SON DAKİKA

“NERDEEEEEEN NEREYE!..”

Gündem Yazıları

Ekonomik Teröre dikkat!

Gündem Yazıları

SARAY OZANININ MARİFETLERİ

Bu haber 04 Aralık 2014 - 19:08 'de eklendi ve 22 kez görüntülendi.

Tanıyan bilir. ‘Biri ülkücüyüm dedi mi, akan sular durur yanımda.’ Her birimiz genç bir fidanken girdiğimiz kutlu dava yolunda yürüdük. Ülkücülüğün ağırlığını omuzlarında taşıyamayanlar bıraktı gitti ya kaçtı gitti.
Ne der cennet mekân Başbuğumuz “Yolumuz uzun ve çetindir. Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engel çıkacaktır. Bu çetin yolda dayanabilecekler, bizimle gelsinler. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar.”
Başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Asıldık, sürüldük, işsiz kaldık. Dert yandığımızı duyan bir kişi varsa çıksın konuşsun. Hâlâ da ‘bir lokma, bir hırka’ sürdürmüyor muyuz hayatımızı? Canımız yüce millete feda olsun, diye çıkmadık mı yola?
Şimdi gelelim sana Ozan Arif. Bunun derdi Başbuğ sonrası Devlet Beyi kabullenmek her halde diyordum. Aynısı benim içinde geçerliydi. Niye biliyor musun? Ülkücü geçinen, ülkücülükten geçinen soysuzlara inanma gafleti sebebiyle. Allaha sonsuz şükürler olsun hastalığım geçti.
Derdi derinmiş. Anlamamışız. Ülkücü hareket sayesinde ‘Ozan Arif’ olmanın ağırlığını taşıyamadı. Kendini madah bir şey sandı, belki de biz sandırdık. Hareket içinde, Türk Milletinin bekası yolunda bizlerin sadece damla olduğumuzu bile anlayamamış.
4 Kasım 2012 öncesinde MHP genel merkezini karga yuvası benzetmekle, sıradan bir ‘Arif Şirin’liğe indirgenmişti. Bunun derdi kendi adayını genel başkan yapmak o sebeple kör olmuş demiştim. MHP’nin başına ‘Yüce Divan’ tehdidi ile yaşayacak birini geçirmek isteyene davasına âşık denmez. İş adamı olmuş, ihale peşinde koşuyor denir.
Gel gör ki o da değilmiş. Ozan Arif sen meğer ‘saray ozanı’ olmaya yüz tutmuş da bunu görememişiz. Bizler gözümüzü açtığımızda gördüğümüz üç hilalin altından bir adım öteye gidemediğimizden olsa gerek, menfaatçi yanını anlayamamışız.
Eskiden her kelâmıyla yücelirdi, şimdi konuştukça batıyor. Sussun bari de arif sansınlar. Üç beş seveni kaldıysa onları bari heder etmesin.
Sosyal paylaşım ağındaki sayfasına baktım da hâlâ ülkücülükten geçiniyor. Kadir kıymet bilmiyor. Başbuğ demedi mi ona ‘ülkücülük MHP’de yapılır.’ Erdoğan dururken Bahçeli ile uğraştığına, ülke bölünmeye ramak kalmışken MHP’nin Tunceli ziyaretini hafife almaya kalktığına göre söz bitmiş demektir.
***
TALİMAT
MHP stratejilerini küçültmek için kullanılan dilin sahibi ve nereden talimat aldığı o kadar önemli değil. Bu hal istikrarlı şekilde sürüyorsa, AKP derin devletinin hizmetinde demektir bu kimlikler. Kabak gibi ortada yani.
Bunlar kimler zaten biliyorsunuz. Bazen CHP içinden ayrılıp başka parti kuruyorlar, bazen ne demekse ‘eski Ülkücü’ kimliği altında hizmet edip MHP’yi vuruyorlar. AKP hariç herkeslere sataşıyorlar. E hadi soralım. Bu kuklaların ipi kimin elinde?
“Başbakan Davutoğlu’na “”Devlet Bahçeli’ye şöyle seslen” diyor: “Cesaretin ve yüreğin varsa bu söylediklerini git Erciyes’te de söyle. Yani hazır bu tahrik tuttuğuna göre, hiç olmazsa Ülkücüler de bu sayede cemalini görürdü. Ha,.Ne dersiniz?”(1) diyen Arif Beye soralım bakalım.
Bir olay olduğunda amaç nedir öğrenmek için hangi soruyu sorarız. Yapılan kime yaramıştır? sorusunu. Arif Şirin’in satırları kime yaramıştır? Velhasıl bu vatandaşın yaptığı, MHP yönetimine muhalefete değil, direk iktidar yamaklığına giriyor.
***
DAVANIN OZANI ALMANYA’YA KAÇTI DİYEMEDİK, İÇİMİZE ATTIK
MHP genel merkezini, Tayyibin bin odalı sarayı ile bir tutan o kafaya yuh yuh. Milletin Aksaray’a olan öfkesini, MHP genel merkezine yönetmeye çalışmak ne demek Allah aşkına? O resimler üzerinden nasıl bir algı yönetimi var farkında değil mi?
Tunceli’ye gidiş konusunda Davutoğlu’na akıl verince, ülküdaşlar kendisini eleştirmiş, öyle anlaşılıyor. O akıla göre MHP yönetimi, Papa’nın Türkiye’ye gelişini örtmek için Tunceli’ye gitmiş. Özetle böyle anlaşılıyor, Arif Efendinin ‘sayfa yönetimi her kimlerse.’
O ziyaret sebebiyle, sarayda Papa ile hangi sözler alınıp verildi bilinmiyormuş. Bahçeli Tunceli’ye gitmeseydi, sarayda ne olup bittiğini nasıl öğrenecektik acaba?
Tunceli’ye niye daha önce gitmemişmiş? Başbuğ zamanında da gidemediğimiz yerler, yürüyemediğim yollar vardı. ‘Niye gidilmiyor?’ diye hiç sormadık.
Ozan Arif 12 Eylül ihtilalında, ‘ya zindana, ya gurbete’ ikilemiyle karşılaşınca, Almanya’ya gittiğini söylüyor. Başbuğumuzdan da mı ders almadı Ya cezaevinde çile çekenlere ne demeli? İdam sehpasına yürüyenleri ne yapacağız? Davanın ozanı Almanya’ya kaçtı diyemedik yıllarca, içimize attık.
Anlayamadığım da şu. İhtilal 12 Eylül 1980’de oldu. Arif Bey, 12 gün sonra 24 Eylülde soluğu Almanya’da almış. Bilmem kaç yılla yargılanma ne zaman oldu bu durumda?
Neticede, Başbuğumuz idamla yargılandığı halde vatanını tercih etti, kaçmadı, 4,5 yıl cezaevinde yattı. Arif Efendi, ‘başbuğ’ deyip duruyor ama Başbuğ dahil herkesi ekip gitmiş. Ne olacak şimdi? ?
Kaynak: (1) 2 Aralık 2014 -Ortadoğu Gazetesi – http://www.ortadogugazetesi.net/haber.php?id=39124

Neval KAVCAR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.