Asikurtlar©

Samimiyet sınavı

Samimiyet sınavı
16 Ağustos 2016 - 20:00 'de eklendi ve 4032 kez görüntülendi.

 

 

Tarihin en büyük ihanetinin siyasete yansımalarının ümit verici olduğunda, bütün Türk milletinin bir ittifakı var. Siyasi partiler arasındaki bu bahar havasının devam ettirilmesinin ülkemiz ve demokrasimiz açısından çok hayırlı olacağı muhakkaktır. İktidar partisi AKP’den dikkat çekici açıklamalar geliyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakan 15 Temmuz öncesi gibi davranmayacaklarını defalarca duyurdular. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun, Türk milletinin tamamını kucaklayacaklarını söylediler. Bütün bunlar kağıt üzerinde çok isabetli görünüyor. Ancak, önemli ve anlamlı olabilmesi ve ülkede huzurun bir an önce tesisi için lafta kalmaması, hayata geçirilmesi gerekiyor.

HUKUK DEVLETİ
Türkiye Cumhuriyeti devletinin işleyişi bellidir. Bir hukuk devletiyiz. Keyfe ve duruma göre değil, kanun ve Anayasaya göre hareket etmek zorundayız. İşin püf noktası burasıdır. Daha önceki gerginliklerin, kavgaların sebebini de Anayasa başta olmak üzere kurumlara ve kurallara riayet etmemek oluşturuyordu, ihanet örgütünün devlete bu kadar yerleşip ileri gidebilmesinin altında yatan sebep, hukukun bir kenara bırakılması ve demokrasinin içinin boşaltılmasıdır. Eğer Anayasal kurumlar işler halde olsaydı, liyakat ve ehliyet esas alınsaydı, bu ihanet örgütü devlete sızmakta kullandığı yollardan bu kadar rahat geçebilir miydi? Mesela okullara kendi elemanlarını yerleştirebilmek için soru çalmaları bu kadar kolay yapabilir miydi? Hayati kurumlara bu kadar kolay yerleşebilir miydi? Bu soruların cevabı, aynı zamanda nerede yanlış yapıldığını da net biçimde belgelemektedir.

MUHALEFETİN ÖNEMİ
Neresinden bakılırsa bakılsın, hükümet ve ülkeyi yönetenler bir samimiyet sınavındalar. Bu samimiyet sınavının notu, aynı zamanda ülkenin bundan sonrasına da yön verecektir. Muhalefet partileri şu ana kadar, üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmışlardır. Muhalefet yapmaya, hükümeti hedef alıp zor durumlara düşürmeye çok uygun bir zemin olmasına rağmen, bunu yapmadılar. Hükümetin yanında oldular ve bu ihanetin durdurulması için kayıtsız-şartsız destek verdiler. Özellikle MHP’nin 15 Temmuz akşamından itibaren nasıl kararlı, onurlu, samimi ve devamlı bir duruş ortaya koyduğuna sadece Türk milleti değil, bütün dünya şahittir. İktidar partisi AKP’nin de bu olumlu havayı bozmamak için bir çaba içinde olduğunu görüyoruz. Ancak, şu ana kadar alınan hayati kararların hiçbirinde muhalefete danışma gereği dahi duyulmadı. Olağanüstü Hal uygulamasının getirdiği imkanlarla hareket edildi. Bazı kararlarda ivedilik olduğu doğrudur. Buna kimsenin itirazı yok. Fakat, ülkenin geleceği ve kurumların şekillenmesindeki kararlarla ilgili daha duyarlı davranılması ve üzerinde iyi düşünülmesi şarttır.

FETÖ HALA FAAL
İhanet kalkışmasının üzerinden bir ay geçti. Özellikle FETÖ’nün kilit ismi Adil Öksüz’ün 21 dakikada serbest bırakılması ve anında sırra kadem basması, bu kalleş örgütün hala faal olduğunu ortaya koyuyor. Diğer taraftan uluslararası alandan yeterli desteğin ve yardımın gelmediğini, hatta düşmanca bir tavır takınıldığını ibretle izliyoruz. Bütün bunlar çok dikkatli olma ve ortak hareket etmenin ne kadar hayati olduğunu da gösteriyor. Hükümetin Olağanüstü Hal uygulaması içinde aldığı tedbirlerin yetmediği ve bazı yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmıştır. Bu noktada muhalefet partilerine ziyaretler yapılmaktadır. Bu ziyaretler önemlidir, ancak bir anlam ifade edebilmesi için, yapılan uyarıların dikkate alınması ve gerçekten de ortak hareket edebilecek bir zeminin oluşturulması esas olandır.

KURUMLAR AYAĞA KALDIRILMALI
Bazı acil Anayasa değişikliklerine ihtiyaç duyulduğu anlaşılıyor. Liderler zirvesinde Anayasa değişikliği için bir komisyon kurulması kararlaştırılmış ve çalışmaya başlamıştır. Fakat, hükümet çok daha sınırlı ve hızlı bir değişiklik için zemin yoklamaktadır. Makul ve şartların gereği olan bir değişikliğe CHP’nin de, MHP’nin de itirazının olmayacağını zannediyorum. Bu aynı zamanda bütün partiler için bir samimiyet sınavıdır, bundan sonrası için de çok önemli bir göstergedir. Yıpranmış, yorulmuş, asli görevinin dışına çıkarılmış, hırpalanmış kurumları yeniden ve biran önce ayağa kaldırmak zorundayız. Bu Ordu için de, Yargı için de, Emniyet için de elzemdir ve hayati önemdedir.

TARİH ÖNÜNDE SORUMLUYUZ
Türkiye bıçak sırtındadır. İhanetin biri bitmeden diğeri başlıyor. Hiç boşluk bırakmıyorlar. Birbirlerini besliyorlar. FETÖ’nün ihanetine PKK’nın kalleşlikleri, kahpelikleri ve saldırıları eklenmiş durumdadır. Dün Diyarbakır’da olduğu gibi tonlarca bomba yüklü araçlarla saldırıyorlar. Hergün şehitler geliyor. Bu duruma nasıl geldiğimiz, bu kadar bombayı nasıl buldukları, bu kadar nasıl ileri gidebildikleri içimizi sızlatan sorulardır. Kan kusup, kızılcık şerbeti içtiğimizi söylüyoruz. Nitekim, “15 Temmuz öncesi gibi davranamayız” sözleri, 15 Temmuz öncesinde davranışların yanlışlığının da itiraftır. Her ne olursa olsun, bu ihaneti defetmek ve düze çıkmak zorundayız. Bugünkü şartlar, ülkeyi her şeyiyle tek başına bir partiye teslim edip kenara çekilmeye izin vermediği gibi, bu şartlardan bir siyasi avantaj elde etmeye çalışmak da sorumsuzluk olacaktır. Türk milleti her şeyi görüyor ve herkesi izliyor. Hepimiz tarih önünde sorumluyuz.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER