SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

SENARİST SAM AMCANIN YÖNETİMİNDEKİ FİLMDE ESAS OĞLAN KİM OLACAK?

Bu haber 27 Mayıs 2010 - 13:48 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

Çok partili döneme geçildiğinden beri, iddia ediyorum, hiçbir zaman “Milli irade” tecelli etmemiştir. Halk sürekli manipüle edilmiş, saptırılmış, korkutulmuş, yönlendirilmiş… Sol, ya darbe ile veya ancak “konjektürel” olarak, sağ ise milleti sol ile korkutarak ancak iktidara gelebilmiştir. Milli iradenin tecellisinin öteki adı olan demokrasi esasen ülkemizde hiç olmamıştır. Kimi zaman postal vesayeti, çoğu zaman da korku vesayetinin hüküm sürdüğü bir garip sistem var ülkemizde. Kulağa hoş gelsin diye adına demokrasi derler. Bu nasıl demokrasi ise “Hükümet üyelerinin kalkınma hızı, ülkenin kalkınma hızını yüze katlar” kimsenin sesi çıkmaz. Allah daha çok versin, elbette gözümüz yok da, bir Başbakan 8 yılda 1500 kat zenginleşiyor, vatandaşın zenginleşme katsayısı ise eksilerde seyrediyorsa, kimse maval okumasın, yüzde şu kadar büyüdük, bu kadar geliştik filan diye.

Ben onu bunu bilmem arkadaş. Bir ülkede, ülkenin kalkınma hızı hiçbir zaman Hükümet üyelerinin kalkınma hızını yakalayamıyorsa, o ülkenin batması haktır. 2002’de Türkiye, ekonomik büyüklük anlamında 20 sırada, Recep bey ise esamesi bile okunmaz bir sırada idi. 2010’da Türkiye hala 20. sırada-bir milim ilerlememiş ve Recep Bey ise çağlar atlayıp en zengin liderler sırasında yedinci sıraya yükselmiş. Türkiye’nin kalkınma hızı ile Recep Bey’in kalkınma hızı arasındaki anormal farklılık hala milletimizin dikkatini celbetmiyor ve hala “AKP’ye oy vereceğim” diyen oluyorsa bu ülkede; Valla ne yalan söyleyeyim, “ben bile kurtaramam bu ülkeyi”.

***

Aslında bu yazıda “Recep Bey ile Kemal Bey’i” karşılaştırıp aralarındaki “rol kavgasına” taraf olmak zorunda olmadığımızı yazacaktım, laf yine uzadı gitti. Madem uzadı, şunu da ifade ederek mevzuya giriş yapalım.

Gayrı milli düşüncelerle Milli düşünce sistemlerini birbirinden ayırt eden ana husus, problemleri çözümlerindeki farklılık değil, çözüm önerilerini üretirken merkeze koydukları ana unsur farklılığıdır. Milli düşünce sistemi, çözüm üretirken milli menfaatlerin gereklerine göre çözüm üretir. Gayri milli sistemler ise, o anda doğru gibi görünse bile çözümleri orta ve uzun vadede milletin mutlaka aleyhine gelişmeler oluşturur. Gayrı Milli düşüncede olanlar, aynı fikirleri farklı kelimelerle ifade ederler ve aralarındaki kavga sadece “rol” kavgasıdır.

Mesela sağcı Recep Bey “Türkiye’de 36 etnik kimlik var, Türk bu etniklerden sadece biri” diyerek Türklüğü etnik kimliğe indirger ve mahalli kimliklerle eşitler…

Solcu Kemal bey ise “Kurultay konuşmamda Kürt kelimesini ağzıma almadım ama Türk kelimesini de ağzıma almadım, Çerkez kelimesini de” diyerek Türklüğü etnik kimliğe indirger ve mahalli kimliklerle eşitler.

Her ikisinin de söyledikleri aynı kapıya çıkar.

Dikkat ediniz. “Kürt kelimesini ağzıma almadım, ama abi kızma Türk kelimesini de ağzıma almadım valla” diye suçluluk psikolojisi ile davranan kişi şayet gerçekten Atatürk’ün partisinin Genel Başkanı olsa idi, kendini böyle mi savunurdu? “Ulan bu ülke tarihte Türk’tü, bugün Türk, gelecekte de Türk olacak, mahalli kültürleri Türk kimliği ile eşitlemek, alçaklığın, ihanetin ta kendisidir” demesi gerekmez miydi?

Recep Bey’in “Ben gürcüyüm, eşim arap” demesi ile Kemal Bey’in “Etnik Kimlik şereftir” demesinin arasında da zihni bakımdan hiçbir fark yoktur. Bu ifadeyi sokaktaki bir insanın ağzından duysanız çok önemsemezsiniz. Fakat bir siyasetçinin ağzından duyarsanız “derin anlamını da” kavrayarak okumanız gereklidir. “Etnik kimlik şereftir” ifadesini “Etnik kimlik şuuruyla hareket etmek şereftir” şeklinde okursanız, Kemal Bey’in öğrencilik yıllarından kalma “Bölücülük mikrobunun”, yetkiyi ele geçirir geçirmez nasıl da diline vurduğunu görürsünüz.

İnönü, Ecevit, Baykal CHP’lerinde bir nebze de olsa Milli kırıntılar vardı. Kemal bey, Atatürk CHP’si ile kalan son bağları da koparıp atmış, AKP’nin sol versiyonu olmuştur.

Kemal Bey’e sorun, CHP’nin 6 okundan ortadaki nedir ve neden diğerlerinden uzundur diye, cevap veremez. Çünkü Milliyetçilik ilgi alanının dışındadır. Veya “yok edilmesi gereken bir şeydir” onun için.

“Etnik kimlik şereftir “ ifadesini anlamadıysanız ben biraz anlatayım.

Şeref, biliyorsunuz her şartta sahip çıkılması, korunması, uğruna can bile feda edilmesi gereken bir insani vasıf. Eee, şayet etnik kimlik bir şeref ise, bu kimliği sonuna kadar savunmak, uğruna her fedakarlığı yapmak … La havle… Elbette herkes mensubu olduğu “Aile” ile gurur duyar, lakin bu gurur “aile, boy, aşiret” alt unsurlarını, üst unsur olan Milletin üstüne veya hizasına çıkartıyorsa, bunun adı kabilecilik, aşiretçilik, daha açık bir ifadeyle bölücülük olur. Bölücülük ise şeref değil şerefsizlikten başka bir şey değildir… Töremiz de, dinimiz de bölücülüğün her türlüsünü yasaklamış, lanetlemiştir.

***

O yüzden diyorum ki “Recep Bey” ile “Kemal Bey” arasındaki tartışma bir “rol kapma kavgasıdır”.

Senarist ve yönetmen Sam amcadır.

Her ikisinin de zihin kodları “etnik temelde ayrışma” üzerine programlıdır.

Her ikisi için de “Türk, etnik kimliklerden sadece bir tanesidir.”

Her ikisi için de “Halkların kardeşliği” önemlidir “Türk Milletinin birliği ve dirliği” değil.

Her ikisi de milleti kamplaştırarak, bölerek, ayrıştırarak “idare” etmeyi ister.

CHP, parti programındaki “Etnik kültüre dayalı demokratik çözüm” rolünü AKP’ye kaptırdığı için hırçın davranmaktadır.

AKP, kurulduğu günden beri oynadığı rolün tekrar CHP’nin eline geçmesinden korktuğu için hırçın davranmaktadır.

Aralarında “Türk Milleti’ne bakış” açısından hiçbir fark yoktur.

Sonuç olarak;
AKP’yi memleketten defetmek için CHP’ye yakın durmamız gerekmiyor. Tersi de gerekmiyor. Aralarındaki kayıkçı kavgasında taraf olmamız gerekmiyor. “AKP mi, CHP mi?” şeklindeki tercih zorlamaları yapıp yine “al takke ver külah” yapmaya çalışıyorlar. Milleti kamplaştırıp yine tezgâha getirmeye çalışıyorlar. Onların tezgâhına gelip birinden birini seçmek zorunda değiliz. Bizim tarafımız belli, biz Türk Millet’inin tarafındayız. O sebeple ülkücüyüz, o sebeple MHP’liyiz.
O yüzden “Ne Amerika ne Rusya ne Çin, Her Şey Türk’e göre, Türk için” diyoruz.

***

Bir insanın bu kadar alçalması bizi elbette insan olarak üzer, ama kim kimin gazozuna ilaç kattıysa, o da bizi ilgilendirmez. Komplo veya değil, bana ne arkadaş.

Biz işimize bakalım.

“Ya DEVLET Başa, Ya Kuzgun Leşe” {jcomments on}

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.