SON DAKİKA

Sen Önce 17-25 Aralık Sürecinin Hesabını Ver

Bu haber 18 Temmuz 2014 - 0:00 'de eklendi ve 3 kez görüntülendi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı – Gaziantep Milletvekili Sayın Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın “AKP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Erdoğan’ın, MHP hakkındaki tutarsız eleştirilerine” cevaben yaptığı yazılı basın açıklaması.

Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tabiatı gereği tarafsız ve kucaklayıcı bir üslup takınmak yerine ısrarla siyasetin ucuz dilini kullanarak kampanya yürütmektedir. Erdoğan; bir cumhurbaşkanı adayı olduğu hâlde partisinin son grup toplantısında 10 Ağustos’ta yarışacağı cumhurbaşkanı adaylarını genel seçimlere gidiyormuşçasına eleştirmiştir. Rakiplerine saldırmakla kalmamış konuşmasının büyük bir bölümünü paranoya ve korkularının başlıca kaynağı olan MHP’ye ayırmıştır.

Devlet Bahçeli’yi edebe, ahlaka sığmayacak hakaretler yapmakla suçlayan Erdoğan için söylenecek söz, “Dinime küfreden de bari Müslüman olsaydı.”dır. Siyasi rakiplerine, kendisi gibi düşünmeyen ve yaşamayanlara yıllardır hakaretin, aşağılamanın her türlüsünü sayan Erdoğan, masumu ve edepliyi oynayacak en son kişidir. Erdoğan’ın bizi edep ve ahlak yönünden eleştirmesi, baldırı çıplağın zenginlik taslamasından farksızdır.

Tayyip Erdoğan son grup konuşmasında “MHP, CHP’nin kuyruğuna takılıyor, gölgesinde durumu idare ediyor. Tekrar soruyorum MHP vekillerinin arasından aday olabilecek tek bir kişi bile yok muydu?” diye delikanlılık taslamıştır. Bunu sorabilen bir siyasinin zekâ seviyesinin seçimlerden önce ölçülmesinde ve Köşk’ün geleceği açısından bir yanlışlığa meydan verilmemesinde fayda bulunmaktadır. Çünkü Tayyip Erdoğan’ın papağan gibi tekrarladığı kuyruk meselesi kendisinin ya gerçekleri saptırdığını ya da algıda ve anlamada bir sorununun bulunduğunu göstermektedir.

Bütün kamuoyu çatı-mutabakat adayı sürecini MHP başlatmış ve Ekmeleddin İhsanoğlu adı da MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin yapıcı girişimlere sonucunda belirlenmiştir. MHP bu sürecin kuyruğu değil lokomotifidir.

Millî meseleler konusunda hassasiyete sahip Türk milletinin birliğini ve devletimizin bütünlüğünü gözeten bir cumhurbaşkanı adayının bulunması lüzumu üzerinde bütün muhalefet partilerini mutabakata götüren Devlet Bahçeli’dir.

MHP’nin, kimsenin ve hiçbir partinin gölgesinde olmadığını aslında AKP’nin cumhurbaşkanı adayı ve avenesi de bal gibi bilmektedir. Ancak MHP’nin toplumda yarattığı sinerjinin ortadan kaldırılması için kara propagandaya, karalama kampanyalarına başvurulmaktadır. Böylece MHP’nin gözden düşürülmesi, partimizin tabanından oy devşirilmesi hedeflenmektedir.

Ayrıca AKP ve başındaki kimse, MHP’nin büyümesinden ve son yerel seçimlerde görüldüğü gibi iktidarın alternatifi olarak ortaya çıkmasından fevkalade rahatsızdır. Erdoğan’ı MHP ile yatırıp MHP ile kaldıran, bunun korkusudur.

Erdoğan’ın bütün konuşmalarını bir araya getiriniz. “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.” misali partimiz hakkında hep aynı nakaratı dillendirmektedir. Söylediklerinin hepsi bir fındık kabuğunu bile doldurmaz.

Buna rağmen Tayyip Erdoğan, “Birine kırk gün deli deseniz deli olur.” misali ısrarla ve sabırla aynı cümleleri tekrarlamakta, aynı temelsiz suçlamaları getirmektedir.

“Bir yalanı sürekli söylerseniz, zamanla o yalan gerçek zannedilmeye başlanır.” sözü Lenin’e aittir. İşte Erdoğan da kendisi gibi psikopat dejenere tipler olan Hitler, Mussolini ve Lenin gibi eski kanlı diktatörlerin izinden gitmektedir. Erdoğan’ın propaganda ve kampanya metotlarıyla onlarınki tıpa tıp benzemektedir. Zaten cümlenin malumudur ki Erdoğan’da şiddetli bir dikta ve tek adamlık eğilimi vardır.

Erdoğan gibiler inanç ve dava adamı değil, dayatmacı ve baskıcı yasalar üreten kavgacı eylemcilerdir. Onların besini ve enerji kaynağı; çatışma, kavga ve kaostur.

Ünlü filozof Eric Hoffer’in de dediği gibi dikta özlemi içindeki liderler bu hayallerini yerine getirmek için geçmişteki örnekleri taklit etmektedirler. Erdoğan da kötü bir Lenin ve Hitler taklitçisidir. İlhamını, vaktiyle milyonlarca insanın kanına giren bu diktatörlerden almaktadır. Böyle bir cumhurbaşkanı adayının Çankaya’ya çıkarılması fevkalade tehlikeli ve zararlıdır.

Cumhurbaşkanlığı makamının kavganın kamplaşmanın merkezi olmasını önlemek için çatı adayı iyi bir fırsattır. Erdoğan seçilirse kavga ve kamplaşma sürecek ancak İhsanoğlu seçilirse cumhurbaşkanlığı makamı itidalin hoşgörünün, güvenin ve ehliyetin adresi olacaktır. Bu ihtiyaçla sandığa gidecek seçmenlerin büyük çoğunluğu Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyecektir. Sayın İhsanoğlu, aday olarak ortaya çıktığı günden itibaren Köşk senaryolarını değiştirmiş, Erdoğan’ın oyununu bozmuştur. AKP’nin adayının aşırı hırçınlığı ve huysuzluğu, MHP’ye yönelik itham ve suçlamalarındaki anormal artış biraz da bundandır.

MHP’nin neden kendi içinden bir aday çıkarmadığı meselesi ise bir parti politikası ve kararıdır. MHP kendi adayını çıkarsa aynı suçlayıcı çevreler bu defa da “MHP Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürüyor. Muhalefet partileri neden uzlaşma sonucu belirlenen bir ortak aday çıkarmadı?” diye eleştirileceklerdi.

Bu tenkitlerin sahipleri MHP’ye ve Genel Başkan Devlet Bahçeli’ye muhalefeti paranoya ve kompleks hâline getirmiş müzmin karşıtlarla Erdoğan’ın kaybetmesini istemeyen çevrelerdir. Bu tür tenkitlerin asıl amacı MHP’nin başarısına katkıda bulunmak değil, kafaları karıştırıp Erdoğan’a oy devşirmektir. Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye’nin geleceği açısından hayati sonuçlar doğuracağı için en gerçekçi politika, Tayyip Erdoğan karşısında sonuca gidecek akıllıca bir yol ve yöntemin takip edilmesidir. Bu çerçevede esas olan, her partinin kendi adayını çıkarması değil, Erdoğan’ın ötekileştirme politikalarına karışı güç birliği edip onu millî mutabakatla yenmektir. MHP bunu yapmıştır. MHP çatı aday formülünü hayata geçirerek Erdoğan’ı da partisini de sallamış, ters köşeye yatırarak gol atmıştır. Kendisini alt edilmez sanan bir siyasetçinin alternatifinin olabileceğini göstererek fiyakasını bozmuştur.

Ayrıca MHP ve CHP’nin ayrı ayrı aday göstermeleri Tayyip Erdoğan’ın işini kolaylaştıracak yanlış bir strateji olacaktı. O bakımdan cumhurbaşkanlığı adayının partiler üstü bir anlayışla belirlenmesi makul ve mantıklı bir tercih olmuştur.

Milletvekili seçimi yapılmadığına göre burada esas olan memleket menfaatini düşünebilmektir, Erdoğan gibi şahsını ve ikbalini düşünmek değildir.

Tayyip Erdoğan’ın MHP’li seçmenin niyetini okuyarak partimize yönelik eleştirilerde bulunması haddini bilmezliktir. Kendi partisinin başında MHP’yi dizayn etmeye, partinin politikalarına burnunu sokmaya çalışması siyasi edepten ve seviyeden ne kadar mahrum olduğunu ortaya koymaktadır.

AKP’nin cumhurbaşkanı adayı Tayyip Erdoğan’a sesleniyoruz:

Sen önce 17-25 Aralık sürecinin hesabını ver!

Hangi karanlık mahfillerde parti tüzüğü yazdırdın, açıkla!

MHP siyasi tarihi boyunca hiçbir partinin kuyruğuna takılmamıştır. Ama sen BOP‘un kuyruğundan hiç çıkmadın.

Milliyetçiliği ayaklar altına alıp sonra da “MHP’li kardeşlerimize sesleniyorum.” teranesi artık koktu. Bu çirkin siyasi çorabı bir an önce çıkar.

Sen MHP tabanından beslenip, seçmenlerimize ulaşabilecek tıynette bir adam değilsin.

MHP mensuplarıyla senin dokun ve DNA’n uyuşmaz

Senin gibi DNA’sı siyasi BOP’lu ve GDO’lu politikacıları partimizin bünyesi reddeder.

Artık çok iyi anlaşılmaktadır ki memleketin yüksek menfaatleri için siyaseten bitirilmen vacip olmuştur!

10 Ağustos’a kadar senin ve kuyruklu yalanlarının peşini bırakmayıp ipini pazara çıkarmak boynumuzun borcudur!

Sonuç olarak; Tayyip Erdoğan’ın şaşaalı, tantanalı ve tumturaklı kampanyalarına rağmen “Kervan yürüyecektir, onu kimse durduramaz.” diyoruz.

Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nun geniş bir siyasi tabanda uzlaşmaya vesile olduğunu memnuniyetle görüyoruz. İhsanoğlu’nun hüsnükabul göreceğine ve milletimizin çoğunluğunun oylarıyla Çankaya’ya çıkacağına inanıyoruz. Kendi tabiriyle Sayın İhsanoğlu’nun “Herkesin derdiyle hemdert, herkesin hâliyle hemhâl” bir cumhurbaşkanı olacağına inanıyoruz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.