SON DAKİKA

KONTROLLÜ HERO

Gündem Yazıları

NEDEN TURANCIYIZ?

Gündem Yazıları

Seçiyoruz-Seçilemiyoruz…

Bu haber 05 Aralık 2016 - 18:45 'de eklendi ve 4 kez görüntülendi.

 

5 Aralık 1934’de Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.

82 yıl önce bize verilen bu hak kadınların sosyal hayatta, siyasette, eğitimde, iş hayatında ve birçok alanda önünü açmasına rağmen toplumumuzda hala yeterince kadınların hak ettiği yerde olmadığı görüyoruz. Türkiye’nin siyasi geçmişine bakıldığında kadınlar seçiyor ancak seçilemiyor. Listelerde kendine yer bulmakta zorluk çekiyor. Biz kadınlar pozitif ayrımcılık değil, birlikte yaşamanın ve paylaşmanın gerekliliğinin uygulanmasını istiyoruz.

Tüm Dünya nüfusunun yarısını kadınlar oluşturmasına rağmen, gelişmiş ülkelerde dahil kadınlar var olma mücadelesi vermeye devam ediyor.

Türkiye’de Kadınlar siyasi hayatta da var olma mücadelesine ilk kez 1923 yılında başladı. Kadınlar, ilk kadın partisi Kadınlar Halk Fırkası’nı, Nezihe Muhittin’in başkanlığında 1923 yılında kurmak istedi. Ancak partinin kuruluşuna, kadınlara oy hakkı tanımayan 1909 tarihli Seçim Kanunu gereğince valilikçe izin verilmediği için parti girişimi dernekleşme ile sonuçlandı.

Siyasi tarihimizde kadının yerine şöyle bir göz atalım;

1923, 1927 ve 1931 seçmenleri ve seçilenleri erkeklerdi. Kadınların ilk kez oy kullandığı TBMM 5. Dönem seçimleri 8 Şubat 1935’te yapıldı ve 17 kadın milletvekili ilk kez meclise girdi. Ara seçimlerde bu sayı 18’e ulaştı.

1935’ten 2016 yılına kadar nüfus oranına göre seçilen kadın milletvekili temsil sayısı erkeklere oranla maalesef %2.

Mustafa Kemal Atatürk 1930’da kadınların belediye seçimlerine katılımını sağlamıştı. Ancak, kadınlar seçme ve seçilme hakkını Anayasa’da yapılan düzenlemeyle 1934’te kazandılar.

1939-1943 genel seçimlerinde 16, 1946’da 9, 1950-54 seçimlerinde 3, 1983’te 12, 1987’de 6, 1991’de 8, 1995’te 13, 2002’de 24, 2007’de 50, 2011’de 79, 7 Haziran 2015’te 97, 1 Kasım 2015’te 76 kadın Milletvekili seçildi.

AYDINLANMA ÇAĞI VE KADINLAR

Tüm dünyada Aydınlanma Çağı ile birlikte kadınların eğitim alıp almamaları konusunda başlayan tartışmalar sonucu ilk kez kız çocuklarının okula gitmesi mümkün olmuştur. Genel zorunlu eğitim düşüncesinin yayılmasıyla başlayan bu süreçte Kızlara Yüksek Kız Okulunu bitirerek ev yönetiminde ki hayatlarına hazırlık yapıyorlardı. Kadınların üniversite eğitimi görebilmeleri bir asır boyu tartışılmıştır Hatta İzin verilmeden önce kadınların fiziksel yapıları ve düşünsel yetilerinin böyle bir eğitim için yeterli ve uygun olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. 1849 yılında ilk kadın koleji olan Londra Üniversitesi kurulmuş ve 1870–1894 yılları arasında neredeyse bütün Avrupa genelinde kadın eğitimi çalışmaları devam etmiştir. Yıllardır tüm dünyada olduğu gibi bugünde hala kadın hakları konusu aşılamamıştır.

TÜRK DEVLETLERİNDE KADINLARIN YERİ

Müslümanlıktan önceki çeşitli Türk devletlerinde kadın-erkek eşitliği görülmektedir. Osmanlı Döneminden önce Türk devletlerine genel olarak bakarsak kadının toplumda ki yerinin değerini anlayabiliriz. Bizim geleneklerimizde kadın her zaman “hanım” vasfını taşımıştır, ta ki İslamiyet’in Arap tesirinin kadına bakış açısından etkilenmesine kadar.

Dr. Halit Fikret Kanat’ın Pedagoji Tarihi adlı eserinde: “Bir emir, hakan diyor ki şeklinde başlarsa makbul sayılmazdı. Hakan ve hatun emrediyor ki diye başlarsa makbul olurdu.” ; “ Hakan yalnız başına yabancı devletlerin elçilerini kabul edemezdi. Elçiler hakan sağda, hatun solda olmak üzere ikisinin karşısına çıkabilirdi. Bundan anlaşılıyor ki halka ait hizmeterde kadının rolü hakan derecesinde büyüktü.” ; “ Aile içinde velilik hakkı yalnız babaya değil, her ikisine de aitti.” ; “Eski Türkerde harem, peçe ve yaşmak yoktu. Kadın her meclise girebilirdi.”

Eski Türk Devletlerinde kadınlar aile hayatında, mirasta, devlet yönetiminde hak sahibiydiler. Osmanlı Devleti’nde ise İslamiyet’in de etkisiyle kadınlar birçok sosyal, kültürel ve siyasi haktan mahrumdu. Örneğin; nüfus sayımında toplama dahil edilmiyorlardı, aile hayatında haremlik-selamlık vardı, yüzlerini peçeyle örtmek kanunlar nedeniyle zaruriydi, evlenme, boşanma ve miras işlerinde ikinci plandaydılar ve devlet memuru olamıyorlardı.

İslamiyet’in Arap tesirinin az olduğu Hindistan Orta Asya bölgelerinde kadın hükümdarlar oldukça çoktu. Bunlardan bazıları; Delhi Müslüman Türk Devleti Sultanı Raziyye Hatun, Müslüman Mısır tahtında Eyyübi soyundan Melik Salik’in eşi Şecerüd-Dür, İran’ın Kutluk Bölgesi’nde kurulmuş olan Kutluk Devleti’nde Türkan Hatun’dur.

OSMANLI DEVLETİNDE KADIN

Osmanlı Devleti’nde eğitimin ilk basamağı sübyan mektepleriydi. Kız çocukları 8-9 yaşına geldiği zaman okuldan alınırlar ve evlerine kapanırlar ve kaderlerine boyun eğerlerdi.

Tanzimat devrinden sonra ilk defa Osmanlı Devleti erkek eğitimi yanında kadın eğitimine önem verilmesi gerektiğini ve bu konuda örgütleşmeye gidilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Kadın eğitimi, devletin genel eğitiminde yer almaya başlamış ve 1858’de Kız Rüşdiyeleri açılmıştır.

Bu genel eğitim hareketleri dışında sarayda kadınlara Batı musikisi eğitimi verilmekteydi. 1870’de “Darülmuallimat” açılarak kız rüştiyeleri için kadın öğretmenler yetiştirilmeye başlanmış ve böylece büyükşehir ve kasabalarda giderek yayılmaya başlamıştır.

Tanzimat Dönemi (1839-1908) ile birlikte Batı’da görülen etkiler, Türk kadını açısından da bazı yenilikler getirmiştir. Kız Öğretmen Okulu açılmış, hem kız rüştiyelerine hem de kız sübyan okulları için öğretmen yetiştirilmeye başlanmıştır. 1914’de kızlara özel Darülfünun açılmış ve kızlar için en yüksek eğitim müessesesi olmuştur.
Meşrutiyet yıllarında, arka arkaya gelen harplerin değiştirdiği sosyal ve ekonomik ortam kadınların kadın hak ve eğitimi ile ilgili şartları değiştirmeye başlamıştır.
Dünya Savaşının başlamasıyla, erkeklerin silah başına çağrılmalarıyla, kadınlar devlet hizmetlerinde onların yerlerini almışlardır. Halide Hanım, Nuriye Hanım, II. Mahmud’un kızı divan sahibi, şair ADİLE Sultan, şair ve bestakar Leyla Hanım, Cevdet Paşa’nın kızları Fatma Aliye, Emine Sebihe Hanım, bestekâr Cavide Hayri, Kadınlar Dünyasına sahip ve yazar Ülviye Mülan Hanım, kadın hak ve duygularını veznile yazan şair Yaşar Nezihe Hanım ve Fitnat Hanım bunlardan bazılarıdır.

Kadınlara Mahsus Gazete, Kadınlar Dünyası, Hanımlar Alemi adlı gazete ve dergilerde kadın hakları savunulurdu. Kadın hakları üzerine bu gelişmeler, kadınların eğitimi üzerinde etkili olmuştur.

14 Ekim 1911’de üç rüştiye ve iki idadi sınıftan kurulu İstanbul İnas İdadisi adıyla ilk kız idadisi kurulmuştur. 1913’de İstanbul İnas Sultanisi adı altında ilk kız lisesi açılmıştır. Ayrıca, Kız Teknik, Kız Sanayi Mektepleri açılmıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ; KADINLARIN SEÇME VE SEÇİLME HAKKI

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra 1924 yılında Tevhid- i Tedrisat Kanunu’ nun kabul edilmesiyle eğitim tek sistem altında toplanmış ve kadınlarla erkeklere eğitimde eşit imkânlar sunulmuştur. 1925 yılında Kıyafet Kanunu ve 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile kadınların yasal statüsü değişmiş, hem aile içinde hem de bir birey olarak eşit haklar tanınmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında, 1926-1934 yılları arasında gerçekleştirilen Atatürk devrimlerinin bir kısmı, kadınların sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir.

Bu konuda yapılan yasal düzenlemeler, Türkiye Cumhuriyeti’nde toplumsal alanda yapılan en önemli yeniliklerdendir ve birçok Avrupa ülkesinden daha önce gerçekleştirilmiştir. Fransa ve İtalya’da kadınlara 1946’da, İsviçre’de ise 1971’de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

Atatürk’ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak,1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme,5 Aralık 1934’te Anayasa ‘da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme hakları tanınan kadınlarımız aradan geçen 82 yıla rağmen siyasette var olma çabası vermektedir.

Türkiye’de mesleklerine göre ilk kadınlar,

1892: İlk Türk kadın romancı Fatma Aliye Hanım “Muhadarat” adlı ilk romanını kendi adıyla yayımladı.
1909: İlk Türk kadın siyasetçi Emine Semiye Hanım Osmanlı Demokrat Fırkası yönetim kuruluna seçildi.
1913: İlk kadın devlet memuru Bedriye Osman Hanım Telefon İdaresinde göreve başladı.
1913: Belkıs Şevket Hanım uçağa binen ilk Türk kadın unvanını aldı.
1920: İlk Türk kadın avukat Süreyya Ağaoğlu.
1920: İlk Türk kadın tiyatro sanatçısı Afife Jale İstanbul’da sahneye çıktı.
1921: Dr. Safiye Ali Almanya’da tıp eğitimini tamamlayarak ilk Türk kadın hekim olarak tarihimizdeki yerini aldı.
1922: Yedi kız öğrenci Tıbbiye’ye kayıt yaptırarak eğitime başladı.
1923: Nezihe Muhittin ‘in başkanlığında Kadınlar Halk Fırkası’nın kurulması girişiminde bulunuldu. Kadınlara oy hakkı tanımayan Seçim Kanunu gereğince valilikçe partinin kuruluşuna onay verilmediğinden dernekleşmeye gidildi.
1924: İlk kadın diş hekimi Ferdane Bozdoğan Erberk diplomasını aldı.
1925: Suat Hilmi Berk ilk kadın sulh hukuk hâkimi oldu.
1930: İlk kadın belediye başkanı Sadiye Ardahan Artvin-Yusufeli/Kılıçkaya Beldesi’den seçildi.
1930: İlk kadın yargıçlar atandı.
1933: Aydın Karpuzlu köyünde ilk kadın muhtar Gül Esin yaklaşık 500 oy alarak seçildi.
1933: Sabiha Güreyman Türkiye’nin ilk kadın İnşaat Mühendisi ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ilk kadın voleybolcusudur.
1935: TBMM 5. Dönem seçimleri sonucunda 17 kadın milletvekili ilk kez meclise girdi, ara seçimlerde bu sayı 18’e ulaştı.
1935: İlk kadın doğum uzmanı Dr. Pakize İzzet Tarzi kadın hastalıkları ve doğum alanında uzmanlık eğitimini tamamladı. İstanbul Boğazını yüzerek geçen ilk kadın unvanını da taşıyor.
1936: Eskişehir Askeri Hava Okulu’ndan mezun olan Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu.

1947: Türk basınının ilk kadın foto muhabiri Eleni Küreman, Associated Press Ajansı’nda gazeteciliğe başladı.
1950: Yıldız Moran 18 yaşında iken İngiltere’ye fotoğrafçılık eğitim almaya gitti ve böylelikle “Türkiye’nin akademik eğitim almış ilk kadın fotoğrafçısı oldu.”
1954: Prof. Dr. Nüzhet Toydemir Gökdoğan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi dekanlığına seçilerek ilk kadın dekan oldu. Gökdoğan Fen Fakültesi’nin Astronomi Enstitüsü’ne tayin edilen ilk Türk doçenti olmuştu.
1957: Türk ordusunun ilk kadın doktor subayı Dr. Sema Aran teğmen rütbesiyle göreve başladı.
1971: İlk kadın Bakan Dr. Türkan Akyol atandı. Akyol aynı zamanda ilk kadın rektördü.
1981: Türkiye’ nin ilk kadın eksperi Diler Cesur.
1991: Başbakan Mesut Yılmaz ‘ın girişimleriyle ilk kadın vali Lale Aytaman Muğla’ya atandı

1993: Alev Kılıçkeser Hottin, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu Pilotaj Bölümü’nden mezun olarak ticari havayollarındaki ilk Türk kadın pilot oldu.
1993: Türkiye’nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller hükümeti kurdu.
1996: İlk kadın deniz subayları Deniz Harp Okulu’ndan mezun oldu.
2001:Denizli’de Fatma Kasapoğlu Türkiye’nin ilk kadın belediye otobüsü şoförü oldu.
2002: İlk kadın Adalet Bakanı Prof. Aysel Çelikel göreve atandı.
2003: Nükhet Hotar Merkez Yürütme Kurulu’na getirilen ilk kadın üye oldu.
2004: Kıdemli üsteğmen Songül Yakut Türkiye’nin ilk kadın ilçe jandarma komutanı olarak görevine başladı.
2005: Tülay Tuğcu Anayasa Mahkemesi’nin ilk kadın başkanı seçildi ve dolayısıyla Yüce Divan’ın da ilk kadın başkanı oldu.
2006: Dünyanın en yüksek noktası Everest ‘te zirveye tırmanan ilk Türk kadın dağcı Eylem Elif Maviş oldu.

2007: Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) ilk kadın başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ oldu.

Kaynak; tr.wikipedia.org

Kaynak:Narkozhaber:Mezine SIRAKAYA

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.