Bu dünya fanilerin dünyasıdır. Ve bizler biliyoruz ki “Her fani bir gün ölümü tadacaktır!” Bu nedenle ölümleri takdiri ilahi olarak görüp aşkların, sevgilerin en yücesini duyduğumuz Yüce Rabbimize kavuşulmasından ötürü metanetli ve imanlı davranıyoruz. Lakin bazen yitirdiğimiz insanlarımızı insanlık için, ülkemiz için, milletimiz için, ümmetimiz için bir kayıp olarak değerlendiriyoruz. Siyasetin hem ilmi alanında hem de yaşam alanında bulunmuş biri olarak bazı siyasetçilerin vefatını Türkiye ve hatta Türk – İslam Dünyası açısından birer kayıp olarak görüyorum. Bir Alparslan Türkeş’in vefatı hem Türkiye hem de Türk Dünyası açısından büyük bir kayıp olmuştur. Veya Rahmetli Muhsin Başkan hem Türkiye hem de Türk – İslam Dünyası için büyük bir kayıptır. Ayrıca Rahmetli Muhsin Başkan’ın en verimli olacağı bir zamanda kaza ya da suikast olup olmadığı belli olmayan bir şekilde aramızdan ayrılması yüreğimizi dağlamıştır. Öte taraftan geçtiğimiz Cumartesi vefat eden Rahmetli Erbakan Hocamızın aramızdan ayrılması da hem Türkiye hem de İslam Dünyası açısından büyük bir kayıptır. Nitekim Müslümanların ve Müslüman devletlerin birlik ve beraberlik sergilemeye ihtiyacı olduğu şu endişeli ve tehlikeli günlerde eksikliği daha fazla hissedilecek ve yeri doldurulamayacaktır. Ayrıca Rahmetli Erbakan Hoca’nın vefatının ardından hayatının yazılı ve görsel basında paylaşılması ile birlikte insanlar ülkemiz için, İslam Dünyası için nasıl bir değeri kaybettiklerinin farkına vardılar. Ancak millet olarak değerlerimizi kaybettikten sonra değerlerimizin farkına varıp değer veren bir milletiz. Bu nedenle de üzülüyorum. Keşke değerlerimize zamanında sahip çıkıp hak ettikleri kıymeti, değeri verebilsek… Maalesef bir insanı kaybettiğimizi duyana kadar haklarında bilgi sahibi olmayıp musalla taşından itibaren değer vermeye başlıyoruz. Derler ya “kaybettiğin zaman değerini anlarsın” diye… İşte aynen öyle oluyor. Rahmetli Alparslan Türkeş’te de, Rahmetli Muhsin Başkan’da ve Rahmetli Necmettin Erbakan’da da aynen böyle oldu. Miting alanlarında rekor kırılmayan sayıdaki insan seli her üç cenazede de aktı. Yüz binler değil, milyonlar bir olup Fatihalarla uğurladı, son yolculukta… Oysa her üç siyasi büyüğümüzde Türkiye’ye ve hatta insanlığa hizmette yarışıp bu uğurda birer tuğla koyan insanlardır. Nitekim Rahmetli Erbakan Hocamızın bilime katkıları da yadsınamayacak derecede büyüktür. Hazır bilim demişken; Bazen kendi kendime düşünürüm. Bilimle uğraşan büyüklerimiz neden siyasete bulaşırlar? Neden bilim alanında arkalarından çalışmaları sürdürecek gençler yetiştirmeyi tercih etmezler diye? Sanırım bu soruların cevabını Rahmetli Necmettin Erbakan Hocamızın vefatından sonra buldum. Tahminimce ilim – bilim alanında başarılı olmuş bilim adamları toplumsal ve siyasi alanda eksiklikler, haksızlıklar görmelerinden dolayı toplumda adaleti, hakkı – hukuku arayıp bir sistem olarak düzen getirmek için yani insanlığa hizmet için siyaseti de tercih ediyorlar. Aslında haklılar. Bilim adamı olmak siyasette ehil sahibi olunmadığını göstermez. Keşke siyasette ehil sahibi olan insanlar olsa da bilim adamları da bilim alanında ehilliklerine devam edip arkalarından gençler yetiştirmeye devam edebilseler… Belki Rahmetli Erbakan Hoca hakkın – hukukun korunduğu, adaletin sağlandığı ve güvenli ellerin ülkeyi yönettiğini görseydi kampüsten veya motorun başından kalkıp siyaset kulvarında koşmazdı. Belki de bugün dünyanın en verimli ve en iyi uçak motoru yapıp ihraç ediyor olurduk. Kim bilir? Yazacak çok şey var. Lakin uzunca yazıp insanları boğmaya da gerek yok. 85 yıllık ömrü boyunca kendi imkânları ile insanlığa hizmet etmeye çalışmış bir siyasetçi ve bilim adamı. Artık aramızda değil. Bir dakika karanlık eylemi için “gulu gulu dansı” diyen ve Siyonizm’e karşı çıkışlar yapan siyasetçimiz artık televizyonlarda olmayacak. Takdiri ilahi! Vadesi bu kadarmış. Fani dünyadaki işlerinin veya hizmetlerinin süreleri dolmuş. Artık gerçek âleme ve sonsuzluğun sahibi Yüce Rabbimize kavuştu. Başta ailesi olmak üzere Saadet Partisi mensuplarının, sevenlerinin ve Türk – İslam Âlemi’nin başısağolsun! Allah rahmet eylesin! Mekânı cennet olsun! Yüce Rabbimiz Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e komşu eylesin! Ömürlerini ülkemiz için, Türk – İslam Âlemi için kısacası tüm insanlık için hizmete adayan ve sonsuzluğun sahibi Yüce Rabbimize koşan büyüklerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. Allah hepsinden razı olsun! Ruhlarına El - Fatiha!
|