SON DAKİKA

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Şahsiyetçilik!

Bu haber 12 Eylül 2013 - 12:05 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık

Kanalların haber dairesi başkanları, Ali Kırca, Reha Muhtar, M. Ali Birand gibi kıdemli haberciler, ekran rekabeti nedeniyle haber sunuculuğunu da üstlenince, “enkırmen” bu adamların karizmatik unvanı olarak kabul gördü ve bir tür “medya aksakalı” anlamı kazandı.

Aslında “çapa, tespit çubuğu” gibi anlamları olan “anchor” kelimesi de böylece iletişim teminolojisine “açık oturum yöneticisi” veya “sunucu” olarak girmiş oldu.

Şimdi “Anchorman” (enkırmen) deyince akla, TV kanallarının haber merkezinin başı, ekrandaki son adamı geliyor.

Bu enkırmenlerin haber merkezi elemanlarıyla yaptıkları kahvaltılı sabah toplantıları, bazen Nemrut dağı kartpostallarını andıran, kariyer kişilik yarışması fotoğrafları verir.

Yükselme arzusuyla yanıp tutuşan muhabirlere cehennem korkusu yaşatan şişkin egolar, her biri ayrı bir harikadan sorumlu Yunan tanrıları gibi, sabah sabah büyük bir malumat ve prestij yarışına girişir.

Ben de kendi köşemin sınırları çerçevesinde gazetecilik yaparken bazen buna benzer sabah toplantıları yapıyorum. Genellikle de gündemi çok iyi takip eden Genel Merkez çaycısı Recep abiyle konuşuyorum.

Genel merkezin çay salonundan sabah çayımı alırken, bazen “yazımın çok uzun olduğuna” dair eleştiriler, bazen de “belli bir konunun işlenmesi” yönünde talepler alıyorum.

Yıllardır, Anadolu’dan gelen partilileri misafir edip ağırlayan Recep abinin gözlemleri ve görüşleri benim için on tane yetişmiş kolejliden daha değerli…

Bu sabahki “toplantıdan” da çok daha net bir şekilde “Şahsiyetçilik” çıktı. Hocam, diyordu Recep ağabey, “9 ışığın, 8,5’unu bir kenara bırak Allah’ını seversen şu Şahsiyetçiliği yaz!..”

Anladığım kadarıyla yerel seçimler yaklaşırken bazı ilçelerde emektar Ülküdaşlarımızın gördüğü itibarla, yeni partiye katılmış müteahhitlerin etrafında oluşan muhabbet halkaları arasındaki dengesizlikten rahatsız. Haklı olup olmadığını yaşayanlar bilir ben sadece gözlemi naklediyorum.

Gerçi görüşleri kendi yaşadığı ve gidip geldiği birkaç ilçeyle sınırlı ama Recep abi, kitleyi tanıyor. O yüzden de bunun yaygınlaşabileceğine inanıyor. Her adayın etrafında üç beş kişilik ekipler, güçlüye yaranma çabaları… Şahsiyetli Ülkücünün itibarına zarar veren kötü örnekler… Yani yine at uşağı arayışları ve buna elverişli eğitimsiz şahsiyetlerden bahsediyor ve asansöre binerken bile arkamdan sesleniyor… “Hocam, Şahsiyetçiliği işlememiz lazım!”

Ona uzun uzun “ordulaşmış millet” kültürümüzdeki askeri fedakârlık hasletimizin nasıl istismara müsait bir meziyet olduğunu anlatamıyorum tabii. Ama “mesele”yi anlıyorum.

Soğuk savaşın sıcak kavga yıllarında “Şahsiyetçilik,” yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için bir ara 9 Işık’tan çıkarılmıştı. Ya da bizim kulağımıza öyle gelmişti.

Sorun şuydu: Şahsiyetçilik, “bireycilik”le karıştırılabilir ve arkadaşlar, “liberalizm”e doğru yelken açabilirdi.

Teşkilat emirleri karşısında “benim şahsiyetim var, ben böyle düşünüyorum” diye itiraz edenler ortaya çıkabilir ve disiplin bozulabilirdi. Yani “şahsiyatçı” tavır ile “Şahsiyetçilik” birbirine karıştırılabilirdi. Ancak bugün “Şahsiyetçilik” ilkesine ve karakterli tavırlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu kesindir.

9 Işıkta Şahsiyetçilik şöyle anlatılıyor: “İnsanlar şahıslarına karşılıklı saygı ve karşılıklı teminat içinde bulunmalıdırlar. İnsanlar her zaman hakarete uğrarlarsa, her zaman haklarından emin durumda bulunmazlarsa, o insanların o memleket içinde faydalı olmalarına huzur içinde olmalarına ve mesut olmalarına imkân yoktur. Onun için hürriyetçiyiz ve şahsiyetçiyiz!..”

Bana sorarsanız, satmamanın ve satılmamanın biricik teminatı “şahsiyet” olduğuna göre “Ülkücü şahsiyet”in korunması herkes için önemli bir mecburiyettir. Ben bugüne kadar, sayın Genel Başkanımızın “Ülkücü şahsiyete” duyduğu saygıyı, kimse kusura bakmasın hiçbir başkanda görebilmiş değilim. Herkes çok saygılı, sevgili ama işin bir de tecrübe ve kitleye örnek olma tarafı var.

Kendisinden yaşça küçük misafirlerini dahi asla hor görmemenin, küçümsememenin, nezaket ve saygının timsali olan Sayın Devlet Bahçeli’nin bu kişilik özelliklerinin, aday olsun olmasın bütün partililere örnek olması, ciddi bir ihtiyaçtır.

Liderin şahsiyetine hürmet ettiği insanların birbirinin şahsiyetine aynı derecede itibar edip saygı göstermesi, Milliyetçi Hareketin en temel prensibidir.

“Dünyanın en şahsiyetli” hizmet erbabı Recep abinin “ille Şahsiyetçilik” dediği de işte budur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.