SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Şimdi de duygusala bağladı

Bu haber 02 Nisan 2013 - 12:09 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

ORHAN KARATAŞ

Yıkım planının PKK ile işbirliği halinde yürütülmesinin Türk milleti tarafından fark edilmesiyle birlikte, AKP’nin çok mahir olduğu bir taktik anında devreye girdi. Hemen duruma göre vaziyet aldılar ve keskin bir dönüş yaptılar. Başbakan birden bire Anayasayı, kanunları ve terörü hatırladı. Ama şu işe bakın ki, bakanları başbakanı izleyemedi. O kadar keskin bir dönüş oldu ki, savruldu ve birbirlerini yalanlar duruma düştüler.

Yanaşmalar da boşluğa düştü

Başbakan Yardımcısı ve bu ülkede hukukun işlemesinden sorumlu Adalet Bakanı, Anayasa ve kanunlara göre açık suç olan şeyleri, normal, yasal ve olması gereken gibi gösterip, “eğer bu suçsa o suçu ben işliyorum” demelerinin üzerinden daha saatler geçmemişti ki, ustalığın ne olduğunun çarpıcı bir örneğiyle karşılaştık. Başbakan bir televizyon kanalında, bakanlarının savunduğu şeylerin suç olduğunu hatırlatıp, o güne kadar bütün söylenenleri bir anda tersine çevirdi.

Sadece bakanları değil, yanaşma ve beslemeler de boşluğa düştüler ve şaşırdılar. Kağıda kaleme sarılıp vaziyeti kurtarmaya çalışanlarına mı gülersiniz, “bu da nereden çıktı” şaşkınlığını gizleyemeyenleri mi ibretle izlersiniz, daha mürekkebi kurumamış yazılarını kendi elleriyle çürütme yarışına girenleri mi ararsınız? Hatta hızını alamayıp, bugüne kadar eli kanlı katillere methiye düzerken, birden bire “bu PKK’ya haddi bildirilmeli, elinde silah olanlar imha edilmeli” diye yazanlara rastlarsak, hiç şaşırmayacağız. Bunlar için dönmekte, kıvırmakta, duruma göre vaziyet almakta, nabza göre şerbet vermekte sınır yok.

10 yıllık sicili nereye koyacağız?

Bu kıvraklığın, bu şaşkınlığın altında yatan temel sebep, MHP’nin Türk milletiyle kucaklaşması, olup biteni ifşa etmesi, bu ülkenin sahipsiz olmadığını göstermesidir. Nitekim, Sayın Devlet Bahçeli her gittiği yerde görülmemiş bir coşkuyla karşılanıyor. Her konuşması, her ziyareti, her hareketi AKP’yi temellerinden sarsıyor. Sözcülerinin kimyasını bozuyor. Saldırıyorlar olmuyor, iftira ediyorlar tutmuyor, küfredip hakaretler yağdırıyorlar geri dönüyor. Her seferinde değişiyor, tekrar tekrar duruma göre vaziyet alıyorlar. Başbuğ Alpaslan Türkeş’i bile akıllara durgunluk verecek şekilde emellerine alet etmeye çalıştılar. Ve en sonunda işi getirip duygusala bağladılar.

Sayın Başbakanın, “tek damla kanın toprağa akmasındansa, bir çocuğumuzun babasız kalmasındansa, her şeyimizi feda etmeye, evet serimden dahi geçmeye hazırım” cümlesinin başka bir izahı yoktur. Bu cümle kağıt üzerinde çok yakıcı gibi duruyor da, AKP’nin 10 yıllık sicilini nereye koyacağız? Bu cümleyi duyanlar, “eğer tek damla kanın toprağa akmasını istemiyorsanız, sıfırlanmış terörü niye azdırdınız? Bitmiş ihaneti niye kaşıdınız? Bu katiller verdiğiniz tavizlerle bugünlere gelmediler mi? Bu süre içinde ağlayan anaların, toprağa akan kanın, babasız kalan çocukların hesabını kimden soracağız? ‘Devletimin emrindeyim, ne isterse yapmaya hazırım’ diye yalvaran ve can derdine düşen bebek katilini muhatap alıp, yattığı yeri parti genel merkezine çeviren, oradan örgüt yönetmesine, parti yönetmesine, gündem belirlemesine fırsat veren hangi iktidardı?” derlerse, ne cevap vereceksiniz?

Başka iktidar olsaydı PKK tarihe karışırdı

Kimse sizin serinizden vazgeçmenizi istemiyor. Yanlışınızdan dönün, bugüne kadar yaptığınız hataları yapmayın, bu katiller güruhunu muhatap almayın yeter. Döktüğü kanda boğulacağını gören, Türk devletinden asla bir çakıl taşı bile alamayacağını anlayan bu ihanet güruhu, sizden önce olduğu gibi bakın nasıl sinecek, susacak ve vazgeçecek. İmralı’daki cani kendiliğinden mi gelip teslim oldu? Bu elebaşı katili dağdan indiren, ininden çıkaran, dünyanın neresine giderse gitsin peşini bırakmayan ve sonunda da paketleyip getiren yine bu devlet değil miydi? Üstelik sizin her fırsatta alay ettiğiniz, küçümsediğiniz devlet yaptı. Koalisyon hükümetleri yaptı. Sonra da size bu millet tek başına iktidar fırsatı verdi. Çok daha iyisini, çok daha fazlasını yapabilirdiniz. Hiç olmazsa, AKP öncesindeki kararlılığı aynen devam ettirebilirdiniz. Buna bir takım sosyal ve ekonomik tedbirlerle birlikte bölge insanına sahip çıkmak yeterli olacaktı. Onun için diyoruz ki, AKP’nin yerinde milli hassasiyeti olan, kararlı, ülke ve millet menfaatlerini her şeyin önünde tutan, bölünmez bütünlükten asla taviz vermeyeceğini hissettiren bir iktidar olsaydı, zaten bitmiş olan terör çoktan tarihe karışmış olurdu.

BOP’un uğradığı her yerde analar ağladı

Bunları ümitlendiren, azdıran ve daha çok kan akıtmalarına yol veren AKP’nin 10 yıllık akıl almaz yanlışları ve teslimiyeti olmuştur. Bununla da yetinmemiş can derdine düşmüş olan İmralı’daki katili muhatap almışlar ve ümitlendirmişlerdir.

Bu durumu gören bölge halkı çaresizlik içinde PKK’nın ağına düşmüş ve devlete olan güvenini kısmen kaybetmiştir. Şimdi geriye baktığımız zaman, bütün bunların planlı ve bilinçli şekilde yürütüldüğünü anlıyoruz. BOP Eşbaşkanlığı’nın ne olduğu, ne işe yaradığı da bu noktada ortaya çıkıyor. Ve ister istemez aklımıza şu soru geliyor: Serinizden vazgeçmeyi göze almanızın sebebi, ülkenin bölünmez bütünlüğü müdür, BOP’un talepleri çerçevesinde Obama’nın gösterdiği sopa mıdır?

Zira BOP baharının uğradığı her yerde analar ağladı, çocuklar babasız kaldı ve topraklar kanla sulandı. İşte Irak, işte Mısır, işte Libya, işte Tunuz, işte Suriye. Bu kanlı baharın Türkiye ayağı da AKP üzerinden yürütülüyor ve ne acıdır ki sonuç aynı oluyor. İşin aslı, esası budur.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.