SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Sayın Başbakan Siz Neredeydiniz?

Bu haber 01 Şubat 2014 - 9:45 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

Başbakan Erdoğan, yanına gazeteci kimlikli yanaşmaları almış olmanın rahatlığı ile yine çok çarpıcı itiraflarda bulunmuş. İran’dan dönüşte, uçakta gazetecilerin çanak sorularını cevaplarken, dolaylı yollardan da olsa, sadece kendisi ve ailesinin değil, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın da dinlenildiğini söylemiş.

Başbakana sorulacak sorular

Orada gerçek anlamda gazeteci kimliğiyle bir stajyer muhabir dahi olsaydı, en azından şu soruyu sorardı: “Sayın başbakan bütün bunlar olurken siz neredeydiniz?” Buna bağlı olarak sorulacak, aklı başında her insanın cevabını merak ettiği başka sorular da var: “Bu ülkeyi 11 yıldır kim yönetiyor? Kimi kime şikayet ediyorsunuz? Aslında nasıl bir düzen kurduğunuzu, bu ülkeyi ne tür tehdit ve tehlikelere açık hale getirdiğinizi, kimlerle işbirliği yapıp, hangi tavizleri verdiğinizi anlattığınızın farkında mısınız? Başka partiler, başka kişiler dinlenip, yatak odalarına kameralar yerleştirilirken niye hiç sesiniz çıkmadı? Bırakın sesinizin çıkmasını bunları seçim meydanlarında kullanmaya ve oya tahvil etmeye çabalayan siz değil miydiniz? Sıra size gelince, ucu size dokununca mı aklınız başınıza geldi? Eğer bir sorumlu arıyorsanız, önce kendinizden başlamanız gerekmez mi?”

Duruma göre vaziyet alma ustalığı

AKP’nin en temel özelliği duruma göre vaziyet almaktır. Bu konuda gerçekten çok ustalaşmış ve bir ekol olmuşlardır. İstisnasız her gün, hatta her konuşmada daha önce söylenenin tersine çevrildiği, inkar edildiği, yok sayıldığı örneklere şahit oluyoruz. İmralı canisini asmaktan, BDP milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmaktan bahseden de bunlardır, bebek katiliyle masa kuran, PKK’yı azdırıp şehirlere salan da bunlar. Ekonominin çok dayanıklı hale geldiğini ve sarsıntılardan etkilenmeyeceğini söyleyen de bunlardır, yaşanan büyük çöküşü bizi ilgilendirmeyen küçük çaplı değişikliklere bağlamaya çabalayan da bunlar. Suriye’de, Libya’da Irak’da daha önce ne söyleyip, sonra ne yaptıklarını bütün dünya ibretle izlemiştir. Referandumda milletin önüne ne koydular, şimdi çıkmış ne söylüyorlar? Cemaat ve Fethullah Gülen hoca için methiyeler düzerken, bugün hangi yakıştırmaları yaptıklarına, hangi sıfatları taktıklarına bütün Türk milleti ibretle şahittir.

Hangi birini sayalım?

Yolsuzluğun ve hırsızlığın oğuldan babaya değil, babadan oğula geçtiğini, en tepeden başlayıp aşağıya yayıldığını ilan etmişleridir, bugün kendi söyledikleri kendileri için geçerli bir ölçü olmuştur. Davos’da “van minüt” demişlerdir, Türkiye’ye gelince İsrail’i Arap ülkelerinden gelebilecek bir tehdide karşı korumak için topraklarımıza füze kalkanı yerleştirmişlerdir. Beyazsaray da ABD Başkanının karşısında ayak ayak üstüne atmayı, büyük bir marifet saymış ve itibar göstergesi olarak millete anlatmışlar, ancak Obama’nın eline sopa alarak talimat vermesinden hiç rahatsızlık duymamışlardır. O kadar çok ki, hangi birini sayalım? İleride siyaset tarihi yazılırken AKP’den duruma göre vaziyet alma dönemi olarak bahsedilecek, siyasete ve siyasetçiye olan güvenin nasıl yok edildiğin örneği olarak ders kitaplarına konulacaktır.

Dışarıda yaşananlar

Sayın Başbakanın İran gezisinden konu açılmışken, AKP’nin ülkeyi içeride yolsuzluk, rüşvet ve ihanet girdabında kıvrandırırken, dışarıda da ne hallere düşürdüğünün son birkaç örneğini hatırlatmakta fayda görüyorum. Malum sayın başbakan birkaç ay önce ABD’ye gitti. Yanaşma ve beslemeler gezi öncesinde Amerika’nın yeniden keşfedileceğini, başbakanın Suriye’deki gelişmelerle ilgili Obama’ya fırça atıp, ayar vereceğini yazıp söylediler. Sonra bir kırmızı oda faciası yaşandı ki, alayının birden sesi kesildi. Türkiye’de 3 seçimin arka arkaya yapılacağı türküsünü söyleyerek döndüler. Arkasından bir G-20 zirvesi geldi. Bir Türk vatandaşı olarak yaşananları burada yazmaya bile içim elvermiyor.

İran ziyareti

Daha geçtiğimiz gün bir Brüksel ziyareti yapıldı. AB yetkililerinin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı karşısındaki tavrı, tarzı ve üslubu bu milleti derinden yaraladığı gibi, tekme ve yumruk zoruyla meclisten geçirilmeye çalışılan HSYK düzenlemesinin geri çekilmesinin altında yatan sebebin de oradaki ikazlar olduğu ortaya çıktı. Cenevre 2 zirvesinde Türkiye’nin tezlerinin, beklentilerinin ne kadar ciddiye alındığını içimiz sızlayarak takip ettik. Ve son olarak Tahran ziyareti. Malum 2 yıl önce yapılan gezi sırasında İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, sayın başbakanı bir gün kapısında bekletmişti. Son ziyaret de İran zirvelerinden gelen sert ve suçlayıcı açıklamaların gölgesinde yapıldı ve gidildiği gibi geri dönüldü.

Bir başka lider bunları yaşasaydı

Burada bir çırpıda aklımıza gelenleri hatırlattık. Şimdi her Türk vatandaşı, ama özellikle de AKP’ye oy verenler ellerini vicdanlarına koysunlar ve kendi kendilerine şu soruyu sorsunlar. Bu dış gezilerde yaşananların sadece birisine bir başka partinin genel başkanı muhatap olsaydı, ne söyler, ne yapardınız? Mesela Obama bir başka partinin liderine elinde beyzbol sopasıyla ayar verseydi, şimdiye kadar gökkubeyi çoktan yere indirmez miydiniz? Bugün Türkiye Cumhuriyeti devletinin muhatabı olarak sadece peşmerge Barzani ve İmralı’daki bebek katili kalmıştır. Bu durum sizi hiç mi rahatsız etmiyor? Başka sorum yok.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.