Asikurtlar©

Sen Kimin Tetikçisisin Aktay?

Sen Kimin Tetikçisisin Aktay?
14 Eylül 2015 - 9:00 'de eklendi ve 4189 kez görüntülendi.

Başka hiçbir şey olmasa dahi, duruma göre vaziyet alan, yönü, kıblesi olmayan toplama bir menfaat ortaklığı olmaktan ileri gidemeyen AKP’nin ve AKP’yi yönetenlerin; kökü sağlam, geçmişi temiz, ufku geniş, ülkesine sahip çıkmayı her şeyin önüne geçiren bir misyona, yaşatmayı ve yüceltmeyi esas alan bir vizyona sahip bulunan MHP’ye saldırması, Türkiye’nin niçin tarihinin en zor ve karanlık günlerini yaşamaya mahkum edildiğini anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yeter.

ASLINDA DAVUTOĞLU’NU YAZACAKTIM

Bugün aslında, Türk siyasi tarihinde görülmemiş tuhaflıklara sahne olan AKP kongresini yazacaktım.Anayasanın açık ve kesin hükümlerle partisi ile ilişkisinin kesildiğini söylediği, tarafsız kalacağına namusu ve şerefi üzerine yemin eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AKP kongresini nasıl dizayn ettiğini ve ortaya nasıl trajikomik bir durumun çıktığını anlatacaktım. Kendini genel başkan zanneden Ahmet Davuoğlu’nun çaresizliğini ve böyle bir siyasi partiden ülkeye ve millete bir fayda gelmesinin imkansızlığını değerlendirecektim. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, duruma göre vaziyet alan, yönü, kıblesi olmayan toplama bir menfaat ortaklığından ileri gidemeyen bir partide, bunların yaşanmasına çok da şaşırmamak gerektiğini belgeleyecektim.

HİÇ Mİ AYNAYA BAKMADIN?

Bunları yazmaktan vazgeçmemin sebebi Yasin Aktay isimli, bize göre nereden gelip nereye gittiği, kime ve neye hizmet ettiği çok açık olan yanaşmanın, ele geçirdiği köşeden MHP’ye yaptığı açık ve kesif saldırıdır. İsminin önünde Prof. Ünvanı da bulunan bu malum şahsın iftira ve hakaretleri yenilir yutulur gibi değil. Yalan ve iftira çukurunun dibi olan bu yazının neresinden başlayıp, neresini düzeltelim. Bay Aktay, bunları yazmadan önce hiç mi aynaya bakmadın? Zira, aynaya baksaydın, yalan, talan ve ihanetin sembolü olmuş bir siyasi partinin elemanı olarak, yazdığın her şeyin aslında kendi karakteriniz olduğunu çok net görür, MHP’yi bu iftiraları sıralarken bir nebze de olsa duraklama ihtiyacı hissederdin.

VARLIK SEBEBİNİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRİYOR

Her cümleye, hatta her kelimeye verilecek cevap var. Ancak, fazla ciddiye almış oluruz. Sadece MHP’nin geçtiği kısımları değerlendirelim: Şehit cenazelerine Türk milletinin sahip çıkmasının bay Aktay’ı rahatsız etmesi, varlık sebebine uygundur. Ülkücü ve milliyetçilerin ülkelerine, bayraklarına, şehitlerine sahip çıkmaları da her ne kadar bay Aktay’ı endişelendirse de, kendi varlık sebeplerine uygundur. Varlık sebebi yıkmak, bölmek ve yok etmek olanların, varlık sebebi yaşatmak ve yüceltmek olanlardan rahatsız olması, saldırması, iftira ve hakaret yağdırması bizi hiç şaşırtmadığı gibi, Türk milletinin kimin nerede durduğunu, kimin neyin peşinde olduğunu anlamasına da yardımcı olacaktır. Her zaman söylüyoruz, herkes kendi varlık sebebinin gereğini yerine getiriyor.

TİMSAH GÖZYAŞI!

Şu cümleye bakar mısınız? “MHP için şehit cenazesi, ölümler, bilhassa asker ve polis ölümleri asla bir üzüntü kaynağı değildir.” Bebek katili ve dağdaki sürüngenler de aynı şeyi söylüyor. Şimdi buradan çok net ifade ediyorum: Şehit cenazesi, ölümler, bilhassa asker ve polis ölümlerinden üzüntü duymayan, bunun üzerinden siyaset geliştiren her kim varsa, şerefsizdir, kahpedir, alçaktır. Peki, böyle bir iftirayı yapan bunu ispatlayamazsa, nedir? Timsah gözyaşı döken iki yüzlü arıyorsan, önce bu katil sürüsünü dağdan indirip şehirlere salan, bunlarla oturup anlaşma imzalayan, silahlanmalarına, bomba depolamalarına göz yumduklarını itiraf eden ve ülkenin kan gölüne dönmesine yol verenlere, sonra da gidip albayrağa sarılı tabutlara elini koyup, tuttuğu mikrofonda ağlayan analara, “ne mutlu size” nutukları atanlara bakacaksın bay Aktay. Hadi çık, yüreğin varsa, bu yazdıklarımın, bu tespitlerimin bu ülkede yaşanmadığını, asılsız olduğunu söyle de görelim. Aslında her şeyin farkındasın. Öldürenin PKK, bu ölümleri ikiyüzlü bir timsah gözyaşıyla ama içten içe büyük bir sevinçle karşılayanın da buradan yeniden bir tek başına iktidar çıkarma hesapları yapan AKP olduğunu çok iyi biliyorsun. Şehidi bir politik kar aracı olarak gören, fırsatçılığın, kirliliğin ve çirkinliğin zirvelerinde dolaşanlar, PKK ile şeref masaları kurup, askerin ve polisin kanı üzerinden pazarlık yapanlardır. Dön Habur’a bak, Oslo’ya bak, İmralı’ya düzenlenen koster seferlerine, Kandil’e çekilen kırmızı telefon hatlarına bak. Kirliliğin ve çirkefliğin daniskasını göreceksin. Dolmabahçe’de neyi imzaladığınızı bu millet görmedi mi? Ama sen akıllısın, herkes aptal ya, çarpıtarak zihin bulandıracağını ve bu milleti bir defa daha kandıracağını zannediyorsun.
EMİN OL, AKP KALMAYACAK

Allah da biliyor, millet de biliyor ki, AKP’nin tek hesabı ve 1 Kasım öncesinde milletin önüne koyduğu tek vizyon şehit cenazelerinin üreteceği öfkeleri patlatarak sağlayabileceği oylardır. O kadar sözün içinde doğru tek bir şey yakalamışsın, onu da yanlış ifade etmişsin. “Oysa o öfke patladığında, geriye ne sağlıklı bir toplum kalır ne de bir MHP kalır.” Diyorsun. MHP 46 yıllık bir parti. Neler gördü, geçirdi. Yılmadı, yıkılmadı, vazgeçmedi ve bugün Türk milletinin tek ve son ümidi. Galiba şunu demek istedin: “Oysa o öfke patladığında, geriye ne sağlıklı bir toplum kalır ne de bir AKP kalır. Göz dikilen kazanım, bir ülkeyi bir arada tutmayı imkansız kılacak bir çatışmalı ortamdan başkası değil.” Nitekim, emin ol öyle de olacaktır. Bu gidişin sonunda ne AKP kalacak, ne de senin gibiler. Ama emin ol Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti size rağmen kalacak ve yaşayacak. Siz ne kadar rahatsız olsanız da, biz buna anda içtik.

Yazacak çok şey var, ama şimdilik bu kadarla yetinelim. Ha bu arada bay Aktay, sormadan edemeyeceğim: BOP yolundakileri biliyoruz da, seni hatırlayamadık: “Sahi, sen kimin tetikçisisin?”

ORHAN KARATAŞ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER