22 Mayıs 2012 Salı
Live tracking and statistics
Paylas
YETER ÇOK OLDUNUZ!
Çarşamba, 23 Mart 2011 02:49
Dünya üzerinde yaşayan Türkler için tarihi, kültürel ve manevi açıdan büyük öneme sahip Nevruz Bayramı’nı sahiplenip amaçlarına ulaşmakta bir propaganda aracı olarak kullanmaya çalışan etnik bölücü terör örgütü PKK ile yandaşlarının bu amaç doğrultusunda düzenledikleri kutlamalara katılan BDP milletvekillerinin sözlü ve fiili saldırıları dengesizliklerini bir kez daha ortaya koymuştur.
     Nitekim bu amaç doğrultusunda Silopi’de gerçekleştirilen nevruz kutlamaları sırasında BDP’nin İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel’in Emniyet amirine yönelik gerçekleştirmiş olduğu sözlü hakaret ile tokatlama olayının anlaşılır ve kabul edilir bir yanı olmamakla birlikte bu hain saldırı sadece Emniyet Mensubunun şahsına yönelik değildir. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Büyük Türk Milleti’ne yönelik gerçekleştirilmiş bir hain saldırıdır. Manevi açıdan bu önemli günü provokatif eylemlerinde araç olarak kullanıp etnik bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi kuruluşu gibi hareket eden sözde siyasi parti BDP’nin İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel denen zatı onursuz, hain ve alçak davranışından dolayı şiddetle kınıyorum. Sabahat Tuncel denen bu zat 2007 Temmuz’una kadar kaldığı cezaevini ve cezaevi günlerini özlemiş olmalı ki bu hain saldırıyı gerçekleştirmiştir. Ancak şunu da iyi bilmelidir: Cezaevi günlerini fazla özlemesine gerek olmadığını ve günün birinde o günlerine geri döneceğini asla unutmasın!
      Öte taraftan aynı amaçla Van’da düzenlenen kutlamalar sırasında da söz konusu sözde siyasi partinin Van Milletvekili Özdal Üçer denen zatında haddini aşarak çevik kuvvette görevli polis memurunun başından resmi görev şapkasını çekip almasının da kabul edilir ve anlaşılır bir yanı yoktur. Özdal Üçer denen bu zat bu davranışıyla sadece devletin kolluk görevini yerine getiren polis memuru ile dalga geçmeye çalışmamış aynı zamanda bizzat Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Büyük Türk Milleti ile dalga geçmek istemiştir. Ancak bu zatın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kendilerine milletvekili olmalarından ötürü tanıdığı dokunulmazlık zırhının arkasına saklanarak sözlü ve fiili saldırı gerçekleştirmesi bir onursuzluk örneğidir.
       Çünkü bugün cüzdanlarında taşıdıkları Türkiye Cumhuriyeti Devleti nüfus cüzdanı ile pasaportu sayesinde dünyanın her tarafında itibar gören bu zatlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kaldırdıkları elleri ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve Büyük Türk Milleti’ni hedef almışlardır. Bugün kendilerine ödenen milletvekili maaşları ve sunulan hizmetlerin bedeli o polislerin maaşlarından kesilen vergi katkılarından karşılanmaktadır. Kendilerine sunulan dokunulmazlık zırhını bırakın canını dişine takıp bu milletin güvenliğini sağlamaya çalışan polislere karşı değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir vatandaşına dahi kullanma hakları yoktur. Bu dengesizlikleri sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Büyük Türk Milleti’nin gözünde daha da aşağılanmışlardır. Ve milletimiz bu zatların ne yapmak istediklerini bir kez daha görmüştür.
       Ayrıca aynı partinin Batman Milletvekili Bengi Yıldız denen zatında basına yansıyan resimlerinde kutlamalar sırasında elinde taşla üzerinde terörist kıyafetiyle tarafının ne olduğu açıkça gözükmektedir.
      Devletin imkânlarından yararlanıp TBMM’ye bir türlü uyum sağlayamayan bu zatların bu davranışlarının vekillikle bağdaşır bir yanı bulunmamaktadır. Maalesef Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden maaş aldıkları halde kendilerini dağdaki terörist zannetmektedirler. Eğer dağdaki terörist iseler TBMM’nin havasını soluyup milletin ödediği vergilerden maaşlarını alıp dokunulmazlık zırhına bürünmek yerine kendilerini yakıştırdıkları Kandil’e gitsinler. Yok, TBMM’de milletvekilliği yapmak istiyorlarsa önce sırtlarındaki terörist kıyafetlerini ve ayaklarındaki mekap ayakkabılarını çıkartıp etnik bölücü terör örgütü PKK ile olan her türlü organik ve inorganik bağlarını kesip atıp adam gibi milletin ve devletin yararına faydalı işler yapıp vekilliklerini yapsınlar. Devlet memuruna “defol!” demek yerine bu durumlardan şikâyetçiler ise gönülleri gibi akılları da Kandil’de ise o zaman kendileri defolup gitsinler!
       Ahmet Türk denen zata karşı bir vatandaşın bir yumruk atması neticesinde ayağa kalkan bu zatlar maalesef şiddetin en alasını kendileri kullanarak şiddetten yana olduklarını bir daha gözler önüne sermişlerdir. Maalesef kendilerine gelince şiddet zararlı ama vatandaşa veya bir devlet memuruna yönelik olarak kendileri gerçekleştirdiklerinde pişman olmayıp haklılıklarını dile getirmektedirler. Sen kalk devletin memuruna tokat at! Öteki kalksın devletin memurunun üniformasının kepini alsın! Ondan sonrada biz haklıyız desinler. Oldu olacak o memurları cezalandıralım. Bu hangi adalette, hangi hukuk sisteminde vardır?
        Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti… İsteyen istediği gibi cirit atamaz. Burada orman kanunları geçerli değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü vardır. Milletvekillerinin dokunulmazlık zırhlarından da üstündür. Bu nedenle bu yaşanılan hain saldırılar karşısında son noktasına kadar hukuk kuralları işletilmelidir. Savcıların hazırlayacağı dosyalar neticesinde TBMM’ye gelmesi muhtemel yargılama izni için TBMM çatısı altındaki BDP haricinde bulunan siyasi partiler bir olup bu vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına onay verip bu zatlara yargı yolunu açmalıdırlar. Herkes istediği gibi cirit atıp dokunulmazlık zırhına bürünüp yaptıkları yanına kar kalmamalıdır. Bu TBMM çatısı altında görev yapan tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin görevidir.
        Bir kez daha etnik bölücü terör örgütü PKK’nın yan kuruluşu gibi görev yapan sözde siyasi parti BDP’nin milletvekilleri Sabahat Tuncel, Özdal Üçer ve Bengi Yıldız denen zatları sözlü hakaret ve fiili saldırılarından dolayı şiddetle kınıyorum. Ve Türk Adaletine güveniyorum!
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile