuya dair Milliyetçi Hareket Partisinin tavrı ise, bizce hiç sürpriz olmayan ve beklenen, daha doğrusu beklenmesi gereken bir tavırdı. Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli tarafından; “Suriye’nin tecavüzkâr eğilimlerinin önüne geçmek, sınırlarımızın hemen başında Kürdistan’ın ikinci fazına ulaşmasını etkisizleştirmek amacıyla Hükümet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkereyi destekledik ve arkasında durduk, gönül huzuruyla da ‘evet’ dedik. Türkiye Cumhuriyeti’nin elini güçlendirmek için üzerimize düşen sorumluluğu gönül huzuruyla yerine getirdik. Biz Türkiye’nin menfaati ve Türk milletinin güvenliği için her fedakârlığı yaparız, her bedeli de Allah’ın izniyle seve seve öderiz…” şeklinde açıklanan gerekçeyi ben samimi buluyorum. Meseleyi iç politikaya yönelik dalaşmalardan uzak tutarak, bir milli mesele olarak ele aldıklarını ve tezkere oylamasında firesiz “Evet” oyu kullandıklarını düşünüyorum. MHP’ nin bu tavrının, bazı çevrelerce “Hükümete koltuk değnekliği” olarak değerlendirilmesini, yanlış ve çirkin bir değerlendirme olarak görüyorum. Zira bu tezkere AKP Hükümetinin basiretsiz dış politikalarının onayı değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır güvenliğimizi sağlamaya yönelik faaliyetlerinde manevra kabiliyetinin arttırılmasına yönelik bir adımdır. Umuyor ve diliyoruz ki, hem ülkemiz hem de insanlık için hayırlara vesile olur.

Zihni acbazihni@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.