|
 Reyhan İşeriTÜSİAD tarafından hazırlanan veya hazırlatılan anayasa raporunun üzerinden fazla bir zaman geçmeden Bilgi Üniversitesi bünyesinde düzenlenen “Barışı Kurmak” konferansını organize eden veya konuşmacı olarak katılan sizler fikir ve düşünce özgürlüğü maskesine bürünerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile milletini ayrıştırıp bölmeye hizmet ediyorsunuz. İster işadamı, siyasetçi, akademisyen isterseniz sözde aydın olun! Hiç fark etmez. Sizler yaptığınız konuşma veya düzenlediğiniz etkinlikle geçmişte Vatan topraklarımıza bölücülük tohumu serpiştirenlerin fidanlarına bugün kovalarla değil tankerlerle su taşıyorsunuz. Nitekim etkinliğin düzenlenmesine izin veren veya destek veren Bilgi Üniversitesi bir eğitim yuvasının “ilim – irfan yuvası” olmaktan çıkartılarak bölücülüğü fikir ve düşünce özgürlüğü babında değerlendirilmesine müsaade etmiştir. Bu özelliği ile eğitim yuvasından daha çok Kandil ile İmralı’nın İstanbul şubesi olmuştur. Düzenlediğiniz bu konferansa davet ettiğiniz Güney Afrikalı, İspanyol ve İrlandalı konuşmacılara imkân vererek hadlerini aşıp Türkiye ile Güney Afrika, İspanya ve İrlanda gibi ülkelerdeki durumlar eş değer gösterilmeye çalışılmış ve de Türkiye’deki etnik bölücü terör örgütü PKK ile teröristbaşı hak arayışçısı olarak gösterilmiştir. Lakin bilmediğiniz nokta Türkiye’deki etnik bölücü terör örgütü PKK’nın IRA ve ETA’dan çok farklı olduğu gerçeğidir. Ve bu işin çözüm yolu ne İspanya ne de İrlanda örnek alınarak olacağıdır. Ayrıca sizler bu konferansta yaptığınız konuşmalarla baştan sona barıştan daha çok “Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde bölücülük tohumları saçıp milli ve üniter devletin yıkılmasını, Misak-ı Milli ile çizilen sınırlarımızın parçalanmasını, Anayasamızın değiştirilmesi dahi teklif edilemez olan ilk dört maddesinin ihlalini, milleti çeşitli etnik unsurlara ayırarak millet olmaktan çıkartılmasını, bırakın millet vicdanını adalet terazisinde dahi suçlu olan bir zatın cezasının kaldırılmasını…” dile getirerek bölücülük yaptığınızı açıkça ortaya koydunuz! Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile milletinin birlik ve bütünlüğünden yana olan vatandaşlarımızın bunu görmemesi için uzayda yaşıyor olması lazım. Öte yandan konuşmacı olarak katılan İshak Alaton denen zata sesleniyorum! Gayrimüslim asıllı olmanıza rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşlarına tanıdığı haklarla eşit haklara sahip olmanızın yanında sayılı işadamı olarak tanınan siz İshak Alaton denen zat! Söz konusu konferanstaki ifadeleriniz tüm her şeyi bir çırpıda unuturcasına ve Gayrimüslimliğinizi hatırlarcasına Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve milletinin birlik ve bütünlüğünü hedef aldığınızı görmemem için kör ve sağır olmam lazım. Hatta bununla da yetinmeyip çözüm olarak sunduğunuz “bölge insanının Türkiye’den ayrılıp ayrılmama konusundaki tercihinin sosyal araştırmalarla tespit edilmesi gerektiğini” ifade ederek yani üstü kapalı referandum önerisinde bulunarak haddinizi aşıyorsunuz. Çünkü bu millet birbirinden kız almış – kız vermiş, etle tırnak gibi birbirine kaynaşmış durumdadır. Siz bunu ifade ederek milleti ayrıştırıp, aileleri paramparça edip devleti ve vatanı parçalatmayı çözüm olarak sunuyorsunuz. Hâlbuki Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde her bölgede ekonomi ve istihdam sorunları gibi asıl sorunlar varken siz kalkıp etnik kimliğe dayalı sözde bir kürt sorunundan bahsediyorsunuz. Sizin tarihi gerçekleri bilmediğiniz alenice ortadadır. Çünkü… Osmanlı döneminde batıdan doğuya sürgün edilen Türkmen aşiretleri zamanla kendilerini kürt zannetmişler ve kürtleşmişlerdir. Bugün doğudaki birçok kürt aşireti gerçeğinde Türkmen aşiretidir ve Müslüman’dırlar. Bu aşiretlerin hiçbirinin devlet ve millet ile hiçbir sorunları yoktur. Bölgedeki tek sorun tarihten beri Türklüğü ve İslamiyet’i dünya üzerinden ve tarihten silmeye çalışan Siyonist – Haçlı zihniyeti küresel emperyalist güçlerin maşalığı görevini ifa eden kürtçülük hareketi ile sahneye çıkan etnik bölücülerdir. Nitekim etnik kimliği ön plana çıkartan bu etnik bölücülerin asıllarını araştırdığınızda atalarının Siyonist – Haçlı zihniyeti emperyalist küresel güçlerin telkinleri ile kendilerini kürtleşmiş gösterip asıllarının Ermeni, Süryani ve Yahudi’den gelme oldukları bilinmektedir. Ve etnik bölücü terör örgütü PKK’nın büyük bir kısmının Müslüman olmadığı ve hatta dağda ölen teröristlerin sünnetsiz oldukları asıllarının kürt dahi olmadığı defalarca ortaya çıkması da bunu kanıtlar niteliktedir. Nitekim etnik bölücü terör örgütü PKK ortaya çıktığı günden beri de hem etnik hem de İslam düşmanlığı yapmaktadır. Siz ve sizin gibi düşünenler bunu görmezden gelip kürtleri devlet ve millet düşmanı olarak tanıtmaya çalışmanızı doğal karşılıyorum. Çünkü sizde bir Gayrimüslimsiniz. Özünüzü hatırlamış olabilirsiniz. Öte yandan “Kürtleri teskin edecekse Öcalan ev hapsi konumuna da geçirilebilir. Parlamentonun toplumu bu fikre hazırlayacak, toplumsal zemini hazırlaması gerekiyor. Bu toplumsal bir hazırlık icap ediyor” şeklindeki çözüm önerinizi normal karşılıyorum. Çünkü… Ya din veya ırk açısından ya da hizmet merkezi açısından bir ortak noktanızın olması muhtemeldir. Biz ülkede Türk veya Kürt gözüküp küresel emperyalist güçlerden emir alıp hizmetler sunan ne zatlar gördük. Lakin bu vatan için, bu millet için, bu bayrak için, bu topraklar için bir evladını değil bir damla kanını dahi vermemiş birine 35 bin insanımızı asker – polis – sivil, kadın – erkek, genç – yaşlı – çocuk demeden hain pusularla katletme emrini veren İmralı’daki eli kanlı katilin mükâfat verilircesine affı ile ilgili söz düşmez!.. Eğer bu konuda bir söz hakkı varsa öncelik Türk adaletinin. Ardından söz hakkı hain pusularla katledilen Şehit evlatlarımızın analarınındır. Siz bir evladınızı vatan, millet ve bayrak aşkı uğruna feda etmemiş biri olarak bu konuda söz söyleyerek Şehit analarımızın yüreğini dağlıyorsunuz. Sizin Şehit analarımızın yüreğini dağlamaya hakkınız yok! Siz sayılı işadamı olmanıza rağmen babasını vatan, bayrak ve millet sevdası uğruna feda etmiş kaç Şehit çocuğumuzun başını okşadınız? Kaç Şehit anamızın elini öptünüz? Veya kaç Cuma Şehitliğe gidip bir kırmızı gül bırakıp, ruhlarına Fatiha okudunuz? Cidden merak ediyorum. Şimdi bunların hiçbirini yapmamış biri olarak çıkıp af önerisinde bulunma hakkınız yok! Bu nedenle eğer işadamıysanız işadamlığınızı bilip işinize bakın! Nasıl daha çok para kazanacağınızı düşünün! Lakin bundan sonrasında sizin ürettiğiniz ya da ürettirdiğiniz hiçbir mamulü almayarak tepkimi koyacağımı da iyi bilin! Sizler bizler sayesinde işadamı oldunuz! Paranızı kazandınız! Bugün de çıkıp farklı ağızlarla konuşuyorsunuz! Bu millet sizin ürettiğiniz veya ürettirdiğiniz malları almayarak zaten size tepkisini çok güzel koyacaktır. Size ve sizin gibi düşünenlere söyleyecek çok laf var. Lakin bu kadarı bile yeterlidir. Sonuç olarak; bu konferansı düzenleyen “Barış Girişimi” adlı oluşum başta olmak üzere Bilge Üniversitesi’ni ve konferansa katılan konuşmacılar ile destekçilerini sonuna kadar şiddetle kınıyorum. Ve diyorum ki: Türkiye ne Güney Afrika ne de İrlanda veya İspanya’dır. Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Tarihte nice devletler kurmuş, çağ açmış – çağ kapamış, 623 sene bir fiil bir devleti yönetmiş, dört kıtada at koşturup - kılıç kuşanmış bir asil milletin devletidir. Hakkı – hukuku – adaleti Siyonist – Haçlı zihniyetinden değil özünden alıp “aman!” diyen gâvura dahi el kaldırmamış “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” desturunu ilke edinmiş bir büyük milletin devletidir. Ve bedelini atalarımızın geçmişte ödeyip Şehitlerimizin kanıyla sınırları çizilen Vatan topraklarının masa veya sandıkta parçalanmasına Büyük Türk Milleti kesinlikle izin vermeyecektir. Bu Vatan topraklarında alı Şehitlerimizin kanından akı Analarımızın alnının akından oluşan “Ayyıldızlı Bayrağımız” haricinde hiçbir bayrağın dalgalanmasına da Yüce Allah’ın izniyle hiçbir şekilde izin verilmeyecektir. Bu da böyle biline!
|