SON DAKİKA

Sadece Analar Değil Memleket Ağlıyor

Bu haber 12 Mart 2014 - 10:38 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Son günlerde yaşananlar ülkenin sadece soyulup, kamyonlarla para taşınmakla kalmadığını, yargının, hukukun, demokrasinin, devletin yok edilmesiyle birlikte hızla bir kaos ortamına sürüklendiğimizi ortaya koymaktadır.

ÜLKEYİ ÇÖZDÜLER

MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’nin her şeyin önüne geçirdiği ve gittiği her yerde önemle altını çizdiği toplumsal çürümenin çok vahim sonuçlarıyla karşılaşıyoruz. “Çözüm” diyerek, ülkeyi çözmüş ve takatsiz bırakmışlardır. Çözülen terör değil, yargıdır. Çözülen ülkenin birliği ve bölünmez bütünlüğüdür. Çözülen insanların kardeşliğidir. Hukuk işlemez hale getirilmiş, yargıya güven kaybolmuş, hırsızlık sıradanlaşmış ve toplumsal tepki çok tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Türkiye’nin sadece büyük şehirleri değil, en küçük kasabasına varıncaya kadar her yeri gergin ve huzursuzdur. Adalet duygusunun yok edilmesi bu gerginliği daha da arttırmış ve insanların kendi adaletini kendisinin sağlaması gibi çok tehlikeli sonuçlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Adli olaylarda da, bölücü ihanet karşısında da bu durum aynen kendini gösteriyor. Cinayetler, gasplar, hırsızlıklar, bu yüzden patlamış, tarih boyunca kardeş olarak yaşayanlar arasında çok vahim sürtüşmeler giderek artan bir tempo kazanmıştır.

TOPLUMSAL HUZUR

Türkiye Cumhuriyeti AKP öncesinde de terör ve bölücü ihaneti yaşadı. Ağır tablolar ortaya çıktı. Bölücü teröre bir günde 30 şehit verdiğimiz günler oldu. Ancak, toplumsal huzur hiçbir zaman bozulmadı. Bu ülkenin vatandaşları asla birbirlerine ters bakmadılar. Sen-ben ayrımı yapmadılar. Analar ağladı, ama bu ülkenin birliği, bütünlüğü, kardeşliği her zaman ayakta kaldı. Sonunda bu birlik ve kardeşlik bölücü ihanete galip geldi. Bölücü başı yaşadığı ini terk edip dünyanın öbür ucuna kaçtı. Ancak orada da barınamadı ve bugün terör örgütü kurmak ve yönetmek gibi akıllara durgunluk veren bir suçtan hapis yatan Engin Alan, dünya çapında bir kahramanlıkla bu haini koli bantlarıyla paketleyip Türkiye’ye getirdi ve adalete teslim etti. Bebek katili İmralı’da çürümeye terk edilmiş, dağdaki katiller sinmiş ve vazgeçmiş, artık analar ağlamadığı gibi ülkenin her yerine huzur gelmişti.

MASA KURDULAR

AKP geldi ve her şey tersine döndü. Önce terör yeniden başladı. Sonra bunun üzerinden tavizler kopardılar. İmralı’da unutulan bebek katili yeniden devreye girdi. Kandil’deki katiller azdılar ve tehditler savurdular. AKP bu katilleri susturmak ve bastırmak yerine, masa kurdu ve pazarlık yaptı. Bunu ifşa edenleri şerefsizlikle suçladılar, ancak bir süre sonra şerefleriyle birlikte o masanın başköşesinde yer aldıklarını kendileri itiraf ettiler. Bununla da yetinmediler ve bu katillerin talepleri doğrultusunda meclisten kanunlar çıkarıp, ülkenin fiilen bölünmesinin yolunu açtılar. Bugün İmralı bir parti genel merkezi gibi çalışmaktadır. Ülkenin belli bir bölgesinde devlet yoktur. Meydan tamamen bu bölücülere bırakılmıştır. Ayrı bir dil kullanılmakta, ayrı paçavralar asılmakta, vergi toplanmakta ve asayiş birlikleri devriye gezmektedir. Bu rezil duruma sebep olanlar milletin aklıyla alay ederek, insanları geri zekalı yerine koyarak, meydanlarda tek bayraktan, tek devletten, tek milletten ve tek vatandan söz etmektedirler.

ÜLKE HIZLA AYRIŞIYOR

AKP’nin bu teslimiyeti ve ihanetinin bedeli bu kadarla da kalmamıştır. Bölücü hainler AKP oylarıyla meclisten geçirilen kanunların sağladığı avantajları da kullanarak 30 Mart seçimlerinden sonra özerklik ilanına hazırlandıklarını ilan etmişlerdir. Daha da ileri giderek, Türkiye’nin her yerine yayılıp bu ihaneti anlatmaya ve bu millete hazmettirmeye çabalamaktadırlar. Tehdit ediyorlar, provokasyon yapıyorlar ve kışkırtıyorlar. BDP milletvekillerinin her konuşması bu kışkırtmanın vahim bir örneğini oluşturuyor. Ülkenin bir bölgesinde meydana getirdikleri fiili durumu her yerde uygulamaya kalkışıyorlar. İktidar bütün bunların karşısında suskun ve çaresizdir. Ülke hızla bir ayrışmaya, bir bölünmeye giderken, başbakan Kürdistan ve Kürtçülük söylem ve uygulamalarıyla bu durumu daha da ileri götürmektedir. Yaptıklarını, “artık analar ağlamıyor” diye savunuyorlar. Fakat artık memleketin ağladığının, toplumun çok gerildiğinin, bölünmenin hızlandığının ya farkında değiller veya görmezden geliyorlar.

SAĞDUYULU TEK SES

Türkiye, iktidardın bu kadar yanlışına, bu kadar ihanetine, yargının, hukukun, demokrasinin ve devletin yok edilmesine rağmen, şu anda hala bölünmemişse, hala kardeş kavgasına düşmemişse, bu her şeyden önce MHP ve sayın Devlet Bahçeli’nin oyunu bozan, ülkeye, birliğe ve beraberliğe sahip çıkan ve bunu her şeyin önüne koyan tavrı ve siyaseti sayesindedir. Bütün Türk milleti şahittir ki, bu vahim ortamda sağduyulu tek ses sayın Bahçeli’den gelmektedir. Sokağı değil sandığı adres göstermektedir. AKP-PKK tahriklerine rağmen demokrasiden ve hukuktan asla ayrılmadığı gibi, Türk milletine de sağduyu ve kardeşlik çağrıları yapmaktadır. Ancak başbakanın bu durumdan bile rahatsız olduğunu büyük şaşkınla izliyoruz.

HERKES AKLINI BAŞINA ALMALI

Herkes aklını başına almalıdır. AKP ile artık bu ülkenin bir yere gitmesi, güzel şeyler yaşanması imkansızdır. Millet yorgun, vatanın her köşesi gergindir. Devlet işlemez haldedir. Yargı bitmiş, adalet tesadüflere bırakılmıştır. Soygun ve vurgunlar milyar dolarlara ulaşmış ve her yanı sarmıştır. Ülkenin kumpaslara, paralel yapılara, bölücü hainlerin insafına bırakıldığını iktidarın sözcüleri büyük bir pişkinlikle itiraf etmektedirler. Yeniden iktidar verilmesi durumunda bölünmenin olacağı ve çok tehlikeli sonuçlar yaşanacağı aklı başında herkesin gördüğü ve söylediği bir gerçektir. Bu böyle gidemez. Bu ülkeye, bu millete daha fazla kötülük yapmak hiç kimsenin hakkı değildir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.