SON DAKİKA

Sicili Peşini Bırakmıyor

Bu haber 20 Ağustos 2014 - 9:50 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Cumhurbaşkanı seçimlerinin üzerinden geçen kısa süre, bundan sonra ne olacağını çıplak biçimde ortaya koydu. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı’nı yeterli görmüyor. Kendi düzenini, kendi menfaatini, kendi hedeflerini hayata geçirmek için mutlaka başkanlık sistemini hayata geçirmek istiyor. Bunun için yapamayacağı, feda edemeyeceği hiçbir şeyin bulunmadığını, bir defa daha net biçimde gösteriyor.

BAŞBAKANLIK BOŞTA

Şu anda ülke bir büyük boşluğun içindedir. Anayasa’nın 101’nci maddesi Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığının sona erdiğini kesin şekilde emrediyor. Başbakanlık hukuki olarak boştadır ve yapılan tasarruflar, alınan kararlar tartışmalıdır. Bunun böyle olduğunu Erdoğan’da, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’de, zerre kadar aklı olan herkes de çok iyi biliyor. Onun içindir ki, YSK Başkanının Meclis Başkanına bizzat tebliğ ettiği mazbata resmi gazetede yayınlattırılmıyor ve böylece kendilerince bir gerekçe oluşturuyorlar. Erdoğan’ın menfaatlerinin veya hedeflerinin sözkonusu olduğu yerde hukukun da, kanunun da, Anayasanın da, hiçbir anlamının ve öneminin olmadığını bir defa daha ibretle görüyoruz.

YENİ KRİZLER YOLDA

Olanlar olacakların habercisidir. Erdoğan’ın yasama, yargı ve yürütmeyi kendinde toplama gayretlerine bağlı olarak, bundan sonra bu tartışmaların daha da yoğunlaşacağı ve ülkenin yeni gerginliklere, yeni krizlere sürükleneceği anlaşılıyor. Yok sayma alışkanlığı hukuk ve Anayasa ile de sınırlı kalmıyor. Millet iradesini, bu iradenin sembolü ve mekanı olan TBMM’yi de paspas ediyorlar. AKP için tek bir irade var, o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Onun dışında hiçbir şeyin önemi de, anlamı da yoktur.

PADİŞAHLIK HAZIRLIĞI

Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün hesapları ve siyasetteki geleceği, hatta Cumhurbaşkanlığı görevini sürdürebilmesi AKP’nin yeniden ve Anayasa değiştirecek çoğunlukla iktidar olmasına bağlıdır. Erdoğan bu yüzden Anayasayı yok sayarak partisiyle ilişkisini kesmeyeceğini şimdiden ilan ediyor ve her tartışmayı ve buna bağlı olarak çıkabilecek her gerginliği göze alıyor. Neyi hedeflediği de belli. AKP’yi yeterli çoğunlukla tekrar iktidara taşıyacak, sonra da bir referandumla fiilli olarak yürüttüğü başkanlık sistemine resmen geçişin yolunu açacak. Bunun ardından sıra padişahlığını ilan etmeye gelecek. Erdoğan’ın başkanlık sisteminden beklentisi ne ABD, ne de yarı başkanlık uygulamasının bulunduğu Fransa örneğidir. Yapılan açıklamalar ve tanımlamalar her şeyin, her yetkinin kendisinde toplandığı padişahlık düzeni kurmayı hedeflediğini gösteriyor.

KOMİSYON BAŞKANLIK SİSTEMİ İÇİN KURDURULDU

Erdoğan’ın bu hesabı yeni değildir. Özellikle Cumhurbaşkanı olmayı kafaya koyduktan sonra, bu hayalini gerçekleştirmek için fırsat kollamıştır. 2011 seçimlerinde yüzde 50’ye yakın oy almalarına rağmen, millet kendilerine Anayasa değiştirecek bir çoğunluk vermemiştir. Bunun hayati önemde olduğunu o seçimlerin hemen sonrasında yazdığımız yazılarda dile getirmiştik. Aksi olsa ve AKP Anayasayı referandum yoluyla değiştirmek için gerekli olan 330 milletvekilini bulabilseydi, ilk işi başkanlık sistemini öngören bir değişiklik olurdu. Böyle bir düzenlemeye diğer partiler onay vermeyeceği için referanduma gidilecek; daha önce örneklerini gördüğümüz gibi devletin bütün imkanlarını kullanarak bunu millete kabul ettirmeye çalışılacaklardı. Bu bir iddia değil, bizzat kendi ifadelerine dayalı bir tespittir. Milletten alamadıkları yetkiyi TBMM’de aramış ve yeni Anayasa’yı bu yüzden gündeme getirmişlerdir. Erdoğan’ın komisyonundan tek beklentisi başkanlık sistemini kabul eden bir düzenlemeyi hayata geçirmekti. Zira, komisyondaki AKP temsilcileri bunu dayatmışlar ve çalışmalar bu yüzden kesilmiştir.

ANAYASA AYAKLAR ALTINDA

Şimdi aynı filmi tekrar vizyona sokuyorlar. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesine rağmen, AKP’yi kontrolde tutma ve Genel Başkan gibi hareket etme ısrarının altında Anayasa değiştirecek çoğunluğu bulabilme hesapları vardır. Yerine gelecek başbakan kim olursa olsun, bunu başaramayacağını ve kısa zamanda darmadağın olacaklarını biliyor. Bu sebeple Anayasayı, hukuku, kuralları, teamülleri daha Köşke çıkmadan ayaklar altına alacağını ilan ediyor ve bunun doğuracağı gerginliği göze alıyor. Eğer başkanlık sistemini Anayasal olarak hayata geçiremezse, AKP’nin iktidarda kalması hiçbir anlam ifade etmiyor. Zira, fiili durumu daha fazla sürdüremeyecek ve her ne yaparsa yapsın, partisiyle ilişkisini kesmek zorunda kalacaktır. Kilit taşı durumunda olan Erdoğan’ın kenara çekilmesi durumunda, toplama bir menfaat ortaklığı olan AKP’nin dağılması iki kere ikinin dört ettiği kadar kesindir. Bunun anlamı, Cumhurbaşkanı olsa dahi Erdoğan’ın orada rahat oturamayacağı ve başbakanlık sicilinin önüne konulacağıdır.

2015 HAYATİ ÖNEMDE

AKP’nin iktidarda kalabilmek için ülkenin varlığını ve birliğini dahi feda etmekten kaçınmayacağını şu an yaşadıklarımız ibret verecek biçimde ortaya koyuyor. Bebek katili ülkenin gündemini belirleyecek konuma gelmiş, kanlı katillerin heykelleri dikilmeye başlamıştır. Neresinden bakılırsa bakılsın 2015 seçimleri hayati önemdedir. Millet, daha önce AKP’yi 3 dönem iktidar vermiş olsa da, bu tür hayallerin hayata geçirilmesine yol vermemiştir. Hatta Erdoğan’ın aldığı yüzde 51 oy, “git Cumhurbaşkanlığı Köşküne otur ve başka bir şeye karışma” mesajıdır. 2015 seçimleri Türkiye’nin varlığı ve yokluğunun oylanacağı bir seçim olacaktır. En popüler döneminde dahi başkanlık sistemine yol vermeyen Türk milletinin, ülkenin varlığı ve yokluğunun masada olduğu bir dönemde buna onay vermesi asla mümkün değildir. Ne yaparlarsa yapsınlar AKP’nin sonu yakındır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.