Asikurtlar©

Rusya’nın Yeni İhlali Ne Anlama Geliyor?

Rusya’nın Yeni İhlali Ne Anlama Geliyor?
03 Şubat 2016 - 19:57 'de eklendi ve 4026 kez görüntülendi.

Rusya’nın 29 Ocak günü Gaziantep-Kilis arasında gerçekleştirdiği ikinci hava sası ihlali Türkiye’yi her açıdan dikkati olmaya ancak egemenlik haklarını korumaya daha kararlı bir tutum izlemeye itiyor.
Dolayısıyla bu ihlalin her açıdan tahlilinin yapılması mühimdir.
Öncelikle ihlalin ardından Türkiye, NATO ve ABD’nin aksine Rusya’nın böylesi bir ihlalin yaşanmadığına dair iddialarının Moskova tarafından taşıdığı anlamın önemine bakmak gerekir.
Mevcut teknolojik imkanlar mümkün olan en üst seviyeye ulaşmış olduğundan “birkaç yüz metre dahi olsa” bu çeşit hava sahası ihlallerinin her yönüyle tespit edilebildiğini söylemek gerekir.
Kremlin, bunu inkar ederek sonraki hamleler için atacağı adımların alanının daralmasını istemiyor ancak verdiği mesajın da adreslerine ulaşmasını istiyor.
Çünkü uluslararası ilişkilerde atılan her adımın bir anlamı mutlaka vardır ve satranç misali her hamle tesadüfi olarak gelişen değil, aksine bir amacı ve hedefi olan anlam derinliğini taşır.
Öncelikle zamanlamanın önemli olduğunu belirtmek gerekir.
Zira Suriye sorununun görüşüleceği Cenevre’de yapılacak üçüncü tur görüşmelerinin başlanacağı açıklanan günde Türk hava sahasının Rus savaş uçağı tarafından ihlal edilmesi ilk mesajı içeriyor. Rusya bu açıdan Türkiye’ye “Suriye’nin geleceğindeki söz hakkı senden çok bende” mesajını vermek istemiş olabilir.
Esad’a olan desteğini 30 Eylül 2015’te Suriye’de ilk hava operasyonlarına başlayarak en üst seviyeye çıkarak Rusya, 24 Kasım 2015’te Türk hava sahasını ihlal eden uçağının Türk pilotlarınca düşürülmesinin ardından PKK-PYD’ye verdiği desteği de artırmıştı.
* * *
Cenevre-3 toplantısına PKK-PYD’nin katılıp katılmayacağı meselesi muammada dururken ve ibre daha çok PKK-PYD’nin en azından ilk tur görüşmelerde olmayacağını, istenmediğini gösterirken, Rusya bu “kasıtlı hava sahası ihlali” ile “Esad gibi PYD’de benim himayemde” demek istemiştir.
Elbette mesaj tek başına Türkiye’ye değil, çok yönlü olarak Suriye üzerinde söz hakkını kendisinde bulunan her kesime ulaştırılmak istenmiştir.
Türk hava sahasının aynı zamanda NATO hava sahası olduğu dikkate alındığında, NATO için taşıdığı anlamın da önemi büyüktür.
Zamanlamanın yanında ihlalin gerçekleştirildiği yer de önemlidir.
Türkmen Dağı’nı havadan ve denizden aylardır yoğun bir bombardımana tutan Putin yönetiminin, önceki tacizlerinin tersine bu kez Hatay’dan değil, Suriye’deki karşı sahası “Azez ve Cerablus hattı” olan Gaziantep-Kilis arasında ihlali yapmış olması, Türkiye’nin üzerinde durduğu “PKK koridorunun gerçekleşemeyeceği itirazına” yönelik bir rest anlamını taşıyor.
Rusya, yeni ihlal sahası dikkate alındığında Türkiye’ye “Bu alana yönelik herhangi bir operasyon düşünürsen karşında beni bulursun” demek istemiş olabilir.
Kaldı ki Suriye’de Esad’ın kontrol ettiği alan haricinde şimdi PKK-PYD’nin elinde bulunan alanda yeni bir üs inşasına başlaması bu hamleyi tamamlayıcı bir durumu ortaya çıkarıyor.
Tam da Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait olan bir mayın temizleme aracının aynı bölgede faaliyete başlamasının ardından gelen bu karşı atak, Rusya’nın Türkiye’ye verdiği bir göz dağı olarak değerlendirilmesi de bu yüzdendir.
* * *
Özellikle İngiltere merkezli olan bazı medya kuruluşlarında, 29 Ocak günü yaşanan ihlalin ardından “Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de savaşabileceği” yorumunun dayanak noktası da ağırlıklı olarak bu bölgedeki son hareketliliklerden kaynaklanıyor.
Son olarak hava sahamızı ihlal eden Rus savaş uçağının SU-34 sınıfı olduğu dikkate alındığında, Rus silahlı gücünün Suriye’de kritik öneme sahip alanlarda artık ileri nesil teknolojik olanakları kullandığı anlaşılıyor.
Nitekim 24 Kasım günü düşürülen Rus savaş uçağı SU-24 sınıfı bir uçaktı ve SU-34’lere göre daha geri nesil özelliklere sahipti.
İhlal haberinin hemen ardından Moskova’nın, Suriye’ye 4 adet yeni avcı kabiliyeti olan savaş uçağı gönderme kararını alması da, tüm bu hamleleri destekleyici bir adım olarak görülmelidir.
Dikkate çarpan konuysa Rusya’nın yoğun bir hava gücüyle Suriye’de bulunmasına karşın, elle tutulur bir seviyede kara gücünün bulunmayışıdır.
Elbette Rusya’nın, Suriye sahasında girdiği ortaklıkların buna gerek bıraktırmadığı değerlendirilebilir, ancak yine de çatışma alanlarındaki neticenin kara birlikleri ile tesis edilebileceği tartışmasız bir gerçekliktir.
Rusya daha çok savaş uçakları ve ileri nesil olarak adlandırılan uzun menzilli hava savunma füzeleri ile Suriye’nin hava sahasını tümüyle kontrol altında tutma arayışı içerisindedir.
Bu anlamdaki gücünü günden güne artırırken, Türkiye aleyhine olacak adımları da birbiri ardına atıyor.
Türkiye’nin milli güvenliğini koruması için Suriye politikasında çok ince bir geçitten geçmeye çalıştığını herkes görürken, alınacak kararlarda olmazsa olmaz uluslararası hukuka uygun davranılması ve ortaklıkta bulunulan oluşumların desteklerinin alınması da sanki git gide önemini artırıyor…
Her ne olursa olsun Türkmenlerin sahipsiz bırakılmaması ve PKK koridoru oluşumuna müsade edilmemesi ise Türkiye’nin geleceği için büyük önem taşıyor.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER