SON DAKİKA

Sabır taşı olsa çatlar

Bu haber 14 Haziran 2013 - 14:52 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Yaklaşık 30 yılın mesleki alışkanlığı ile parti liderlerinin açıklamalarını mümkün olabildiği kadar izlemeye ve anlamaya çalışıyorum. Sayın başbakanı her dinleyişimde, “ben mi ayrı bir ülkede yaşıyorum, başbakan mı başka bir ülkeden bahsediyor?” diye sormaktan kendimi alamıyorum. Benim yaşadığım, benim şahit olduğum, benim bildiğim şeylerle, sayın başbakanın anlattıklarının uzaktan yakından ilgisi yok.

EMPATİ YAPIYORUM

Bunun son örneği belediye başkanları toplantısında yapılan konuşmadır. Ülke çok hassas bir dönemden geçiyor. AKP ile geçen 11 yılın sonunda içeriden ve dışarıdan tam ve amansız bir kuşatmaya alındık. Türkiye Cumhuriyeti başbakanının ne söyleyeceği büyük önem arz ediyor. Bütün siyasi etkilerden sıyrılmaya ve empati yapmaya çalışarak sayın başbakanı dinlemek istiyorum. Hatta daha da ileri giderek kendimi orada bulunan partili belediye başkanlarından birinin yerine koyuyorum. Ama sabrımı ne kadar zorlasam da, 5 dakika dayanabiliyorum. Daha fazlasına aklım da, mantığım da, vicdanım da, imanım da izin vermiyor. Kendimi kandırılmaya çalışılan biri gibi hissediyorum. Aklımla, bilgimle, yaşadıklarımla, şahit olduklarımla alay ediliyor ve bunu kabul etmem hiçbir şartta mümkün değil.

BAŞKA KİMSE YOK

Her şeyden önce üslupta bir sorun var. Sayın başbakanı dinlerken zannedersiniz ki, sadece Türkiye’de değil bütün dünyada, kendilerinden başka düşünen, bilen, yapan, konuşan hiç kimse yok. İlgili veya ilgisiz akla gelebilecek her ne varsa, tamamını en iyi, en doğru, en fazla bilen; her zaman, her yerde, her şartta haklı olan tek insan sayın başbakandır. Gezi parkı olaylarını değerlendiriyor. Çevrecilikten bahsederken söze, “çevreciliği bizden iyi kimse bilemez” diye başlıyor. Belediye hizmetlerine vurgu yapıyor, yine aynı sözler: “Belediyeciliği bizden iyi kimse bilemez.” Hükümettin yaptıklarını anlatıyor: “Başbakanlığı bizden iyi kimse bilemez.” Kamuoyuna atıfta bulunuyor; “milleti bizden iyi kimse bilemez.” Ağaçtan mevzu açıyor: “ağacı, fidanı en iyi biz biliriz.” Ve bütün bunları getirip, “bunlara 4 koyunu versen kaybederler”e bağlıyor.

YERDEN Mİ BİTTİ, GÖKTEN Mİ YAĞDI?

Bu sözleri uzaydan gelen birisi duysa zanneder ki, AKP’den önce bu ülkede hiçbir siyasi parti yoktu. Ülkenin ilk ve tek başbakanı Recep Tayyip Erdoğan. 10 yıl önce Türkiye ıssız bir çöldü. Ne köprü vardı, ne yol. İnsanlar duman tüttürerek haberleşiyor, keçi patikalarında yürüyorlardı. Ne tren vardı, ne uçak. Deveyle yolculuk yapıyor, ata biniyorlardı. Ne bina vardı, ne su. Çadırlarda yaşanıyor, fotosentez yapıyorlardı. Sonra yüce rabbim bu millete acıdı ve sayın Erdoğan’ı gönderdi. 10 yılda ülkede her şey oldu. “Nasıl oldu, nereden geldi, yerden mi bitti, gökten mi yağdı?” diye sakın sormayın.

İSTANBUL BAŞKA DİYARBAKIR BAŞKA MI?

Çok şükür ki akıl sağlığımız yerinde. Söyleneni anlıyor ve kavrıyoruz. Sayın başbakan Taksim’i savaş alanına çevirenleri kastederek, “Yakıp-yıkanlardan, molotof atanlardan hesap sorulmayacak mı?” diye meydan okuyor. Çok doğru ve haklı bir soru. Mutlaka hesap sorulmalıdır. Ancak, bir sorun sayın başbakan. Sizin deyiminizle bayrak yakan, ihanet posterleri açan bu alçaklar bu cüreti nereden buldular? Bu ülkede 15 gün öncesine kadar bayrak sallamak suç sayılmıyor muydu? Daha önce Diyarbakır’da, Mersin’de bayrak yakanlardan hangi hesabı sordunuz? Onlardan hesap sorsaydınız, Taksim’de aynı şeye cüret edilir miydi? Diyarabakır, Şırnak, Batman, Van Molotoflarla yakılıp yıkılırken, polisler şehit edilirken keşke aynı kararlılığı gösterebilseydiniz. İstanbul’da başka, Diyarbakır’da başka bir hükümet mi var?

İMRALI CANİSİNE DE KARARLI OLSAYDINIZ

Belediye otobüslerinin yakılmasının özgürlük ve hak arama mücadelesi olamayacağını söylediniz. Çok doğru söylediniz. Ancak, PKK bunları yaparak sizi masaya oturtmadı mı? Bugün ülkenin bir bölgesi fiili olarak bu hainlere nasıl ve kim tarafından ve hangi gerekçelerle teslim edildi? Gezi parkı eyleminin temsilcileri gelip size, “tutuklular derhal serbest bırakılsınlar” demişler. Siz de, bunu ciddiye almadığınızı belirttiniz ve “emriniz olur” diyerek alay ettiniz. Keşke aynı kararlılığı, İmralı canisi KCK ve PKK tutuklularının serbest bırakılmasını istediği zaman da gösterseydiniz. O bebek katili istediği ve şart koştuğu için KCK tutuklularına yol vermeseydiniz. Yargıdan üzerine düşeni yapmasını PKK için de isteseydiniz. Dağdan inin eli silahlı katillerle kucaklaşanlar için verdiğiniz sözlerin arkasında durabilseydiniz ve bunu yapanları yargının önüne çıkarsaydınız.

FAİZCİLER NEREDE?

Dedik ya, ne kadar zorlasak, ne kadar empati yapsak, ne kadar anlamaya çalışsak da, olmuyor. Bu kadar çelişkiyi, bu kadar yanlışı bir yere sığdıramıyoruz. Aklımıza ve vicdanımıza bir türlü anlatamıyoruz. Sahi, hani faiz lobileri Taksim’i karıştırmıştı? Nerede kaldı bu faizciler? Kimleri kast etmiştiniz? Birden bire unutuverdiniz. Şunları bir tek tek açıklasanız, kim, hangi dönemde faizden ne kadar kazanmış, sonra onlar hangi partiye hizmet etmiş, bu millet gerçekleri öğrense. 10 yılda dolar milyarderi sayısının 4’den 42’ye nasıl çıktığını, ucuz kredilerle zengin edilen akrabaları, ekonominin gelişmesine övünerek örnek gösterdiğiniz borsada kimlerin oynadığını, nereden geldiği bir türlü izah edilemeyen muazzam servetleri de anlatacaklarınıza mutlaka ekleyin. Bekliyoruz sayın başbakan. Keşke siz de koyunları kaybetseydiniz, razıydık. Ülke kaybediliyor.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.