Asikurtlar©

Sahi Neydi Dava?

Sahi Neydi Dava?
09 Kasım 2016 - 10:02 'de eklendi ve 3391 kez görüntülendi.

“Parti içinde herkes ‘Ben ne olacağım?’ sorusunu soruyor. Bazılarının derdi partiyi iktidar yapmak değil, partide koltuk kapmak peşinde! ‘Nasıl belediye başkanı, nasıl milletvekili olurum?’ derdinde! CHP’nin acilen bir dava partisine dönüşmesi lazım. Bize davasına inanan, her türlü saldırıya karşı koyacak ideolojik donanıma sahip, parti disiplininden kopmayacak inançlı dava adamı lazım…”

İzmir’de böyle söylemişti Sn. Genel Başkan.

1930’lardaki Atatürk CHP’sini reddederek, “Devrimcilik” okundan beslenmek yerine “Yeni” adıyla yenileşeceğini sanmak mıdır dava? Yoksa “kitle partisi” adı altında bu partinin temeli, onuru ve gururu olan 1920’li ve 1930’lu yıllarla hesaplaşma arzusunda olanları “altı ok” çatısında toplamak mı?
Anti-emperyalist kimliğiyle özdeşleşmiş bir partide çeşitli kodlarla Amerikan istihbarat örgütleriyle içli dışlı olanlara en güzel makamları vermek mi? Sorosçuluk mu? Ya da bu gerçeği dile getirenleri ihraç etmek mi?

Terörist cenazelerinde bulunanlarla aynı düzlemde yer almak mıdır dava? Yahut ‘yurttaş’ yapan Cumhuriyete, emperyalistlerle iş birliği içinde başkaldıran feodal ağaların fotolarını göğsünde taşımak mı?

Mustafa Kemal Atatürk’e deccal ve süfyan diyen terörist Fethullah Gülen’in akıl hocası Said Nursi’ye güzellemeler dizenlerle kol kola mı olmaktır dava? Ya da “Ulusalcı dalgayı aşacağız” diyen Fethullah Gülen misali ulusalcı kesimi tasfiye etmek mi?

Hukuk devletini savunup “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” demek midir? Yoksa “Elalem ne der? Topluma anlatamayız” kaygısı mı?

18 Mayıs’ta Atatürk’e saygı dahi duymayan, kurduğu ulus devlete düşman olan bir adamı kurumsal olarak sahiplenip 19 Mayıs’ta da Mustafa Kemal’i anmaya gitmek midir dava?
Zerre kadar yol kat etmeden başarı kriterini başka bir siyasal hareketin başarısı ya da başarısızlığına bağlamak mı? “İktidar olsak biz ne yaparız?” mantığıyla ilkesel olarak değil de salt karşıtlık üzerinden muhalefet yapmak mı? Ya da sorgulamadan iki kötünün savaşında taraf seçme acziyeti midir dava?

Bir soru sorulduğunda, aynı sorunun güya aynı siyasal düzlemde bulunanlarca farklı farklı yanıtlanması mıdır dava? Genel Başkan’ın A dediğine, yardımcılarının B, vekillerinin C demesi mi yoksa?

Normal şartlarda ayak basamayacağı yeri kendi zırvalıklarını empoze etmek adına araç olarak kullanmanın adı mıdır dava? Ya da “Kemal Kılıçdaroğlu için Gandhi falan dediler ama çakma Gandhi çıktı” ifadelerini kullananları cinsiyet kotasından PM’ye sokmak mı?

“Ekmek için Ekmeleddin” midir dava, yoksa “Yavaş gardaşım yavaş, geliyor ‘ülkücü’ Mansur Yavaş” mı? Yoksa tabanının hiçbir koşulda yan yana gelmeyeceği insanlarla ‘beraber sallamak’ mı? Veya seçim otobüsünde burnu kesilmiş BMC gibi bozkurt işareti yapmak mı?

“Gençler bizim geleceğimiz” deyip küçük sandalye kaygılarından o gençlerin sözüne tahammül dahi edemeyenlerin mevcudiyeti midir dava?

“Hükümet” ile “Devlet” kavramlarının ayrımını yapamayacak kadar ideolojik donanıma sahip olmak mı? HDP söylemlerini sol sanma gafleti mi? Yetmez ama evetçileri, ikinci cumhuriyetçileri savunmak mı?

Nedir dava?

Hangi koşulda olursa olunsun inandığın ilkeler çerçevesinde dimdik durabilmek, rüzgara göre eğilip yön değiştirmemektir. Uğruna ölünebilendir dava.

En güzel yerimizden kırmaya çalıştınız bizleri: İnandığımız davamızdan.

Artık kol kırılsa da yen içinde kalmayacak.

Evet Sayın Başkan,

Tıpkı en başından beri söylediğimiz gibi:

Gerçekten bizlere büyük insanlar değil, büyük davaya inanan insanlar lazım!

Zeki Atıcı

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER