Asikurtlar©

RUSYA’NIN SICAK MESAJLARI HANGİ ANLAMA GELİYOR?

RUSYA’NIN SICAK MESAJLARI HANGİ ANLAMA GELİYOR?
03 Haziran 2016 - 8:48 'de eklendi ve 4079 kez görüntülendi.

 

 

Suriye’de yaşanan durum Türkiye açısından oldukça karmaşık ve şimdiki haliyle sürmesi durumunda Türkiye için vahim sonuçlar doğuracak istikamete doğru ne yazık ki gidiyor.
Rakka’ya operasyon yapacakmış gibi davranıp, taktiksel şaşırtma yapan ABD, havadan ve karadan yoğun bir şekilde destek verdiği PKK-PYD ile beraber, Türkiye’nin “kırmızıçizgi” olarak ilan ettiği Fırat Nehri’nin batısındaki Münbiç’e yönelik saldırı başlattı.
ABD’nin bu hamleyle Rakka’yı öncelikli hedef gösterip, IŞİD’in elinde bulunan güçlerini Azez-Cerablus arasından bu alana doğru IŞİD’in elindeki güçlerinin kaymasını sağlayacak bir çaba içerisinde olduğu anlaşılıyor.
İlk gelen saha bilgileri bu hamlenin ABD ve PKK-PYD açısından olumlu sonuç verdiğini işaret ediyor.
Zira IŞİD karşısında PKK-PYD son derece kolay bir ilerleme kaydederek 8 saatte 13 köyü IŞİD’den geri almış.
Meselenin geneli ise bugünleri yansıtan bir planlamanın olmadığını, aksine aylar öncesinden böylesi bir planın masaya alındığını işaret ediyor.
Zira Erdoğan’ın geride bıraktığımız aylarda ABD’ye yaptığı ziyarette Obama ile görüşmesinde, Türkiye’nin desteği ile bazı Türkmen ve Arap grupların Azez-Cerablus arasındaki alanı ele geçirmelerine yönelik plan konusunda mutabık kalınmış, ABD yönetimi buna “koşullu olur verdiğini” ilan etmişti.
Neticede Türkmen ve Araplardan oluşan güçler Türkiye-Suriye sınırında Çobanbey kasabası başta olmak üzere çok sayıda yerleşim birimlerini ele geçirmiş, fakat bu durum uzun sürmemiş, peşi sıra ilginç şekilde IŞİD’in Kilis’e yönelik Katyuşa saldırıları başlamış ve Suriye tarafında ise IŞİD kaybettiği toprakları geri almıştı.
* * *
Türkiye’nin sunduğu plana “koşullu olur veren” ABD’nin şartı ise süreyle sınırlandırılmış, Mayıs ayı sonuna kadar hedefe ulaşılamazsa, aynı alanın PKK-PYD’nin yoğunlukta olup yönettiği Suriye Demokratik Güçleri tarafından ele geçirilmeye çalışılacağı şartını sunmuştu.
Şimdi yaşananlar bir bakıma bu “örtülü anlaşmanın” yansıması olarak ortaya çıkıyor.
Neresinden bakarsak bakalım, bu neticenin kabulü de izahı da mümkün değildir.
Neredeyse İran sınırından başlayıp, Irak ve Suriye’nin kuzeyini takip ederek Akdeniz’e kadar uzanan bir alanda PKK’nın hâkimiyet kurması durumu büyük ölçüde gerçekleşmeye başlamıştır.
Türkiye’nin olan biteni izlemesi, siyasi ve hamasi söylemlerle geçiştirmesi asla söz konusu olamaz.
PKK-PYD, Suriye’nin kuzeyinde federasyon ilanında bulunup, bu de facto durumu ABD desteği ile Suriye krizine taraf olan tüm ülkelere kabul ettirme arayışına girmişken, Batılı ülkelerde birbiri ardına “temsilcilik” adıyla diplomatik misyon kanalları açmaya çalışırken, Türkiye kuvvetini ve kudretini ortaya koymaz ise aynı çabalar hiçte uzak olmayan bir zamanda Suriye’den, Türkiye sınırları içerisine de kaydırılmak istenecektir.
Suriye’de sergilenen oyunu doğru okuma mecburiyeti gerekir.
Öncelikle IŞİD ve PKK’nın bir bıçağın iki yüzü olduğu akıllardan çıkarılmamalı, her iki terör örgütünün eylemleriyle birbirlerini nasıl desteklediği akıllardan çıkarılmamalıdır.
Bakılacak, dikkat edilecek olan bu bıçağın kendisi değil, daha çok o bıçağı tutan ellerin neyi yapmak, nereyi kesip, parçalamak istediğidir.
Öncelikli ihtiyacımız dostlarımızın yada işbirliği yaptığımız çevrelerin sayısının arıttırılması olmalıdır.
Suriye özelinde bu durum oldukça güç bir hali gösterse de “niyetler ve amaçlar” çerçevesindeki müştereklikler üzerinde durulmalı, samimiyetle Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olan her kim, hangi ülkeler varsa onlarla işbirliği yürütecek mekanizmalar hayata geçirilmedir.
Bu anlamda Rusya’nın pozisyonu doğru değerlendirilmedir.
* * *
Görünüşe göre Moskova -PKK-PYD’ye yardım bahsi akıllardan çıkarılmamak üzere- PYD ne zaman sahada ABD desteği ile ilerleme kaydetse Türkiye’ye sıcak mesajlar vererek, ilişkilerin yeniden onarılması niyeti taşıdığını yansıtmak istemektedir.
Örneğin geride bıraktığımız Mart ayının son dönemlerinde PKK-PYD’nin, Minbiç’i ele geçirmeye yönelik olarak harekete geçtiği iddiası ortaya atıldığında, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Türkiye ve Rusya arasındaki krizin geçici olduğunu” söylemiş ve ilişkilerin normalleştirilmesi amacı taşıdıklarını ilan etmişti.
İlginçtir ki bu kez aynı konu tekrar gündeme geldiğinde, yani PKK-PYD’nin Münbiç’e yönelik saldırı başlattığı kesinlik kazanınca, bu kez Rusya en üst seviyeden, Devlet Başkanı Putin’in ağzından daha sıcak bir mesaj vermiş ve “Biz (Türkiye ile) ilişkilerimizi düzeltmek istiyoruz.” demiştir.
Görünüşe göre ABD’nin, PKK-PYD üzerinden yaptığı Menbiç hamlesinden, daha genel bir tabirle PKK-PYD’nin kontrol ettiği alanın şimdiki halinden daha geniş bir alana yayılmasından ve bunun Akdeniz’e ulaştırılmasından Moskova da, tıpkı Türkiye gibi rahatsızdır.
Türkiye gibi Rusya’da bu durumdan bir çıkış yolu aramakta, mevcut durumun kendi hamlelerini ve Suriye üzerindeki hesabını baltaladığını görmektedir.
Rusya’nın aklındaki tez, PKK-PYD’nin Suriye’de belirli bir alanı kontrol edebileceği fakat bu sahanın sınırlı kalması ve kesinlikle Akdeniz’e açılmaması olarak dikkatlere takılıyor.
Sebebi de gayet açık: Moskova, Suriye’de kendi kontrolünde olmayan bir alandan Akdeniz’e ulaşacak “enerji hatlarına” geçit vermeme niyeti taşıyor.
Bu niyet Türkiye’nin güvenlik kaygılarıyla bir noktada ortak menfaatleri ortaya çıkarıyor.
İşte tam da bu nedenle Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan her kim varsa, Türkiye’nin onlarla ilişkilerini makul bir zemine taşımasının ne derecede önemli olduğu sonucu ortaya çıkıyor.

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER