SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Şehadetle Açılan Oruçlar

Bu haber 01 Temmuz 2014 - 14:25 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

EMRE UĞUR

Ramazan kutsal kitabımız Kuran’ın indiği, açı toktan, doğruyu yanlıştan ayıran ve müminleri kurtuluş yoluna götüren aydır. Yüce Allah Kuran’da “Kim Ramazan ayına ulaşırsa oruç tutsun.” (Bakara Suresi, Sure 2, Ayet 185) buyurmuş, oruç tutulması emrolunmuştur. Oruç, ibadet ve sabrın harmanlandığı, rahmet ve bağış kapılarını açan kutlu bir anahtardır.
Bütün bu güzelliği bereket içinde ve milletçe birlikte yaşamış olmanın sevinciyle beraber bu mübarek ay ülkücülerin şehadet haberleriyle birçok kez yürekleri derin bir endişe ve acının eşiğine sürüklemiştir. Mübarek ramazan ayı ülkücü duruşa kabuk bağlamayan, unutulmayıp taze kalan acılarını yad ettirmekte, Türk milletinin huzuruna kastedenlerin hain saldırıları neticesinde şehit düşen evlatlarının hatıralarıyla avunmaya çalışılacağı gerçeğini göstermektedir.

1968 yılının Ocak ayında bir iftar vakti şehitler kervanının öncüsü Ruhi Kılıçkıran’ın şehadet haberiyle ateş düşen gönüller 160 ülkü erini ramazan ayında kaybetmiştir.
Orucunu açan Osmaniyeli Ülkücü, babası Osman Efendiyi çocuk yaşta kaybeden, anası Münire Hanım’ın gözbebeği Ruhi Kılıçkıran, Site yurdunda kurşunlanarak can vermiş, duyulan iki el ateş sesi ve kıpkırmızı kanla Ülkü Ocakları’nın ilk şehidine orucunu şehadetle açması nasip olmuştur.

1970 yılında bir Ramazan ayı daha kan bulanmış, Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda eğitim gören Ertuğrul Dursun Önkuzu,bu mübarek ayda vatan hainlerince 3 gün süren ve bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava basılmasına varan ağır işkenceler görmüş, 23 Kasım 1970 günü nice beklentilerle vatana, millete ve ailesine faydalı olmak için geldiği okulunun üçüncü katından aşağı atılarak şehit edilmiştir. İki yıl arayla iki ülkü eri, birbirlerini tanımadan çok önce inançlarıyla, imanlarıyla kaderce böyle kardeş olmuş, birbirleriyle kardeşlikleri daha tanış olmadan başlayıp, aynı sonla gönüllere “ülkü” olup düşmüştür.

Mehmet Aluş, Mahmut Özkan, Fethi Mayda, Kemal Özlü, Hüseyin Süzen, Ahmet Gökoğlu, Halil Kaya, İbrahim Nalbantoğlu ve daha niceleri kimi orucunu açamadan, kimi teravihlerde, kimi camii önlerinde şehit edildiler. Öylesine yiğittiler ki sokaklarında ihanetin ve ölümün kol gezdiği bir ülkede “Yunusça” sevdalandılar, Yusuf’un da çilesine tabi oldular.
Başbuğ’un dualarına amin dediler iftarlarda, sesleri birbirine karıştı. Binlerce amin yankılandı kulaklarda. Kimi zaman Ocak’ta kuru ekmeği bal eyleyip, kimi zaman ise köhne gecede vahşet saçan hainlerin kurşunlarıyla açtılar oruçlarını.

Ülkü erleri böyle bir Türkiye ahvalinde, zulme boyun eğmeden ekmeğini bölüşerek tabi oldular kutlu çileye. Dökülen mukadder kanları bir ayetin sıcaklığıyla düştü gönüllere :  “O halde geçici dünya hayatını, ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğiz.”( Nisâ Suresi; Sure 4, Ayet 74)

Mübarek günlerde, zor zamanlarda tereddüt etmeden giydiler ateşten gömlekleri.

Ve ağızları oruçlu, kalpleri imanlı ülkü erleri yürüdüler sonsuz yolda Kutlu Başbuğ’la, Son Başbuğla, Türkeş’le…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.