Asikurtlar©

Sağla Olan Kavgamız ve Kıbrıs!

Sağla Olan Kavgamız ve Kıbrıs!
06 Haziran 2016 - 11:46 'de eklendi ve 4165 kez görüntülendi.

 

 

Başbuğun meşhur sözüdür: “Solun ihanet derecesine varan davranışları karşısında, sağla olan kavgamızı erteledik!”
Peki, iktidarda 14. yılını tamamlayan ve hiç de gitmeye niyetligörünmeyen”Sağ”la nasıl kavga edeceğiz?
Sol gibi mi?..
Hayır, hiç sanmıyorum, çünkü buna ne ahlakımız ne müktesebatımız ne de mukaddesat müsaade eder!Yani:
1- Lenin usulü yalan söyleyemeyiz.2- Yasa dışına çıkıp da halen kutsal görevler yürüten polisimize eziyet edemeyiz.3- AİHM dâhil “enternasyonal” işbirliğine gitmeyiz.4-Sıkışınca kandan devrimden bahsedemeyiz. Bu maddeleri kırka kadar çıkarabiliriz.
Cemaat gibi mi?..
Buna da ihtimal vermiyorum! Neden?
Çünkü:
1- Liderimiz Amerika’da oturmuyor. 2-150 Milyar dolarlık servetimiz, yüzlerce kolejimiz, ABD’nin elinde rehin tutulmuyor.3-Yargı, emniyet ve bürokraside kırk yıllık kadrolarımızın arkasından “inlerine gireceğiz” narasıyla devlet kovalamıyor. 4- Dolayısıyla mensuplarımızın yüreği, ortak bir acıyla dağlanmış ve birbirine can havliyle bağlanmış bulunmuyor.
PKK gibi mi?.. Sormamış olayım!..
Geriye ne kalıyor? “Azınlıklar, Masonlar, Dönmeler, Kriptolar ve İş dünyası…
Hiç birine benzemeyiz. Onların partisi, pırtısı belli zaten…
Bir de tabii ki Askerler var… Onlar gibi mi?..
Modası geçmiş bir sağla mücadele merkezi olan askerlerden olsa olsa disiplini alabiliriz.Ergenekon ve Balyoz davalarında da görüldüğü gibi iç siyaset söz konusu olduğunda tutuk davranan ve maaş, terfi, emeklilik gibi kaygılarlahareket eden insanlardan siyaset alanında öğreneceğimiz bir şey yoktur.
Zaman zaman sokağa kuvvet indirmiş olan bu beş grupla olan mesafemiz, aynı zamanda bizim neden “Gezi’ci” olamayacağımızı da gösteriyor.
Gezi olaylarında 6 kişi öldü, 5’i şu sıralarda DHKP-C’nin arkasından yürüdüğü arkadaşlar, biri de bizim Polisimiz…
Ülkücüler, meydana polisten dayak yemek için çıkmayacaksa, polise de kılıç kaldırmayacaksa gece gündüz, Alemdar’ı kovalayan Yeniçeri gibi damlarda mı gezeceğiz?..
Geçelim bu gençlere hava gazı veren,iç gıcıklayıcı Gezi muhabbetlerini…
Sağla olan mücadeleyi, Ülkücü karakteri ve ahlakı muhafaza ederek kendimiz inşa etmeliyiz. Şu sıralarda sola özenen veya cemaatin hareketlerini mubah görmeye başlayan arkadaşlardaki taklitçilik hayra alamet değildir.
“Ülkücülerin önünü kestiniz, onları kuruttunuz!..” Filan…
Devlet Bey ne yapacaktı Ülkücüleri? Bedava milis mi? Gönüllü jandarma mı?..
İşte gördünüz dayanamayıp Türkmendağı’na giden ve devletin havada yaptığı hamleyi yerde tamamlayan Alparslan Çelik’in başına gelenleri…
İktidar olduktan sonra omuzuna rütbe takar,harcırah ve ikramiyeyle göndeririz, ama muhalefetteyken böyle şeyler yapılamıyor.
Depremden elli yıl sonra fay hattının üstüne ev yapan balık hafızalı müteahhit gibi 12 Eylül’ü çabuk unutuyoruz!
İşte Kıbrıs Ülkü OcaklarıBaşkanı, Master Öğrencisi Adem Yurdagül, PKK’lı çetelere karşı göğsünü siper ederek milletinin şerefini koruduğu için 5 gündür tutuklu bulunuyor. Bayan hâkim Meltem Dündar’dan yediği fırça da kulağımızdan gitmiyor:
“Hiç kimsenin ayaklanmaya ve kanunsuz grup oluşturmaya hakkı yoktur; bayrağa müdahale olmuşsa da buna emniyet güçlerinin müdahale etmesi gerekir!..”
Sanırsınız, orası İngiltere; konuşan da Kraliçe Elizabeth!..
Bırak Londra’yı, Liverpool’u, Cebel-i Tarık’ta “Union flag”a bir saldırı olsun da bak o centilmenler adamı ne yapıyor?
PKK, daha dün şehit kanıyla sulanan Beşparmak dağlarına kamp kurmuş, abla “emniyet”ten bahsediyor!
CTP’lilerin murad ettiği gibi, Türk askerini Kıbrıs’tan biraz çek de bak neler oluyor!..
Magosa sokaklarına hendek kazıp da Maraş’ı EOKA-B kantonuilan ediyorlar mı etmiyorlar mı?..
İşimiz zor… Solu PKK’yı bırakıp da Sağla olan kavgaya bir türlü başlayamıyoruz ki…
Bu ülkede küçük istisnalar hariç 70 yıldır “sağ” demek iktidar demektir. İktidar demek önce polis, sonra da asker demektir.
Bizim askerle polisle bir kavgamız olabilir mi?..
Öyleyse kendimize uygun bir yöntem bulmalıyız. Gezi kafasıyla olmaz!..
İşte görüyorsunuz; böyle de olmuyor. Ülkücü, hain solla kavga ediyor, hainsağın eline düşüyor!
Devlet soruyor: “Neden yaptın?.. Alemin fedaisi, milletin enayisi sen misin?..”
Sevdalı yürekte bin Bozkurt, aynı anda kuduruyor!..
Asker ölüyor, polis ölüyor, âlemzevk-ü sefada… Bayrak yakılıyor; Ülkücü yerinde duramıyor.
Bir ses içimden:
“Çekmedi hayatta hiçbir şeyden, masa kafalı öküzlerden çektiği kadar!..” diyor.
Rahmetli Denktaş’ın “Kıbrıs’ta Bitmeyen Kavga”sı var önümde…”Gençlerle Başbaşa” da hemen yanında duruyor.
Ben bir şey demiyorum!..
Kitap dile geldi, konuşuyor!..
Solun ihaneti devam ettikçe…
Sağla olan kavgamızerteleniyor!..
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER