Asikurtlar©

RUSYA’NIN SURİYE BİLANÇOSU

RUSYA’NIN SURİYE BİLANÇOSU
18 Mart 2016 - 14:03 'de eklendi ve 4048 kez görüntülendi.

 

 

30 Eylül’de Suriye’de aktif saha operasyonlarına başlayan Rusya, Devlet Başkanı Putin’in talimatıyla Cenevre’de BM gözetiminde başlayacağı duyurulan Suriye krizi görüşmelerinin geçekleştirileceği gün olan 14 Mart’ta askerlerini geri çekeceğini duyurdu.
Bu karar sadece Suriye krizine taraf olanların değil, bir anda tüm dünyanın gündemi haline geldi.
Geride bıraktığımız Çarşamba günü, bu köşeden Putin’in geri çekilme kararının nedenlerini ele almış ve muhtemel üç gerekçenin öne çıktığını söylemiştim. Bunları tekrar hatırlatmakta fayda var:

1-Suriye krizinin çözümünde ABD ile varılan anlaşma gereğince sahadaki güç dengesini, çözüm masasının esasına uygun hale getirmek. Yani Esad’ın ülkenin tamamına değil, belli bir alanda kontrolünün olmasını sağlamak, böylelikle Suriye’de federal bir yapının oluşmasına destek vermek.

2-Düşen petrol fiyatları ve Kırım’ın gayrı yasal ilhakı nedeniyle başlatılan ambargoların etkisiyle ekonomisi sorunlu günler yaşarken, Rusya’nın maliyeti yüksek olan böylesi askeri operasyonun kapsamını daraltmak.

3-Yeni bir cephe açmak için, Suriye’deki askeri güçlerini, kaydırılacak olan diğer alan öncesi hazırlamak. Ukrayna’nın doğusu veya Kırım çevresi bu hedef için muhtemel alanlar olarak göze çarpıyor.

Şimdi gelinen noktada Rusya’nın neden Suriye’de askeri operasyonlara başladığı göz önünde bulundurulmazsa, neden ayrıldığı, hangi hedefine ne kadar ulaştığı da doğru tahlil edilemez. O yüzden, Suriye’de askeri operasyonlara başlayan Rusya’nın, ilk günden itibaren neyi hedeflediğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.

* * *

Rusya, Suriye’de aktif bir şekilde askeri operasyon yürütmesinin öne çıkan başlıkları ise şunlardır:
-Beşar Esad’ın düşmesini, ülkede yeni bir rejimin ortaya çıkmasını engellemek.
-Tartus’da bulunan askeri donanma üssünü garanti altına alarak, güvenliğini tesis etmek.
-Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’dan Suriye toprakları yada münhasır ekonomik bölgesini kullanarak geçmesi planlanılan enerji nakil hatlarına (özellikle doğalgaz) engel olmak.
-Suriye’ye rejimle savaşmak için gelen Rusya kökenli ve terörist olarak adlandırdığı grupları, tekrar Rusya’ya dönmeden yok etmek.
-Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmak.
Şimdi mühim olan değerlendirme Rusya’nın bu amaçlarına ne derecede ulaşabildiğidir. Putin’in geri çekilme kararını açıkladığı açıklamalarında, Rusya bu tahlili “amaçlar büyük ölçüde yerine getirildi” ifadesi ile duyurdu.
Peki gerçekten öyle mi?
Rusya, Suriye’de aktif bir şekilde operasyon yürüttüğü 6 aylık süre boyunca amaçlarına ulaşabildi mi?
Bu süre içerisinde ne kazandı, ne kaybetti?
Bunun için Rusya açısından Suriye bilançosunu ele almakta fayda vardır.

* * *

Öncelikle “Rusya, Suriye’deki askeri operasyonlarıyla ne kazandı?” sorusunun cevaplarını sıralayalım:

a) Beşar Esad rejiminin ayakta kalmasını sağladı.

b) Tartus’ta bulunan askeri üssünü garanti altına aldı.

c) Lazkiye’de bulunan Hmeymim Hava Üssü’nü geliştirdi ve Suriye’de donanma üssüne ilave olarak bir de hava üssüne sahip oldu.

ç) Suriye’deki askeri üslerini her yönüyle takviye etti.

d) Yeni nesil askeri araçlarının (Tanklar-T90, Savaş Uçakları-SU34 ve SU35, Hava Savunma Sistemleri-S400 ve bazı seyir füzeleri) aktif savaş testinden geçmesini sağladı.

e) Kendi vatandaşlarına ve dünyaya Rusya’nın, SSCB sonrası hala dengeleri değiştirebilecek bir güç olduğunu gösterdi.

f) Afganistan’da yaşadığı yenilgiden ders çıkardığını yansıttı.

g) Ortadoğu’da bulunan doğalgaz kaynaklarının kendisine rakip olarak Avrupa pazarına ulaşmasına engel oldu. Bu anlayışa dayalı projelerin gecikmesini sağladı.

ğ) Gerektiğinde sert gücünü aktif bir şekilde kullanacağını gösterdi. Böylelikle diplomasi alanında güç elde etti.

h) Özellikle kendisini tehdit edebilecek ve terörist olarak tanımladığı grupların gücünü kırdı.

ı) “Gerektiğinde müttefiklerim için güç kullanabilirim” anlayışını ortaya koyarak, bölgesel ve küresel imajının artmasını sağladı.

i) Suriye’ye yerleştirdiği uzun menzilli hava savunma sistemleri ile bölgenin hava trafiğini büyük ölçüde kontrol altına aldı.

* * *

Rusya bu kazanımlara ulaşabilmek için ağır bedeller ödemek durumunda da kaldı. Suriye bilançosunun, Rusya için kayıp başlığında öne çıkan meselelerse şunlar:

a) Hedef alınamayacağı, istediği herşeyi yapabileceği, bunun için diğer ülkelerin egemenlik haklarını ihlal edebileceği anlayışı, Türk Hava Sahasını ihlal eden uçağının, Türk savaş uçağı tarafından düşürülmesiyle büyük yara aldı ve ortadan kalktı.

b) Uzun süreli askeri operasyon sürdürmenin ekonomik yükünü kaldıramayacağı anlaşıldı.

c) Suriye’ye yapılan askeri harekatın her yönüyle planlayıcısı olan askeri istihbarat biriminin en tepe ismi olan Orgeneral Igor Sergun’u kaybetti. (Rusya, Orgeneral Sergun’un ölümünü Moskova’da geçirdiği kalp krizi sebebine bağlamış ve böyle ilan etmişti. Oysa bir diğer iddia Orgeneral Sergun’un, Lübnan’da katıldığı gizli bir toplantıda gerçekleştirilen suikast sonucu öldürüldüğü yönündedir.)

d) Sahada, kara operasyonları sırasında, Esad rejimine bağlı olan orduya danışmanlık yapan bazı üst düzey subaylarının çatışmalarda öldürülmesine engel olamadı.

e) Kara gücünün, donanma ve hava gücü kadar etkili ve başarılı olduğunu gösteremedi.
İşte bu gelişmeleri hep beraber değerlendirdiğinizde, Rusya’nın Suriye’de “şimdilik” istediğini aldığını ancak sonraki çabalarının da yüzde yüz garanti altında olmadığını söylemek gerekir.
Elbette düşürülen savaş uçağı sonrasında, Rusya’nın ülkemizle olan ilişkilerinin seviyesini günden güne düşürmesi ve Türkiye’nin etrafını askeri yönden çevrelemeye başlamasını ayrıca ele almak gerekir.

Fakat Rusya’nın, Suriye bilançosunu doğru değerlendirmek, iki ülkenin ilişkilerini normal seyrine oturtmak için şuan karşımızda duran en önemli referans noktası olduğunu anlamak gerekir.
Not: Bugün Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü. Bir kez daha aziz vatanı kurtaran, kanları, terleri ve emekleriyle Büyük Türk Milleti’ne zaferler kazandıran, vatan toprağını çiğnetmeyen başta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’yi Allah’ın izniyle Türk’ün kudret sahasına dönüştüren tüm gazilerimizi ve şehitlerimizi hayır, minnet ve dua ile anıyorum. Tarihin kahramanlık sayfalarına adlarını şerefle yazdıran, yüce milletimiz için diğer cephelerde şehit ve gazi olmuşlarımıza da bu vesileyle bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Cenabı Allah hepsinden razı olsun…

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER