Asikurtlar©

SIKIYÖNETİM İLANI ZORUNLULUKTUR

SIKIYÖNETİM İLANI ZORUNLULUKTUR
21 Ağustos 2015 - 21:31 'de eklendi ve 3962 kez görüntülendi.

Türkiye, PKK terör örgütün ortaya çıktığı dönemden bu zamana kadar geçen süre göz önünde bulundurulduğunda, belki de en şiddetli terör saldırılarına tanık oluyor.
Geçmişle bugünün kıyaslaması yapıldığında aradaki farkın ne olduğu son derece açık.
Evvela geride bıraktığımız yaklaşık bir aylık süre boyunca 57 güvenlik görevlisinin terör saldırıları sonucunda şehit olması son derece vahim bir göstergedir.

İkinci olarak terör saldırılarının Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde neredeyse görünmediği il yokken, İstanbul, Ankara gibi ülkenin en büyük şehirlerinde de eylemlerin düzenleniyor oluşu bir başka büyük sorundur.
Üçüncü aşamada dikkatlerden kaçırılmaması gereken durum ise terör saldırılarına paralel olarak PKK’nın kuruluşundan bugünlere kadar geçen süre zarfında Türkiye’nin bölünmesi hedefi için sürekli göz önünde bulundurduğu “Devrimci Halk Savaşı” modeline uygun olan çabaların ilk kez bu dönemde böylesi yüksek bir seviyeye çıkmış olmasıdır.
Dördüncü olarak sayılması ve göz önünde bulundurulması gereken durumdaysa, sözde özerklik ilanlarının öz yönetim adı altında PKK ve siyasi uzantıları tarafından hayata geçirilme teşebbüsleridir.
Tüm bu gelişmeler üst üste konulup, bunlara bir de PKK’nın konuyu uluslararası zemine taşıma gayretleri de eklenince Türkiye’nin ne derecede ciddi, büyük ve önemli bir beka sorunuyla karşı karşıya kalmış olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
Nitekim PKK’nın tepe isimlerinden olan Cemil Bayık’ın, Erdoğan tarafından “buzdolabına kaldırıldığı” söylenen, yani bir zaman sonra yeniden tedavüle konulabileceği anlaşılan sözde çözüm sürecine ABD’nin aracılık etmesini beklediği, bu anlamda ABD ile temasta olduklarını ifade ettiği sözleri milli bütünlüğün ne derece büyük bir kuşatma altında olduğunun görülmesine olanak sağlıyor.

* * *
Şüphesiz ki PKK’nın bu derecede güçlenmesine, kendisine örgüt tarihinde hiç görmediği kadar büyük bir eylem ve hareket alanı bulmasına neden olan sebepler; sözde çözüm süreci ve IŞİD bahanesi ile Ortadoğu’da baş gösteren hadiselerdir.
PKK içte AKP sayesinde sözde çözüm süreci ile dışta ise ABD sayesinde IŞİD’le mücadele kapsamında kendisini yenilemiş, hiç yaşamadığı tecrübeleri kazanmaya başlamış, en mühimi ise kendisine hedef seçtiği bölgelerde yaşayan halk üzerinde etki alanı bulmuştur.
Türkiye, Irak ve özellikle de Suriye’deki PKK varlığı işte bu koşulların tedavüle sokulmasıyla örgütün direncini artırmıştır.

Çözüleceği, silah bırakacağı, kendisini lağvedeceği sözde çözüm süreci boyunca söylenen PKK, şimdi gelinen noktada tam aksine dört parçalı sözde devlet için daha geniş imkânlara sahip olmuştur.
Bu açıdan meselenin derinliğine bakıldığında, mevcut halde geçici olarak Türkiye’yi yöneten AKP iktidarının olan bitene yaklaşım tarzı nasıldır?
Sorunun cevabı vahameti de gözler önüne seriyor.
Zira PKK eylemlerine paralel bir şekilde AKP’nin aldığı sözde tedbirler ve geliştirdiği söylemin PKK’nın işine yaradığını altını çizerek belirtmek gerekir.

Şüphesiz ki güvenlik güçleri terörle mücadele anlamında üstün bir gayret sarf ediyor. Fakat güvenlik güçlerinin faaliyetlerine karar veren siyasi iradenin hataları PKK’ya karşı başlatılan harekâtı ne yazık ki zaafa düşürüyor.

 

 
Öncelikli olarak Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Erdoğan’ın başkanlık sistemi istemi üzerinden geliştirdiği “fiili başkanlık” söyleminin, PKK’nın ilan ettiği sözde özerklik ilanlarıyla örtüştüğü ve bir birini desteklediğini söylemek gerekir.
* * *
Çünkü PKK da tıpkı Erdoğan gibi “fiili durumlar” gereğince sözde özerklik ilanında bulunduğunu, örgütün sivil görünümlü yapıları aracılığı ile duyuruyor.
Fiili koşul iması Erdoğan ve PKK’yı aynı noktada bir araya getiriyor.
Burada akıllardan çıkarılması gereken nokta ise İmralı’da yapılan görüşmelerde, terörist başının BDP (HDP)’lilere söylediği “Tayyip beyin başkanlığını destekleriz” sözü olmalıdır.
Zira PKK ile AKP’nin yürüttüğü müzakerelerde “ver başkanlığı, al özerkliği” konusu sözde çözüme dair tarafları bir arada tutan ve aynı hedef etrafında kenetlenmelerine vesile olan en önemli ve temel meseleydi.
Görünen o ki şimdi taraflar bir birlerine hasım gibi gözükseler de, iki tarafın söylediği sözlerde çıkan adres aslında sözde çözümün nihai sonucundan başka bir şey değildir.

Diğer yandan AKP’nin Kandil’in bombalanmasına müsaade edip, Suriye’nin kuzeyindeki PKK uzantılarını görmezden gelmesi bir başka önemli hatadır.

Hali hazırda örgütün düzenlediği son eylemlerde, eylem büyüklüğü itibarıyla gerçekleştirilen saldırıların zeminine bakıldığında Suriye ile komşu olan şehirlerimizdeki durum doğrudan öne çıkmaktadır.
Atlanmaması gereken bir diğer önemli mesele ise PKK’nın son yıllarda eline geçen ileri seviyedeki silah ve mühimmatı henüz sahada kullanmaya başlamamış olmasıdır.
Tıpkı Alman yetkililerin de itiraf ettiği gibi bugün PKK’nın elinde yüklü miktarda “tanksavar ve uçaksavar füze” bulunuyor.
Görünen o ki örgüt bunları uygun zamanda kullanmak üzere elinde tutuyor ki, güvenlik güçlerinin derhal bunların yerini tespit edip imha etmesi gerekiyor.
Bu mühimmatların PKK tarafından ağırlıklı olarak Suriye’nin kuzeyinde saklandığının altını çizelim!
* * *
Şayet yurt içindeki çatışmalar şiddetini daha da artırırsa ki gelişmeler onu gösteriyor, yani iç savaş koşullarına doğru keskin bir dönüş yaşanırsa, PKK işe o vakit ABD başta olmak üzere batılı ülkelerden Barzani aracılığı ile aldığı ileri nesil silahları TSK başta olmak üzere güvenlik güçlerimize yönelik olarak kullanmaya başlayacaktır.

 
İşte bu nokta MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin geride bıraktığımız gün yaptığı çağrı çok büyük bir önem taşıyor.

Tarihi öneme haiz olan açıklamasında Sayın Bahçeli “Terörün zirve yaptığı şu günkü şartlarda Milli Güvenlik Kurulu olağanüstü toplanmalıdır. Ayrıca Anayasa’nın 122. Maddesine uygun olacak şekilde, şiddet ve dehşet manzaralarının olduğu il ve ilçeleri de kapsayacak ölçüde ülkemizin bir bölümünü mutlaka sıkıyönetim tedbirleriyle emniyete almak zorunludur.
Bunun nasıl olacağı ise Anayasa’nın mezkur maddesinde ayrıntısıyla belirtilmiştir. Sıkıyönetim ilanı geciktirildiği takdirde veya ertelenmesi halinde Türkiye baştan ayağa teröristlerin düşmanlıklarına yoğun olarak sahne olacaktır.
Bunun sonucunda ise kanlı bir iç savaş kaçınılmaz olarak gündeme gelebilecek, sonuçta Türk milleti bizzat devreye girerek meşru müdafaada bulunabilecektir.” diyerek Türkiye’nin milli birliğinin korunmasına yönelik mutlaka alınması gereken acil tedbirlerin neler olduğunu ve tehlikenin hangi seviyeye ulaştığını son derece açık bir şekilde izah etmiştir.

Sayın Bahçeli’nin yaptığı bu çağrısına Türkiye’yi hali hazırda yönetmekle sorumlu olanlar derhal kulak vermelidir.
2012 yılında MHP Lideri Suriye ve Irak’ın kuzeyini kapsayan alanlarda “güvenlik kuşağı” ilan edilmesi gerektiğini söylediğinde bu çağrıya kulak tıkayanların, şimdi hem kendilerini hem de Türkiye’yi içerisine düşürdükleri sıkıntılar göz önüne alındığında, “sıkıyönetim” ilanının mevcut koşullarda ne derecede mühim bir gereklilik olduğunun ortada bulunduğunu izaha gerek var mı?

İsmail ÖZDEMİR

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER