Asikurtlar©

Saray Soytarılarına Ülkücülük Dersleri!..

Saray Soytarılarına Ülkücülük Dersleri!..
12 Eylül 2015 - 0:02 'de eklendi ve 5038 kez görüntülendi.

İnsanların düşüncelerini, tutum ve davranışlarını şekillendiren TARİH’tir.

Türkiye’de Türk olanlar çoğunluktadır. Ancak her Ülkücü’de Türklük şuuru bulunduğu halde her Türk Ülkücü olmaz. Bunun da temel sebebi tarihte yaşanan olaylardır.

Tarihte yerleşiklik, göçebelik, tarım, ticaret, balıkçılık ve sair uğraşlar insanların mesleki eğilimleri üzerinden nasıl farklı kültürler meydana getirdiyse Ülkücülük de tarihi olayların etkisiyle oluşan kültür katmanlarından beslenir.

Yani geçmişte ataları Tımarlı Sipahi olup belli bir dirliğin inzibati sorumluluğunu üstlenmiş ailelerin Ülkücü insan tipi üretme ihtimali daha yüksektir. Yine büyük dedesi Yemen’de şehit düşmüş, amcaları Kuva’y-ı Milliyeye katılmış, Yunan’ın denize dökülmesinden ailevi bir haz duymuş ailelerin çocukları da daha kolay Ülkücü olur.

Anadolu’nun Kıbele’ci (Arabistan’ın Hübel’ci) tarım kültürüyle haşrolunmuş, toprağa bağlı apolitik çiftçiler, sadece Ülkücü değil, siyasi bilinç sahibi çarıklı erkan-ı harp da olamazlar. Şu anda Türkiye’de “kitle” dediğimiz insanlar da “Turcica-dominicus” (düzen Türkü) diyebileceğimiz bu kalabalıklardır.

Yine Ermeni çetecilerle sürtüşme ve çatışma yaşanan Kayseri, Maraş, Adana, Osmaniye, Sivas, Elazığ, Erzurum, Van, Bitlis ve Bingöl’ün de etnik köken farkını izale ederek Ülkücü üretmesinin sebepleri yakın tarihte yaşanan olaylardır.

1944 Türkçülük Turancılık davasının sanıklarından hemşerim Fehiman Altan’a hakim “neden Türkçülere Turancılara katıldınız?” diye sorduğunda verdiği cevap da bu “Ülkücü tarih tezi”ni desteklemektedir:

“Eğer sizin çocukluğunuz da akşamları her evinden ağıt sesleri yükselen bir köyde geçmiş olsaydı siz de benim gibi yapardınız!..”

Kayseri’nin Tavlusun köyü, Kurtuluş Savaşında 48 şehit vermişti. Bu sayı bir rekordu.

Şimdi böyle bir atmosferde Ülkücüyü tanımak, Ülkücü’yü anlamak ve anlatmak için siz liberal bir Ermeni’yi veya bir eşkıya torununu ekrana çıkarırsanız bol miktarda saçma sapan söz işitmek zorunda kalırsınız.

Hayatında memleket için tek çivi çakmamış eşkıyaların, hainlerin ve Mehmetçik katillerinin dilinden Ülkücülük anlatılamaz, anlatılsa da anlaşılamaz.

Dün akşam Kayseri’de Aşık Sefai’yle sohbet ediyoruz. Yanımızda Şeyh Şamil ahfadından Kıpçak Türk’ü Nart Nogay kardeşimiz de var.

Söz bir ara son zamanlarda yapılmaya başlanan “Bedrin Arslanları-Çanakkale Şehitleri” kıyaslamasına geldi.

Doğrusu şehitlerimize sataşılmadıkça biz bu tür kıyaslamalara girmezdik. Şair diyeceğini demiş, “Bedr’in arslanları ancak bu kadar şanlı idi” diyerek Çanakkale’deki savaşın kutsiyetine vurgu yapmıştı.

Ancak Arabofiller rahat durmuyordu. “Nasıl bir Türk savaş kolu, sahabeyle bir tutulabilirdi?” Sahabe denince, Bedir denince akan sular durmalıydı. Çünkü onlar, sanki Ebu Cehil’in akrabaları, peygamber torununu katleden Yezid’in ataları değil de hepsi birer “insan-ı necip”ti!..

Geçtiğimiz günlerde ciddi bir ameliyat geçiren ve aynı günlerde UNESCO tarafından Divanının derlenmesi gündeme getirilen Aşık Sefai, TRT’de yapılan o talihsiz mukayeseyi dinledi dinledi; sonra birden gürledi:

“57. Alay, daha şanlıdır!..”

Sefai’nin Ozan diliyle yaptığı bu nokta atışı, ufkumuzdaki daralmayı açmıştı. Evet madem ki “üstünlük takvada”ydı; 1915’te Halife tarafından Cihat ilan edildiğine göre mukaddes sancak uğruna öl emrine uymanın takva bakımından tartışılacak bir tarafı yoktu.

Çanakkale’de savaşırken “Öl” emrine uyan “57. Alay daha şanlı”ydı!..

Biz de inandık, iman ettik; çünkü 57. Alayın durumunda, öldürerek hayatta kalmak, ganimetten pay almak, şan kazanıp tadını çıkarmak gibi dünyevi gaileler yoktu. Gönülleri yalnız Allah bilir ama Halife yaverinin “öl” emrine uymak “sıfır sorunlu” bir takvaydı.

Bu örneği, milli diğergamlığın, Ümmet-i Muhammed’in mukaddesatı için kendi anasını, sevdasını, istikbalini, hatta hayatını feda edebilmek anlamına gelen Ülkücülüğün neden her ağızdan konuşulamayacağını anlatmak için verdim.

Ağaç nasıl paslanmaz çeliği kendisine dokunmadıkça tanımazsa, toprak nasıl şehit kanını kendi üzerine düşse bile anlamazsa; basit birer element kombinasyonu olarak yaşayan nefis torbaları da tarihin nakış nakış işlediği Ülkücü karakterini anlayamaz ve anlatamazlar!..

Evet insanlar yaradılıştan eşittir. Amenna, üstünlük de takvadadır. Aynen Kömür ve Elmas gibi… Hammaddeleri karbon olsa da farklı yoğunlukları, sertlikleri ve kuvvetleri vardır…

Kömürler çuval çuval yanar ve kül olurlar. Bir Ülkü uğruna yananlar ise takva bakımından birer “Kaşıkçı Elması”dırlar.

Havuz medyasının süs balıkları, gizli ajandanın saray soytarıları, Ülkücüleri anlayamaz ve anlatamazlar!..

SÜKRÜ ALNIAÇIK

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER