Asikurtlar©

Şehid Kelimesini Sulandırıp, Milleti Ümmet İçinde Kaybedenler!

Şehid Kelimesini Sulandırıp, Milleti Ümmet İçinde Kaybedenler!
01 Mart 2016 - 16:45 'de eklendi ve 4039 kez görüntülendi.

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,/Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.”
M.A. ERSOY
Artk her şey normal oldu. Teker teker gese de topluca gelsede şehit haberleri vakayı adiyeden oldu. Kanıksndı, sıradan bir olay oldu. Buna AKP ve ona oy veren Millet, fos aydın takımı elbirliğiyle imkan tanıdı. AKP tarafından en yüksek mertebe ayağa düşürülmeye çalışıldı, şehitliğin önemi kalmadı. Herkesin elde edebileceği makammış gibi gösterildi. Herkes vatan için canını verebilirmiş gibi algılanması sağlandı. Son günlerde ki moda deyimle yerindeyse tam bir algı yönlendirilmesi yapıldı. Sivil şehitlik kavramı ortaya atıldı böylece terörisler bile şehitten sayıldı.
Oysa şehit kavramı açık ve netti. “Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse.”ye şehit deniyordu.
Devlet kendi vatanı için yani kendisi için toprağa düşen kişileri bu makama layık görür. Ancak AKP ne yaptı? Kaçakçıları, teröristleri bile şehitten saydı. Bazıları da yani siyasi ümmetçiler şehid yalnız Allah için ölene denir dediler ve vatan uğruna can veren askerimizi, polisimizi şehit olarak görmediler. Oysa aklıevellerin unuttukları “Vatan sevgisi imandan’dır” S.A.V hadisydi. Yani vatan için can verenin, imanı için can verdiğini kestremiyorlardı bu zübükler. Aynı ümmeti değişik anladıkları gibi. Milleti ümmet içinde yok ettikleri gibi.
TDK’ya göre de Müslüman terminolojisine göre de ümmet, “Hz. Muhammed’e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü”. İnsan kendini yani gelmiş olduğu milleti inkar etmedende ümmet olabilir.Ümmet olmayı biz de böyle açıklıyoruz. Bazı İslamcı geçinen yoz kafalar bu anlayışı reddediyor ümmete siyasi değerlendirmelerini de ekleyerek milleti ümmete yem ediyorlar.
Rabbülalemin Yüce Kuranı Kerimde Hucurat suresi 13. ayetinde herhangi bir kafa karışıklığına sebep olmasın diye şöyle net bir ifadeyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır.”
Millet gerçeğini inkar eden bu ayeti inkar ediyor demektir. Bir ayeti inkar edenin neyi inkar etmiş olduğunu siz düşünün artık. Şayet diğer din mensuplarını da kendilerine ait ümmet olarak kabul edecek olursak, millet kapsayıcı özelliğiyle hepsini kavramaktadır. Bu sebeple gereksiz tartışmalara girmeden soyumuzu, aslımızı, bize kim olduğumuzu öğreten, anlatan millet gerçeğini yok sayamıyacağımızı anlamamız gerekmektedir.
Bu yüzden rahmetle yad ettiğimiz Arif Nihat Asya, “Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,/Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,” demişancak tabutun üstündeki son örtü demiştir. Bu sözü, insanın üstündeki son örtüsünün üstüne giydiği kefen olduğuna karşı söylememiştir.
Tekrar söyleyelim de bizi anlamak istemeyenlere yeniden izah edelim de Türk Milletinin ferdi olarak bizi iyice tanısınlar. Milliyeçi Ülkücü Hareketin mensubu olarak fiziki, biyolojik olarak Türk Milletinin bir ferdi olduğumu, dince elhamdülillah İslam olduğumu bu minvalde Hz. Muhammedin ümmeti olduğumu, şehitik kavramının İslamda en yüksek mertebe, makam olduğunu karşılığında can verilerek bu makama sahip olunduğunu, vatan sevgisinin de bu çerçevede imandan kaynaklandığını kabul ediyorum.
Ümmet olmayı kabul edip milletini inkar edenler, Allah’ın ayetine karşı gelenler hangi minvalde yol aldıklarını düşünsünler. Şehitlik Müslüman Türk milleti için en üst makamdır. Herkese şehit denemez. İslami bir kavramdır. Bir şehitle bir eşek ölüsünün kıyaslaması ne ise, bir PKK’lıyışehitlerimizle kıyaslamak aynı şeydir. Burada net olarak ifade ediyorum ki, Türk Milletine, Türk Devletine, Türk vatanına ihanet eden her kim ise cezasını çeksin, anaları da ağlasın. Devlete silah doğrultan hiçbir el merhaba deyip sıkılamaz. Anaları da şehit anasıyla bir tutulamaz. Bu sebeple Türk askerine şehit sayılmaz diyenlerin PKK’lıları şehit diye görmeleri ve leşleri için sözde şehitlik kurmalarına izin verilmesi bırakın Türk Milletini, dinsizleri, güneşe tapanları savunmakla İslam Dinine karşı yapılmış bir ihanettir.
Akademisyenlerin, bilumum ihanet şebekesinin meseleye bu açıdan da bakmalarını istirham ediyorum. Siz şayet okul yakan, hastane yakan, insanları canlı bombalarla katleden, din, iman, Allah, vatan, millet demeden hıyanetin içinde olanları hala demokrasi, insan hakları, evrensellik hikayesi ile savunuyorsanız ben size ne diyeyim. Size ve sizin gibilere tahammül etmekten başka çaremiz var mı?
Bu vesileyle, Allah için, Türk vatanı için toprağa düşmüş tüm şehitlerimizi, ayrıca Ruhi Kılıçkıran’dan, Ayşe Çetinkaya’lardan, Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar Başbuğ Alparslan Türkeş’in ‘Allah yoluna’ davet ettiği günden beri şehit düşen Ülkücü Hareketin yağız delikanlılarını, asenalarını, şükran, minnet ve saygıyla, rahmetle anıyorum. Ruhlarına Fatihalar gönderiyorum ve aynı şayi sizlerden bekliyorum.
Sağlıcakla kalın!
Fikri Atılbaz

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER