SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Salon Niye Boşaldı?

Bu haber 30 Eylül 2014 - 10:03 'de eklendi ve 23 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu’nda konuşurken, salonun tamamına yakını boşaldı. Havuz medyasının yanaşma ve beslemelerinin bu vahameti fotoşop yaparak gizlemeye uğraşması ve konuşmanın içeriğinden kahramanlık çıkarmaya çabalaması bir şeyi değiştirmedi. Bu zavallılar kendilerini akıllı, herkesi sersem zannettikleri için, birilerinin aklına, “madem Erdoğan veto yetkisi bulunan 5 ülke dışında kalan dünyanın hakkını savunuyordu, neden kimse bu sözlere itibar etmedi? Bırakın itibar etmeyi dinlemedi bile” sorusun gelebileceğini hesaba katmadılar.

Bedel ödüyoruz

Ele geçirdiğiniz medya ve sahip olduğunuz sınırsız imkanlar üzerinden yaptığınız algı operasyonlarıyla yalını doğru, hırsızlığı helal, teslimiyeti başarı olarak gösterip, bu millete hazmettirebilirsiniz, ama dünya yemiyor. Biz, Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde, “Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçmek bu ülkeye haksızlıktır. Bu sicile sahip birini Cumhurbaşkanı seçerek nasıl saygın ülke olacağız? Bizi ciddiye bile almayacak ve gülüp geçecekler” derken, tam da bunu kastediyorduk. Keşke yanılsaydık. Dakika bir, gol bir oldu. Erdoğan’ın sicili ne içeride, ne dışarıda yakasını bırakmıyor ve bırakmayacaktır. Bunun bedelini bu ülke ve bu millet ağır şekilde ödeyecektir ki, zaten ödemeye başlamıştır. Ne yazık ki, artık üçüncü sınıf Ortadoğu ülkeleri kadar bile itibarımız ve saygınlığımız kalmadı.

Hangi birini sayalım?

Fazla geriye gitmeye gerek yok. Şu son dönem içinde yaşananları kendi milletimize, kendi vicdanımıza nasıl izah ettik ki, dünyaya da izah edebilelim? “NATO’nun Libya’da ne işi var?” efelenmelerinin üzerinden daha saatler geçmeden nasıl çark edildiğini, BOP yolunda Müslümanın Müslümana kırdırılmasında oynan başrolleri, İsrail’i koruyacak savunma sisteminin topraklarımıza kurulmasının nasıl kabul ettirildiğini, kimsenin görmediğini, bilmediğini, anlamadığını mı düşündünüz? İmralı canisiyle masa kurulmasını kimse fark etmedi mi? 17-25 Aralık’la ilgili paralel masallarına dünyanın inandığını mı zannediyorsunuz? Hangi birini sayalım? IŞİD’in elindeki rehinelerin kurtarılışıyla ilgili açıklamalardaki tutarsızlık bile, başlı başına bir vahamettir.

IŞİD ve Obama’nın sopası

IŞİD demişken, bu konudaki gel-gitleri, çifte standartları nereye koyacağız? IŞİD’in palazlanmasında kimin ne kadar payının olduğunu ve dünyanın Türkiye’yle ilgili endişelerini bir kenara bırakıyorum. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’ye cevap veren Başbakan Davutoğlu, “Türkiye bir şey ispat etmek zorunda değil. Bütün meseleyi rehinelerle ilişkilendirip rehineler bırakıldığında ne yapacaksınız diye soru, Türkiye gibi bir ülkeye sorulmaz. Türkiye, kendi kararını kendi verir.” Dememiş miydi? Koalisyona katılmayacağımızı ilan edip, istihbarat ve lojistik destekle yetineceğimizi söyleyen kimdi? Şimdi ne diyorsunuz? “Hem Irak hem de Suriye’yi hedef alacak bir koalisyonun dışında Türkiye olarak biz kalamayız.” Bu yüzseksen derecelik dönüşü rehinelere bağlamayı, yanaşma ve beslemeleri seferber ederek bu millete hazmettirebilirsiniz de, elin oğlu yemiyor. New York Times çıkıp, bu değişimin arkasında Erdoğan’ın kapalı kapılar arkasında ABD Başkan Yardımcısı Biden’le yaptığı görüşmenin olduğunu ayrıntılarıyla yazıveriyor. O görüşmede nelerin konuşulmuş olabileceğini düşünürken akla, halının altına süpürülmeme karşılığında verilen kullanılma garantileri ve bugüne kadar hiçbir ülke liderine nasip olmamış Obama’nın sopası geliyor. 

PKK şimdi mi aklınıza geldi?

Daha dün, duruma göre vaziyet almada çok çarpıca bir örnek daha yaşadık. Sayın Cumhurbaşkanımız dünyanın IŞİD karşısındaki telaşını ve mücadele etmekteki kararlılığını örnek göstererek, “Benim ülkemde 32 yıldır devam eden bir PKK terör örgüt var. Acaba bu dünyayı neden rahatsız etmiyordu? Sadece benim ülkemde değildi. Avrupa’nın benim diyen ülkelerinde bu terör örgütünün uzantıları var. Bu Avrupalı dostlar terör örgütüne karşı neden rahatsız olmadılar?” diye sordu. Son derece haklı ve doğru bir soru, ancak soranda ve zamanlamada bir yanlışlık var. Birileri çıkıp, “bu soruyu sormadan önce kendi yaptıklarınıza bakın. Eğer ortada bir terör örgütü varsa, onlarla niye masa kurdunuz? Başındaki bebek katilinin yattığı yeri, niye parti genel merkezine çevirdiniz? Bunların her istediğini anında yerine getiren biz miyiz, siz misiniz? Dağdaki ile silahlı katillerin şehirlerde başıboş dolaşmasına seyirci kalıp, hesabı bizden mi soruyorsunuz?” derse, ne cevap verileceğini çok merak ediyorum.

Havan mermilerini kim atıyor?

Bu kadarla da kalmıyor. Böyle giderse, Avrupa’nın görmezden gelmesinden rahatsız olduğumuzu söylediğimiz terör örgütüyle Türk askeri aynı batağa sokulacak. Büyük bir kumpas hazırlandığını ibretle görüyoruz. Boşuna IŞİD’in burnumuzun dibine kadar sokulmasına izin vermediler. Şu tesadüfe bakınız ki, birden bire Türk topraklarına havan mermileri düşmeye başladı. Bombaları acaba IŞİD’mi atıyor, yoksa Türk askerini bu bataklığa çekmek için bahane mi hazırlanıyor? Bu soruyu sormakta haksız olduğumuzu kimse söyleyemez. Suriye’ye asker sokmak için, kendi toprağını bombalamayı planlayan bir zihniyetten söz ediyoruz.

Birleşmiş Milletler salonunun neden boşaldığını hala anlamayan var mı?

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.