SON DAKİKA

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Seçim Sistemi Değişikliği İle Ülkeyi Bölme Tezgâhı

Bu haber 23 Nisan 2014 - 10:05 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

İsmail ÖZDEMİR

30 Mart 2014 günü yapılan Yerel Seçimlerin sonucuna bakıldığında AKP’nin büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı ortada bulunuyor.

İktidarın elindeki tüm devlet imkânlarına ve medya gücüne rağmen, seçim öncesinde AKP’liler tarafından ifade edilen %50 oy oranına ulaşamadılar.

2011 Genel Seçimleri ile karşılaştırıldığında oy dağılımı içerisinde yaklaşık %13’lük bir oy kaybı yaşadılar.

Oyları, seçmen sayısı da artmış olmasına rağmen genelde ise %50’den, %43’e düşmüş oldu.

Rakamla ifade edilirse AKP, 2014 Yerel Seçimlerinde 2 milyon 300 binin üzerinde oy kaybetti.

Buna karşın MHP’nin 2011 Genel Seçimlerine göre oyunu genelde %13’den, %17,8’e çıkardığı görüldü.

MHP’nin 2011 ve 2014 seçimlerinde aldığı oylar karşılaştırıldığında ise yaklaşık %40’lık bir başarı elde ettiği de yine seçim sonuçlarının bir başka göstergesi idi.

* * *

Bu manzaraya bakarak AKP’nin önümüzde bulunan seçim maratonunda en çok çekindiği merkezin MHP olduğunu, AKP’liler hariç herkes açıkça ifade ediyor.

Dolayısı ile AKP’nin eriyişinin önüne geçebilmek ve MHP’nin yükselişini durdurabilmek adına bazı planlamalar yaptığını bugünlerde görüyoruz.

“Seçim Sistemi” ile oynayarak, aklın, vicdanın, demokrasi ve hukukun kabul etmeyeceği bir yaklaşımla tükenişini fırsata çevirebilmek adına adımlar atmaya hazırlanıyorlar.

Bir başka deyişle AKP şimdi de demokrasi ve halk iradesi hırsızlığına soyunuyor.

“Dar Bölge Seçim Sistemi” olarak adlandırılan yöntemi, AKP’nin daha fazla kayıp yaşamaması için çare olarak görüyorlar.

“Temsilde adalet” namına zerre kadar hassasiyet içermediği anlaşılan bu çalışmanın amacı kirli ve karanlıktır.

Basına yansıdığı haliyle meseleye baktığımızda, böylesi bir seçim sisteminin AKP’nin yaşayacağı oy kayıplarını telafi etmek ve meclisteki mevcut sayısal durumunu korumak için tasarlandığı ortaya çıkıyor.

Dikkatleri çeken bir başka konu ise bu sistem ile BDP’nin meclisteki milletvekili sayısının artmasının hedeflendiğidir.

Bakın siz şu işe ki, “Alo Fatih” ile kurulan telefon hattında anketlerde yüksek çıkan MHP oylarını AKP ve BDP’ye yürüten zihniyet şimdi de bir başka “Ali Cengiz oyunuyla” milletin MHP’ye yönelişini engellemek, verdiği oyları tabir yerindeyse araklamak istiyor.

* * *

AKP ve borazanlığını yaptığı odaklar için MHP’nin tek başına istenmeyen güç merkezi olarak ilan edildiğini bilmeyen yoktur.

Dolayısı ile Dar Bölge Seçim Sistemi’nin ilk amacının buna hizmeti amaçladığı açık ve nettir.

Ancak gösterilmeyen, gizlenilen ve üzerinde konuşulmayan konu ise bölünme ve özerkliğin bu seçim modeli ile hayata geçirilmeye çalışılacağıdır.

Çünkü bu modele göre illerin bölgelere ayrıldığı durumda, herhangi bir bölgede birinci olan parti haricinde, diğer partilere verilen oyların “hiç” sayılması hedeflenmektedir.

Mevcut hali ile tüm ülkeyi kapsayan oy sahası, bu sistem ile “bölünmek” isteniyor.

Yani Türkiye’nin farklı farklı bölgelere ayrılarak, buralardan alınacak neticelerle genele ulaşılması tasarlanıyor.

Henüz kesinleşmemiş olsa da, ülkenin bütününün yok sayılıp, çoklu bölgelere ayrılması, bu sistemi getirmeye çalışan AKP’lilerin düşüncelerinde var.

* * *

Peki, bu nasıl bir sonuç doğurur?

Yukarıda kısmen değindik, böylesi bir sistemde özellikle BDP’nin meclisteki temsil sayısının “suni” ve anti demokratik usullerle artırılması gündemde.

Bit yeniği işte burada karşımıza çıkıyor.

Çünkü AKP, BDP-PKK-İmralı-Kandil ile giriştiği ortaklık döneminin nihai hedefi olarak “özerklik” koşullarını hayata geçirmek istiyor.

İsteniyor ki her siyasi partinin belli bir bölgesi olsun!

Her siyasi parti sadece o bölgeleri temsil etsin!

Herkes hangi il yada coğrafyada birinci olursa sadece bu alanlarla ilgili temsiliyeti olsun!

Siyasi birlik ve ortak ülkü ortadan kalksın!

Durum böyle olunca da özerkliğin fiiliyatı hayata geçsin!

Sinsi emel işte bu gerçekliği karşımıza çıkarıyor.

* * *

Yerel Seçim sonuçları üzerinden yürütülen tartışmalara bakıldığında da bu durumun alt yapısının hazırlanmaya çalışıldığı görülüyor.

Özellikle AKP yandaşı medya sonuçlara bakarak “her siyasi partinin kendi bölgesi” gibi aklın almadığı, alamayacağı türünden yayınlar yapıyor.

Buna AKP’nin kadim yol arkadaşı BDP de eşlik ediyor.

Mesela bakın Yerel Seçimler sonrasında El Cezire’ye bir makale yazan BDP’li Sırrı Süreyya Önder, ilgili makalesinde aynen “Artık yeni bir siyasal durum içerisindeyiz. Seçmen özerklik isteğini kayda geçirdi. Bu durumu Türkiye’nin seçim sonuçları haritası üzerinde fiziki olarak görebiliriz. Yerel seçim sonuçlarına ilçeler ve iller gözüyle ayrı ayrı baktığımızda gördüğümüz; Türkiye’nin fiilen demokratik özerkliğe ihtiyacı olduğu gerçeğidir.” ifadelerini kullanmış.

Bir başka BDP’li Altan Tan ise Dar Bölge Seçim Sistemi ile ilgili “BDP’yi Doğu ve Güneydoğu’da, CHP’yi sahil kesimde, MHP’yi ise Orta Anadolu ve Çukurova Bölgeleri’nde tutma çabası” şeklinde yorum yapıyor.

* * *

AKP’nin bu çabaları ve BDP’lilerin mesajları gerçeklerin üzerini örtmeye muktedir değildir.

Son yapılan Yerel Seçimlere bakarak her yönüyle ortada bulunan gerçeklik, AKP’nin oy kaybederken, MHP’nin oylarını oldukça fazla artırdığıdır.

Diğer yandan, ülkemizdeki illerin dörtte üçüne yakınında MHP’nin az farkla AKP’nin ensesinde, ikinci parti olduğudur.

Dolayısıyla AKP’de başlayan eriyişin, kaybolan millet desteğinin gittiği tek adres MHP’dir.

Kim ne yaparsa yapsın bu gerçek değişmez, değiştirilemez.

Hangi oyunlar oynanırsa oynansın, hangi sinsi planlar kurulursa kurulsun, MHP Türk Milleti’nin ümidi olarak yükselişini sürdürüyor.

Zincir vurulmak ve yok sayılmak istenilen millet iradesi MHP’yi her koşul ve şart altında tek alternatif olarak kabul ediyor.

Çünkü Türk Milleti biliyor ki MHP ülkenin birliğinin ve bütünlüğünün yegâne teminatı, bozulan düzeni yeniden ayağa kaldıracak, kirlenmeyen ve sönmeyen yegâne ocağıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.